OmbudsmanRSS
26.03.2012 - 02:30 | Son Güncelleme: 25.03.2012-20:27

SANSARYAN DAVASI

Milliyet’in Los Angeles’ta yayımlanan Asberaz’dan alıntı yaparak haberleştirdiği, Ermenilere ait Sansaryan Han ve Erzurum’daki kolejle ilgili olarak vakıf yönetiminden açıklama ve düzeltme geldi

Sitene Ekle
SANSARYAN DAVASI

DERYA SAZAK okur@milliyet.com.tr dsazak@milliyet.com.tr

Ermeni cemaatinin Los Angeles merkezli günlük gazetesi Asberaz’da yer alan bir haber, 22 Mart tarihli Milliyet’te “Sansaryan Han’ın (Sanasaryan) Erzurum’daki arazileri için dava” başlığıyla aldı.
Dış Haberler Servisi’nin haberinde özetle şöyle deniliyordu: “Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan’ın rahatsızlığı nedeniyle fiilen Patrikhane’yi yöneten Başvekil Aram Ateşyan’ın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne Sansaryan Han’ın iadesi için ocak ayında açtığı davayla başlayan hukuki mücadelenin kapsamı genişliyor. Ermeni cemaatinin Los Angeles merkezli günlük gazetesi Asberaz, Patrikhane’nin girişimini övdüğü yazısında Ermeni aydınlanması için büyük önem taşıyan Erzurum’daki Sanasaryan Koleji’nin arazisinin iadesi için 14 Mart’ta açtığı davayı ‘Türkiye’nin olumsuz cevabında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidilmesinin ilk adımı’ olarak değerlendirdi.”   



 Avukatın açıklaması
Sanasaryan Vakfı adına vakfın avukatı Ali Elbeyoğlu, Milliyet’e bir açıklama gönderdi:“Sanasaryan Vakfı adına açtığımız davayla ilgili olarak Amerika’da yayınlanan Asberaz Gazetesi’nin yaptığı haber Türkiye Ermeni Patrik Başvekili sayın Aram Ateşyan arasında bağlantı kurularak haber yapılmış ve Sayın Aram Ateşyan’ın fotoğrafı basılarak üstüne Metrob Mutafyan ismi basılmıştır.
Haberin veriliş tarzı ve yanlış baskı yanında, Amerika’daki gazete ile davamızın arasında bağlantı kurulması bizleri rencide etmiştir.
Öncelikle Türkiye Ermeni Patrikliği Başvekili sayın Aram Ateşyan’ın bu dava konusu ile ilgili olarak Türkiye dışında hiçbir medya grubu ve basın organıyla herhangi görüşmesi olmadığı gibi bu konuda mülakat da vermemiştir. Dolayısıyla Amerika’daki haberi verirken haber içerisinde Patrikliğimizden bahsedilmesi ve sayın Aram Ateşyan’ın fotoğrafının basılması haberin Patrikhanemizle bağlantılı olduğu izlenimini doğuruyor ki bu doğru değildir.
Haberin başlığı ve içerisindeki Erzurum’daki arazilere dava açıldığı ve “Hukuki kapsamı genişliyor” şeklindeki yorumunuz doğru değildir. Biz açtığımız davaların hiçbirinde Erzurum’daki arazilerden bahsetmedik ve talepte bulunmadık. İstanbul’da açtığımız ilk davayla Sanasaryan Han’ın tapusunun tekrar Sanasaryan Vakfı adına tescilini talep ettik. Bu dava üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü verdiği cevap dilekçesinde Sanasaryan Vakfı’nın yönetimine 1936 yılında aldıkları bir kararla el konulduğunu ileri sürdü ve ilgili kararı mahkemeye ibraz etti. Hukuka aykırı olduğunu düşündüğümüz bu kararın 60 gün içerisinde iptalini talep etmemiz gerekiyordu. Bu kararın iptali için anılan süre içerisinde Ankara 8. İdare Mahkemesi’nde davamızı açtık. Bu dava ile Sanasaryan Vakfı’nın yönetim yetkisinin Türkiye Ermeni Patrikliği olduğunu belirterek talebimizin kabulünü ve ilgili kararın iptal edilmesini istedik.
İkinci açtığımız dava ilk açılan davanın devamı niteliğindedir. Bu davaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmek için adım olarak görmüyoruz.”   


OMBUDSMAN’IN GÖRÜŞÜ

Müslüman olmayan azınlıklara ait olan mülklerin yargıya taşınmasıyla ilgili gelişmelerin yabancı basında nasıl yer bulduğu gazetecilik açısından elbette önemlidir. Ancak Asberaz’dan alıntıyla yetinmeyip gerek haberin doğruluğunu teyit etmek, gerekse görüş almak amacıyla Sanasaryan Vakfı aranabilir, vakıf yöneticilerinin yanıtları da habere ekleneblirdi.
O zaman avukatın açıklamasına gerek kalmazdı. Vakfın, “Aram Ateşyan’ın fotoğrafının basılarak, haberin Patrikhaneyle bağlantılı olduğu izlenimini doğurduğunu ve yabancı basına demeç vermediklerini” açıklaması, haberi yeterince sorunlu hale getirmektedir. Aram Ateşyan’ın fotoğrafının üzerine Mesrob Mutafyan adının yazılması nedeniyle de özür dileriz. 



