Yazarlar
20.06.2017 - 02:30

Sağlıklı beslenmenin modası olur mu?

Sitene Ekle
Son durum  |  Çağdaş Ertuna cagdas.ertuna@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Geçen yaz, pazartesi detoksa başlıyorum dediğimde herkes güldü.

Bayramda, Bodrum’da, Ramazan sonrası olduğu için...

Herkesin kendini gezmeye-eğlenceye verdiği günlerde, yeme-içmede limitler zorlanırken, Şeker Bayramı diye tatlı krizlerine hazır bahane bile varken...

Zoru severim demiş, gülüp geçmiştim.

Daha Bodrum’a gelmeden, kararımı bile vermiştim, Bodrum’da eve servis edilen detoks kutularına başlamaya.

Hem bir yere kapalı kalma zorunluluğu yoktu, hem gün boyu yiyeceğim içeceğim her şey önüme hazır gelecek, hem de bunu yaparken bütün toksinlerden arınacağım diye düşünmüştüm.

Zaten, tatilin ilk hafta sonunu son hızla bütün yeni açılan plajları, restoranları gezmeye ve denemeye ayırdıktan sonra bünye hem bir yeme-içme detoksuna hem de sosyal hayat detoksuna ihtiyaç duyuyordu.

Yine de kolay olmadı tabii.

Detoksta sıvıyla mı beslenmeli?

İki seçenek vardı, ya tamamen sıvıyla beslenecek ya da yemekli versiyonunu seçip sabah ve öğlen hafif ve sağlıklı bir şeyler yiyip, 14.00’ten sonra tamamen sıvıyla beslenmeye geçecektim.

İkinci seçeneği duyunca ne kadar sevindiğimi kelimelerle anlatamam.

Sabah önce 2 bardak alkali su içip, sonra cayenne biberli, akçaağaç şuruplu limonatayla güne başladım.

1 saat sonra ya şeftali-çilek- kabak çekirdeği, ya salatalık, zeytin, maydanoz üçlemesi gibi minik bir kahvaltıyla devam ettim.

Sonra öğlen bol tarçınlı taze badem sütü ile bir ara öğün yaptım.

Öğle yemeği ise 14.00 civarında, kabak, bezelye gibi bir sebze yemeği ya da yeşil salata.

Sonrasında ise 16.00’da meyve ve sebzelerden oluşan bir yeşil içecek.

18.00’de ise ikinci yeşil içecek.

Bu, birinci gibi tatlı değil, içinde meyve yok, sadece yeşil sebzeler var.

Sonra da final akşam bir sebze çorbasıyla yapılıyordu.

Bu arada bol bol su içiliyor, kahve, çay, alkol tamamen yasaktı.

İlk üç gün halsizlik ve korkunç bir baş ağrısı oldu tabii, her detoksta olduğu gibi.

Vücut 3 günde ancak alıştı, 4. günde sanki o ilk 3 günü hiç yaşamamış gibi enerji arttı, ciltte gözle görülür bir ışıldama oldu.

5. günün sonunda, müthiş bir hafiflik hissi, hem fiziksel hem ruhsal...

Açlık hissi hiç yoktu, sinir bozukluğu da...

Bir haftada 4-6 kilo verenler de oluyor dediler, ama hiç kilo vermeseniz bile sırf bu hafiflik hissi bile yeter diye düşünüyordum o zaman.

Peki ama şimdi gelinen nokta ne?

Kızgın Şef diyetlere neden karşı?

Şimdi Angry Chef (Kızgın Şef) lakaplı bir şef Anthony Warner konuşuluyor.

Önce blog’uyla, sonra yazdığı kitaplarla…

Herkesin detoks, sağlıklı yaşamla kafayı bozduğu, proteinden sonra şimdi de diyetlerde yağı yükselttiği, ketojenik beslenmeye ağırlık verdiği, ara öğünleri artırmak yerine öğün sayısını azaltmaya ve açlık saatini artırmaya çalıştığı bugünlerde Kızgın Şef sağlıklı beslenme hakkındaki yeni öğretilen her şeye karşı.

Detokslara, diyetlere, sağlıklı yaşam ürünlerine, glütensiz, şekersiz gıdalara…

Hepsine tamamen karşı.

Avokadonun portakaldan daha çok tercih edilmesine, hindistan cevizi yağının bu kadar çok kullanılmasına da karşı.

Post  truth (Gerçek sonrası) dönemin beslenmede de geçerli olduğunu düşünüyor.

Aslında söylediği şey çok basit, her şeyi kararında yemek lazım diyor.

Vücudu tamamen yağsız ya da şekersiz bırakmamak lazım diyor.

İşlenmiş gıdalardan uzak durun, ev yemeklerini tercih edin diyor.

Doğrusu, geçen bayramdan bu bayrama geldiğimiz nokta bu.

Şaşırıyor muyuz? Hayır.


Kutsal Damacana filminin başrol oyuncusu kimdir?
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.