Pazar

14.01.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 14.01.2018-10:51

Saniye Anne’nin 155 bin takipçisi var

76 yaşındaki Saniye Anne, YouTube kanalında yemek tarifleri paylaşıyor, oğlunun çektiği videolar milyonlarca kez izleniyor. Dört yıl önce yaşadıkları sağlık problemlerinin ardından bu uğraş onlara hem moral olmuş hem de ekonomik anlamda destek

Sitene Ekle

ÖZGE KARA - ozge.kara@milliyet.com.tr

Saniye Karataş, 76 yaşında. Sosyal medyada Saniye Anne olarak biliniyor. Takipçileriyle evde yaptığı yemek tariflerini paylaşıyor. O yemekleri yapıyor, oğlu Süleyman Karataş videolarını çekiyor. Dört yıl önce bypass ameliyatı olmuş Saniye Anne. Üzerinden altı ay geçmemiş bu kez oğlu damar tıkanıklığı nedeniyle bacağını kaybetmiş, protezle yaşamaya başlamış. Tüm bu süreçte acılarını hafifletmek için kendini yemek yapmaya veren Saniye Karataş’a oğlu “Saniye Annenin Yemekleri” adında bir YouTube kanalı açmış. Kanal ve takipçileri hem moral olmuş onlara hem de ekonomik anlamda destek... Bugün 150 binden fazla takipçileri var, videolar ise milyonlarca kişi tarafından izleniyor. Google’ın davetiyle Brandweek’e konuşmacı olarak katılmış Saniye Anne. Sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Google’ın düzenlediği “Kadın ve Teknoloji Zirvesi”ne davet edilmiş. Geçtiğimiz günlerde İzmir’deki evinde ziyaret ettik Saniye Anne’yi. Bir taraftan menemen yaptık, bir taraftan da hikayesini dinledik.

- Yemek videoları çekmeye nasıl başladınız?

Bundan 3.5 yıl önceydi. O aralar daha yeni bypass olmuştum. İyileşip ufak ufak yemek yapmaya başladım. Bu oğlan da sürekli beni çekmeye çalışıyor. “Hastayım zaten, çekme beni” diyorum, yok. Çektirmedim kendimi önce. Bir gün biber salçası yapıyordum, almış eline yamuk bir telefon, yine beni çekmeye çalışıyor. Ben de balkona kaçtım, beni görmesin, çekmesin diye. Balkona da geldi peşimden, ille de çekti beni. Gayrı seslenmedim; çeksin, ne yapacaksa yapsın dedim.

- Biliyor muydunuz internette yayınlanacağınız?

Yok, nereden bileyim?  Zaten YouTube nedir bilmiyordum bile. Eğlencesine çekiyor sanıyordum. Bir ay falan oldu, beni çekmeye devam etti. Sonra “Anne bir abone geldi, anne iki abone geldi” demeye başladı. Abone nedir bilmem ki... Sonra baktım ki yüz izleyicim oldu. Bu sefer bana bir heves geldi o yüz izleyiciden... Komşulara diyorum ‘Beni yüz kişi izledi.’ (Gülüyor) Ondan sonra ufak ufak aldı başını gitti.

“Herkese cevap veriyorum”

- Videoları yükledikten sonra takip ediyor musunuz kaç kişi izledi, kaç kişi beğendi diye? Heyecanlı oluyor mu?

Oğlum takip ediyor ama ben de yanındayım hep. Onları dinlemek istiyorum, onlarla konuşmak istiyorum. Herkese cevap veriyorum zaten. Hep iyi sözler, iyi sorular geliyor. Başka kanallara gitmiş yapamamış, benim tariften yapmış, onu söylüyor mesela. Benim kanalda yemekleri nasıl yaptığım, hepsi yazılı. Çok memnun kalıyorlar. “Senin sayende yemek yapmayı öğrendim” diyenler var. Hep dua ederler bir de bana, çok dua ederler. Hiçbir kötü sözlerini duymadım.

- Her gün çekim yapıyor musunuz?

Her gün olmasa da gün aşırı yapıyoruz. Bir seferde iki-üç tarif yapıyorum. İlk başlarda ölçü bilmem, bir şey bilmem. Tepsilerle yapıyordum yemekleri. Yenmiyordu, zaten iki kişiyiz. Komşulara veriyordum. Sonra sonra tecrübe sahibi oldukça azalttım.

- Peki bir çekim günü nasıl geçiyor sizin için?

Benim ne pişireceğim bir gün önceden bellidir. Erkenden kalkıp yemeklerin malzemelerini ölçülerine göre ayrı ayrı hazırlıyorum. Sonra saat dokuz gibi oğlanı kaldırıyorum, “Kalk, kalk, kalk… Üç tane yemek var pişireceğimiz” diye. Önce yok falan der ama kalkar, erken kaldıra kaldıra alıştırdım onu da. Bir taraftan kahvaltı yapar, bir taraftan da çekim yapar. Bazen ‘Aman usandım’ diyor ama çekiyor yine de.

- Mesai gibi yani?

E tabii. Ben bypass olduktan 6-7 ay sonra oğlanın bacağında damar tıkanıklığı oldu, kestiler bacağını. Ben zaten hastayım, bir de onun acısı binince “Bunu nasıl unutabilirim?” diye düşündüm. Yemek yaptıkça acım hafifledi. Öyle öyle bağlandım bu işe zaten. Ondan sonra da devamı geldi. Şimdi bırakmam, bırakamam da. Acılarımızı unuttuk o sayede. Çekim, montaj, çekim, montaj… Her şeyi unuttuk. Yoğun çalışma temposuna girdik.

- Başka yemek kanallarını takip ediyor musunuz?

Bakamıyorum kendi kanalımdan başkasına ama Süleyman bakıyor. “Anne onlar bu kadar izlenmiş, şunlar bu kadar izlenmiş” diye söyler hep.

“Menemen soğanlı olur!”

Röportaj günü her zamanki gibi erkenden uyanmış Saniye Anne. Sütlacını yapmış, meyve sularını sıkmış. Ev işlerini yapıp bizim için pişireceği menemenin malzemelerini hazırlamış. “Siz geleceksiniz diye ağır menü yapmadım bugün” diyor. Geçiyor tezgahın başına, elime yumurtaları tutuşturuyor:  “Kır kır, öğren haydi” diyor. O esnada soruyorum, menemen soğanlı mı olur soğansız mı? Bir çırpıda yanıt veriyor: “Menemen soğanlı olur. Soğansız menemen olmaz, o sabah kahvaltılık omlet olur.” Bunun gibi daha pek çok tüyo için www.saniyeanneyemekleri.com  adresini ya da Saniye Anne’nin 
YouTube kanalını ziyaret edebilirsiniz.

Süleyman Karataş: “YouTube sayesinde hayata bağlandı”

Annem yemek yapmayı çok seviyor. Yaptığı yemeklerin internette izlendiğini görürse, onun için, sağlığı için iyi olur diye düşündüm. Öyle de oldu... İlk başlarda çok heyecanlıydı. Annemi dört yıl önce görseydiniz, kesinlikle böyle değildi, hayalet gibiydi. YouTube sayesinde hayata bağlandı. İlk başladığımızda bu kadar büyüyeceğini tahmin etmiyordum. Ufak da olsa bir gelir olur diyordum. Cep telefonuyla çekmeye başladım. Kamerayı kanal iki bin aboneye falan geldiğinde aldık. Şimdi üçüncü kameramızla çekim yapıyoruz. Kanal büyüdükçe imkanlarımız doğrultusunda masraf yapıyoruz. Şu anda bir gelir geliyor. Çok mu? Çok değil ama Allah’a bin şükür bizi geçindiriyor. Biz iki kişiyiz zaten. Bir de mutfak masrafları oluyor tabii. Sponsorsuz rekabet etmesi çok zor. O yüzden biz de sponsor arıyoruz.


©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.