Tüm pişmanlar bu frekansta

Radyo Karma Türkiye’de Pişman İnsanlar Cemiyeti programını yapan DJ Reha Özcan, ”2019’dayız ve bu yüzyılın yeni şairleriyle belki de telefonda tanışıyorum” diyor.

Tüm pişmanlar bu frekansta

Kimdir bu Pişman İnsanlar Cemiyeti’nin üyeleri?

Bir üye gibi nitelendirmektense ailenin fertleri gibi nitelendiriyorum. Üçüncü yılına yaklaşmakta. Kulaktan kulağa şehir efsanesi olarak insanlar birbiriyle paylaştı. Devamında da kocaman bir aile olundu. Pişman İnsanlar Cemiyeti değil de ütopik bir şekilde pişman insanlar mahallesi diyoruz biz programda. İnsanların iyi hissettiği ve birbiriyle tanıştığı bir platforma dönüştü.

Gece programa başlarken bir tema belirliyor musunuz?

Programa başlamadan önce böyle bir hazırlık yapmıyoruz. Sonunu bilmediğimiz bir geceye merhaba diyorum ben. Bir sohbet halinin devamı gibi oluyor.

Programda pişmanlığıyla yüzleşen, harekete geçen ve “mutlu sona” ulaşan birileri var mı?

Çok iyi dostluklar oldu. Uzun soluklu arkadaşlıklar kuranlar var. Bir sene önce bir etkinliğimize gelen bir dinleyici “Samsun’da bizim bir arkadaş grubuz var “Pişman İnsanlar Cemiyeti” sayesinde tanıştık demişti. Aynısı Konya’da, Adana’da, İstanbul’da da var. Birbirlerine aşık olanlar da oluyor. Şu ana kadar denk geldiğim nişanlanan bir çift var. Nişanlarına çağırmışlardı.

Bu kadar pişmanlıkla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Ben bu sayede kendi pişmanlıklarımın çok hafif olduğunu gördüm. Daha gerçek insanlarla tanıştım. İnsanların pişmanlıklarıyla başa çıkmak gibi değil de insanları dinlemek, onlara yetiyor zaten. Çünkü insanlar artık birbirini dinlemiyor. Benim onlara vereceğim bir nasihat beklentisinde değiller sadece anlatmak istiyorlar. Etkisinden kurtulamadığım çok fazla hikaye var. Eskiden bu kadar hüzünlü biri değildim.

Sizin en büyük pişmanlığınız?

Saymakla bitmez diyebilirim... Hayatımda hiç keşke yok çünkü pişman olmayı tercih ediyorum. En büyük pişmanlık gibi bir ayırım yapmıyoum hepsinin bedeli aynı oluyor.

Programınızın bu kadar çok müzik yayını yapan platformun arasından sıyrılmasını nasıl açıklarsınız?

Radyo sadece bir müzik kutusu değil, yaşayan bir şey. Müziği her yerden dinleyebilirsiniz, radyonun ne çaldığı değil de ne anlattığı önemli. Eğer doğru şeyler hissettirilebiliyorsa bunun teknolojiyle bir kavgası olamaz. Bir işin içinde samimiyet varsa teknoloji engel olamaz.

İnsanların ses tonları, cümleleri... Hepsinin kendilerini ifade edişleri çok şairane...

2019’dayız ve bu yüzyılın yeni şairleriyle belki de telefonda tanışıyorum. İlla paylaşmaları ya da büyük bir yazar olmaları gerekmiyor. İyi anlatıcılara denk geliyorum ve kendini iyi ifade eden insanlarla bu hikayeleri paylaşmak bana mutluluk veriyor. Hüznü yaşıyorum ve hüznün de pozitif etkisi var.

“After değil affet partisi”

”After değil affet partisi”ni konuşalım birazda...

İstanbul’da bir buçuk ya da iki ayda bir yapıyoruz. Cuma ya da cumartesi geceleri oluyor. Diğer şehirlere de gittik. Sonu olmayan bir gece. Playlisti kesinlikle belli olmayan bir gece. Türkçe rap çalıyorken ardından bir Müslüm Gürses çalabiliyor. Gece bizi nereye sürüklerse oraya gidiyoruz. Stand up ve partiyi birleştirdiğim bir konsept. Zaten gelenler birbiriyle sosyal medyada tanışmış oluyorlar. Merhaba ben X kullanıcısı ben Y kullanıcısı gibi tanışmalara şahit oluyoruz. Kocaman bir ütopyanın gerçek hayata yansıması gibi geceler oluyor.

İnsanlar bu partiye pişmanlıklarını paçalarından savurup eğlenmeye mi geliyor?

Herkes evden çıkmadan önce kendini ikna etmiş “Ben bu gece gideceğim ve sadece eğleneceğim”. Bütün kederi, sıkıntıyı, düşünceleri bir kenara bırakıp orada belki de deşarj olma ihtiyacını karşılıyor. Şöyle bir şeyle karşılaşıyorum sürekli, insanlar programda neler anlatıyorsa partide de anlatmaya çalışıyor. Bu defa herkese yetişemiyorum.

Jean Claude Van Damme’ın ilk isteği Türk kahvesi olduÖzel jeti ile dün akşam Bodrum’a gelen Jean Claude Van Damme’ın otele girer girmez ilk isteği sade Türk kahvesi oldu. Van Damme'ı karşısında gören yerli ve yabancı turistler şaşkınlık yaşadı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber