PazarRSS
20 Mart 2010 - 18:11

Şampanya istilası!

Mehmet Yalçın Şişedeki balıkmyalcin@tnn.net Tüm Yazıları »

Vergilerin düşmesi sayesinde dünyanın en seçkin şampanyaları birbiri ardına ithal edildi. Efsanevi Krug başı çekiyor


Krug Grande Cuvee bir senfonidir. Her enstrüman aynı notayı farklı şekilde yorumlar ve her biri senfoninin armonisine hizmet eder...” Üreticisi Henri Krug’ün bu sözlerle anlattığı şampanya, tam 40 ila 50 farklı temel şaraptan harmanlanıyor. Rekolte mi? 6 ila 10 ayrı rekolteden... Bu şarapların kökeni ise, 20 ila 25 Grand Cru bağ...
Bu müthiş zengin harman, her şarabın meşe fıçıların içinde mayalandığı, ardından yine meşe fıçılarda en az üç yıl dinlendiği de düşünüldüğünde, ortaya çıkan şampanyanın diğerlerine benzememesine şaşmamak gerek. Tadı mı? Piyasaya yeni sürüldüğünde kavrulmuş badem, vanilya, kızarmış ekmek ve pişmiş meyve bukeleri ön planda. Damakta narenciyemsi çeşniler belirgin, asidite diri. Yoğun gövdeli, maskülen, damakta çok uzun... Tabii bu lezzetler çok soğutulmadan, 10-12 derecede yudumlandığında hissediliyor. 

30-40 yıl sonra bile yudumlanabilecek
Belli bir rekoltenin ürünü olmayan bu şampanya, aynı kategorideki benzerlerinden farklı olarak uzun yıllar mahzende dinlendirilebiliyor da. 30, hatta 40 sene sonra bile yudumlanıyor ve antikacı dükkanlarındaki eski ahşap kokularını andıran bukeleri, damakta da adeta kremamsı dokusuyla insanı şımartıyor...
Şampanyaların kralı Krug’ün ana ürünü olan Grande Cuvee, geçtiğimiz günlerde ülkemizi şereflendiren şampanyaların en önemlisi. Ama onu birkaç omuz farkıyla geriden izleyen başka efsaneler de artık Türkiye’de: Bilenler arasında en az Dom Perignon kadar ünlü, hatta ondan da prestijli Ruinart, 80’li yılların sonuna kadar ithal ettiğimiz Veuve Clicquot Yellow Label, onun prestij rezervi La Grande Dame, “Çarların şampanyası”, özel rezervi kristalde şişelenen Louis Roederer...
Bu saygın şampanyaevlerinin ürünlerinin Türkiye’ye ithali kadar, ithal edilen ürün paleti de sürprizli. Geçtiğimiz yıla kadar şampanyaya konan özel tüketim vergisi o denli yüksekti ki, kalite olarak en temel basamaktaki şampanyalar ithal edilebiliyordu. Yıllanmış özel rekolteler, fiyatları astronomik olacağı için getirtilemiyordu. “Millesime” denilen özel rekoltelere ait yıllanmış şampanyalar, bu kez getirtilebildi. Türkiye, neredeyse bir şampanya cennetine dönmek üzere...

“Dul madamın şampanyası”
Biz Türkler hâlâ şampanyayı kutlamalarda açılan, otomobil yarışlarının finalinde patlatılan havalı, hoş ama biraz boş bir köpüren şarap türü zannediyoruz ama, bu yeni gelen şampanyalar bu özel şarabın bir üst ligini temsil ediyor. Tabii ki sadece partilerde açılıp ne olduğuna dikkat bile edilmeden su gibi yudumlanacak şampanyalar da var. Ama son gelenler, özel sofralarda, incelikli lezzetlerin eşliğinde, üst düzey birer şarap olarak yudumlanacak şampanyalar...
Ruinart’ın yüzde 100 Chardonnay üzümlerinden yapılmış Blanc de Blancs’ı, mükemmel bir aperitif. Rozesi de çok zarif bir şarap. Louis Roederer’in roze vintage’ı ise serin içmeseniz ve rengini görmeseniz, bir Burgonya kırmızısı sanabileceğiniz zenginlikte. Roederer Brut Vintage ise 2003 rekoltesinin bol güneşini üzümlerin adeta içtiği, damakta kremamsı yoğunlukta ama ipeksi pürüzsüzlükte bir üst düzey şarap. Dolgun, adeta yağlı, elma ve armut bukelerine eşlik eden kızarmış ekmek nüansları çok zarif. Aperitif olmak için ağır yapıda, ıstakoz ya da karides gibi deniz ürünleriyle sunulmaya yakışıyor.
“Dul madamın şampanyası” olarak bilinen Veuve Clicquot’nun La Grande Dame’ı (büyük hanım!), bu şampanyanın annesi Madam Clicquot’nun otoriter kişiliğinin altında yatan sevecenliğini her yudumunda yansıtıyor. Güçlü ama seçkin ve ince bir şampanya bu... O da lezzetlerin iyi akord edildiği özel sofralara layık. 

Eskileri de yabana atmamak gerekir
Bu son gelenlerin yanında, geçtiğimiz iki yıl içinde ithal edilen şampanyaların da fiyatları düşmeye başladı. Bunlardan Lanson, Bollinger, Taittinger, Nicolas Feuillate da saygın markalar. Bollinger en temel rezervi olan Special Cuvee’siyle de bir efsane, Lanson ise çok uygun fiyatları ve fiyatına göre üstün kalitesiyle göz dolduruyor.
Tüm vergi indirimlerine rağmen, şampanyaların fiyatları 190 liralık Lanson’dan 1250 liralık Krug’e kadar değişen bir yelpazede yine de yüksek. Ama bu biraz da Türkiye’de şampanyanın az tüketilmesiyle ilgili. İthalatçılar, 100 kasa için de, bin kasa için de aynı bürokrasi, laboratuar, kırtasiye vb. masrafını yapıyorlar. Bu masraf ne kadar çok şişeye bölünürse, fiyata o kadar az yansıyor.
Yeni şampanyaların gelişi, damağımızı renklendirmek, gastronomi dünyamızı renklendirmek için bir fırsat. İlk adımı, şampanya attı. İkinci adımı atma sırası ise, yeni kuşak Türk şarapları bile 90 liralara çıkmışken, promosyonlarla fiyatları bazen 130 liralara kadar inen şampanyalara ilgi göstermesi beklenen şarapseverlerde. Ve bu yeni fiyatları, yeni şampanyaları müşterilerine yansıtması beklenen restoranlarda...

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Aşağıdakilerden hangisi iletişim aracı değildir?
Markapon
©Copyright 2010