Tudor kalbur üstü bir stoperdi, Galatasaray’ı haddinden fazla ofansif oynatıyor. Öyle ki, on bir hafta sonunda, en yakın rakibinden üç puan önde olan sarı kırmızılılar için kafalardaki şüphe henüz bertaraf olmuş değil.

Şenol Güneş de futbolculuğunda savunma hattındaydı ve o da kariyerindeki tüm takımlarda her şeyden önce hücuma dönük bir anlayışı benimsedi, buna bugün de Beşiktaş’ta devam ediyor.

Ha keza Fatih Terim. Savunma oyuncusu olarak emekli olup hücumcu teknik direktörler kervanına katılan bir başka isim de o.

Diğer taraftan, bugün Fenerbahçe yönetimini zor durumda bırakmamak için henüz istifasını açıklamayan Aykut Kocaman bu ülkenin en iyi santraforlarından biriydi ve o, Fenerbahçe dâhil çalıştırdığı tüm takımlarda savunma öncelikli anlayıştan asla vazgeçmedi.

Kayserispor’un teknik direktörü Sumudika için de öncelik savunmada ve ne gariptir ki o da futbolculuğunda bir santraformuş.

Bu liste uzar gider ama ana fikir şu: eski futbolcular teknik direktör olduklarında, genellikle, kendi mevkilerinin tersi bir taktik anlayışa ağırlık veriyor. Bunun muhtemelen psikolojik bir nedeni; kendi yaptıklarını basit görüp önceliği bilmediklerine vermek gibi. İşin bir diğer psikolojik tarafı da bu kişilerin “ileriye ket vurma” yaşamaları. Bir başka deyişle eski bildiklerinin öğrenmelerini kolaylaştırmak yerine zorlaştırması. Hâl böyle olunca, Pele’ler, Maradona’lar, Van Basten’ler, Gulit’ler, Sergen’ler, Oğuz’lar, Tanju’lar dururken teknik adamlık ayağı topa ya değmiş ya değmemiş Morinyo’lara, Venger’lere, Aleks Fergison’lara, Benitez’lere, Sakki’lere veya Klopp’lara kalıyor. Bu, tesadüf değil.

Bu arada Kroyf gibi, Dalgliş gibi, belki Guardiola gibi teknik adam olduktan sonra futbolculuk kimliklerini rafa kaldırmayı başarmış istisnalar yok değil fakat bu işin zorluğundan mütevellit bu kişilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Velhasıl, tıpkı Arrigo Sakki’nin dediği gibi: futbolculuk at, teknik adamlık ise jokey olmak. Bu iki iş birbirinden tamamen bağımsız ve jokey olmak için önce at olmaya hiç gerek yok; hatta ne kadar az olunursa o kadar iyi.

can.nizamoglu@gmail.com