NEVRUZ’DAKİ MAĞDUR VATANDAŞ

Milliyet’in 19 Mart tarihli “Erken Nevruz Çatışması” haberinde yer alan, polis fotoğrafındaki Dr. Cem Sevinç adlı okurumuzdan, yaşadığı mağduriyetle ilgili bir açıklama geldi:
“Haberde yer alan (polisle tartışan kahverengi paltolu şahıs) fotoğrafının, gerek 1. sayfada gerekse 15. sayfadaki haberin devamında yer alan hususlar ile direkt bağlantısı bulunmamaktadır. Hemen hemen tüm okurlar, fotoğraftaki kahverengi kıyafetli kişinin (benim) Nevruz’u kutlamak amaçlı o ortamda bulunduğum ve polisin engellemesine karşılık verdiğim gibi bir algılama içerisine girecektir. O fotoğrafa konu olan olay ise kısaca şöyle gelişmiştir:
18 Mart Pazar sabahı, Tıpta Uzmanlık Sınavı için geçerli olacak dil (ÜDS) sınavına Kocamustafapaşa’daki bir okulda girdim ve sınav bitiminde Samatya Hastanesi önündeki sahil yoluna Bakırköy istikametine gitmek üzere giriş yaptım. Sahil yoluna girmem ile PKK yandaşlarının ve Nevruz kutlamaya giden eli taşlı, sopalı, molotoflu yüzlerce kişinin arasında mahsur kaldım
.
‘Tartışma çıktı’
Yaklaşık bir saat arabalarıyla aynı güzergâhta bulunan birçok insan gibi ben de her türlü provokasyon, taciz, darp vb. kötü muameleye maruz kaldım. Gerek Emniyet’in telefonları gerekse 155’i defalarca aramamıza rağmen ne telefonda ne de çevrede bir tane bile polise ulaşamadık! Yaklaşık bir saat sonra nihayet taşı sopayı yedikten sonra bir resimde de birkaç mensubu görülen trafik ekibi geldi. Ben de yaşadığım olaylardan dolayı polise “neden olayları önleyemediklerini, göstericilerin arasında ölümle burun buruna geldiklerini” ifade etmeye çalıştım ve tartışma çıktı. Doktor olduğumu söylememe rağmen kelepçe takarak zorla ekip arabasına beni bindirmeye çalıştılar fakat olay yerine gelen bir Emniyet Müdürü kelepçeleri çıkarttırarak arabama geri dönmemi sağladı. Özetle o fotoğraf, bizim mahsur kalmamıza gösterdiğim tepkinin ve isyanın bir resmidir. Kanallarda yayımlanan görüntülerdeki yorumlar gibi ‘canını zor kurtaran vatandaşın polise isyanı’ vb. gibi bir haber veya yorum yapılsa yine de kabulümdü.”
OMBUDSMAN’IN NOTU: Okurumuz haklı. Özür dileriz. Haberde, olaylar sırasında gösterilere katılmadığı halde mağduriyet yaşadığı bilgisine yer verilmediği için okurumuzun fotoğrafı göstericilerden biriymiş algısını yaratmaktadır. Bu tür olaylarda muhabirin haberi ile foto muhabirinin çektiği fotoğraflar arasında bir uyum olması gerekir. Yazı İşleri’nin bu fotoğrafı seçerken, fotoğrafın öyküsünü bilmesi istenmeyen zararlar doğmasını önler.


‘CAMİ ÇIKIŞI TUHAF CİNAYET’

Vural İpek adlı okurumuzun eleştirisi de 19 Mart tarihli Milliyet’te çıkan “Cami çıkışı tuhaf cinayet” haberindeki, ‘Vatandaşlar zanlının boynundaki haç dövmesine dikkat çekti’ nitelemesine:
“Öncelikle haberi hazırlayan, bir ayrıntıyı belirtmemiş; zanlıdaki haç dövmesi” Gamalı haç” mı idi? Faşist olmasından mı şüphelenilmiş? Normal bir haç ise vatandaşları ve bizi neden ilgilendiriyor, kişinin inancı ve özel zevkinin haberle ne ilgisi var? Burada amaçlanan ne? Zaten medya ve politikacılarımızın çoğu sürekli ajitasyon ile, bu tip olayları kaşıyarak nefreti körüklüyor. Farklı dinler “Yüce Yaradan’ın” tasarrufudur.  Çeşitli ayetlerde de bu konuda bize ne güzel öğütler vermekte olduğunu göreceklerdir.  Süratle dinler arası bir savaşa/nefrete sürüklenen bir dünyada Milliyet gazetesinin daha özenli davranmasını arzu ederdim.”
OMBUDSMAN’IN NOTU: Camiden çıkan bir yaşlı adamı öldüren katilin boynunda belirgin bir şekilde haç işaretinin olması haberdir. Ki bu bilgi ne başlıkta ne da haberin spotunda öne çıkarılmış bir bilgi değildir. Zanlıya ilişkin bir ayrıntıdır ama önemli bir ayrıntıdır. Dolayısıyla zaman zaman bu sayfada bazı haberlerde nefret suçlarına giren, kastı aşan yorumlara yer vermekle birlikte, gazetemizin bu haberde ‘nefret suçu’ yaratan bir değerlendirme yaptığı düşüncesinde değiliz.

Yorum Yazın
Gönder
Atıklardan hangisi daha çabuk parçalanır?
©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.