Geri Dön

Annemizin liginden Avrupa ligine

Bizim ligde “iyi” kabul ettiklerimiz, Avrupa’da “sıradan” olmaktan öteye geçemiyorlar. Daha fazla koşmalıyız, daha kaliteli olmalıyız, daha iyi mücadele etmeliyiz, takım disiplinine daha fazla uymalıyız. Annemizin liginden, Avrupa ligine terfi etmemiz için başka çaremiz yok.

Annemizin liginden Avrupa ligine

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA

Galatasaray, 11 haftası geride kalan Süper Lig’deki en iyi maçını deplasmanda Gaziantep’e karşı oynadı. Peki, ne değişti Galatasaray’da?
- Ahmet Çalık kusursuz oynadı. Her hamlesinde adeta “Beni ihmal etmeyin” diye bağırdı.
- Galatasaray sol kanattan ilk defa bu kadar fazla ve bu kadar etkili orta ve bir de asist yaptı.
- Galatasaray’ın sol kanattan bu kadar işlerlik kazanması, orta yapmak yerine içeri girip vurmayı tercih eden Babel mi, yoksa geride Emre Taşdemir, önünde Ömer Bayram mı sorusunu ister istemez akıllara getirdi.
- Orta alanın ortasında oynayan Feghouli, kenarda oynayan Feghouli’ye müthiş bir fark attı.
- Feghouli’nin aldığı her topla dikine ve hızlı gidişi, Galatasaray’a müthiş bir çabukluk getirdi. Biz hariçten gazel okuyoruz ama orta alanda Feghouli, Lemina, Ömer Bayram üçlüsü “banko” olur. Geriye kalanlar “plase”...
- Herkesin hayranlık duyduğu N’zonzi’nin orta sahayı yavaşlattığı ve yumuşattığı Gaziantep maçında çok daha iyi belli oldu.
- Yabancılardan kurulu 11, bazı şeylere “yabancı” kalıyordu. Araya yerliler serpiştirilince sanki takımın duygusu, coşkusu, tutkusu geri geldi.
- Galatasaray ilk defa Muslera’sız bir maç kazandı. Her maçın kahramanı olan Muslera bu defa konuşulmadı bile... Adeta sahada 90 dakika “izin” yaptı.
- Andone sakatlandı, ilk yarıyı kapattığı söyleniyor. Adem, bütün çabasına rağmen yeterli değil... Yetiş Falcao...
- En kötü döneminde bile ısrarla yazdım; Galatasaray, Süper Lig’in en iyi, en kaliteli kadrosu... Ama kabul edelim ki bizim ligde “iyi” kabul ettiklerimiz, Avrupa’da “sıradan” olmaktan öteye geçemiyorlar. Maalesef Galatasaray’da görüntü bu...
- Sadece Galatasaray için değil, bütün takımlarımız için geçerli bu: Daha fazla koşmalıyız, daha kaliteli olmalıyız, daha iyi mücadele etmeliyiz, takım disiplinine daha fazla uymalıyız, daha tutkulu oynamalıyız. Daha... Daha... Daha... Futbol adına, rekabet adına daha fazlasını yapmalıyız. Seyirci olarak çok daha fazlasını talep etmeliyiz. Annemizin liginden, Avrupa ligine terfi etmemiz için başka çaremiz yok.

Ne çıkarsa bahtına!

Fenerbahçe’nin futbolu “papatya falı” gibi... Ne çıkarsa bahtına... İyiyi güzeli görüp “Helal olsun” da diyebilirsiniz, ortaya koyduğu futboldan hayal kırıklığına da uğrayabilirsiniz. Niye böyle?
- Fenerbahçe’nin iki kenar adamı Moses ile Rodrigues çok etkisiz, hatta çok kötü oynuyorlar. Zaten Rodrigues bir maç oynadı, Fenerbahçe, Konya’ya 5 gol attı.
- Fenerbahçe’nin iki beki rakip hücumdayken çok içeri giriyorlar. Böyle olunca rakiplere kenarlarda geniş alanlar kalıyor ve Fenerbahçe ceza alanına ortalamanın üstünde top iniyor, tehlike yaşanıyor.
- İsla arkasına çok adam kaçırıyor. Bu anlamda kırmızı kart görmesi belki de Fenerbahçe’nin hayrına oldu.
- İki beki eleştiriyoruz ama önlerindeki iki adam Moses ile Rodrigues yeteri kadar geri gelmiyorlar ve beklerine asla yeteri kadar yardım etmiyorlar.
- İki stoper Zanka ile Serdar Aziz yeterli çabuklukta değiller. Rakip kontrataklarda genellikle geride kalıyorlar, pozisyona müdahale edemiyorlar.
- Sezona çok iyi başlayan Ozan Tufan’da sanki bir düşüş var. Bu düşüş Tolga Ciğerci’de daha fazla görülüyor.
- Son Kasımpaşa maçında kenarlardan Vedat Muriç ile buluşturulan orta sayısı, etkili orta sayısı sadece bir… Bu futbolun doğasına aykırı…
- Fenerbahçe’nin hücumdaki kenar adamları, kulübede oturan Deniz Türünç de dahil, “En kısa yoldan sıfıra ineyim, orta yapayım” anlayışına sahip değiller. Topu tutmayı, çalım atmayı, dar alanlara girmeyi seviyorlar. Doğal olarak takımın hızını kesiyorlar, fazlasıyla top kaybediyorlar, hücumun sonlanmasını engelliyorlar. Günümüzün futbolunda bu anlayışta kenar adamı kaldığını sanmıyorum.

Cevabını aradığım sorular

1 Fenerbahçe neden bir iyi-bir kötü?
2 G.Saray’da Ömer Bayram niye ilk on birin bankosu olamıyor?
3 Konyaspor nasıl oldu da bu kadar çöktü?
4 Gençlerbirliği’den Stancu, Kayseri maçında bu kadar golü nasıl kaçırdı?
5 Antalya bu Gustavo Blanco’yu çok mu aradı?
6 Kasımpaşa kalecisi Ramazan’ın gözünü kim morarttı?
7 Abdurrahim Albayrak niye ortalıkta görünmüyor?
8 Ligde sakalsız oyuncu görecek miyiz?
9 Malatya’da penaltıcı Jahoviç varken, o kritik penaltıyı niye Gökhan Töre attı?
10 Galatasaray’dan Göztepe’ye giden Eren Derdiyok buhar mı oldu?

Uygun’a alkış

Kayserispor, Gençlerbirliği önünde 1-0 yenik oynarken, 70’li dakikaların başında teknik direktör Bülent Uygun, 17’lik Nurettin ile 15’lik Emre Demir’i oyuna soktu. 2-3 dakika sonra 17’lik Nurettin pası verdi, 15’lik Emre, çok şık ve yaratıcı hareketlerle golü attı. Helal olsun Bülent Hoca’ya...Trabzonspor’un hocası Ünal Karaman’ı bir kenara koyup diğer hocalara sesleniyorum: Hep transfer, transfer diye tutturmayın, biraz yürekli olun, gençleri görün, onlara şans tanıyın. Hazıra konmayın, biraz da yetiştirin, yaratın.

Manisa tarzanı!

Rizespor’da milli kaleci Gökhan sakat olduğu için ikinci kalecisi Tarık ile oynuyordu. Tarık ikinci yarının başında kırmızı kart gördü, kaleye 18’lik üçüncü kaleci Zafer geçti. Rize adına “yandılar” dedim, zaten maç Antalya’nın bunaltıcı baskısıyla geçiyor, “Bu genç kalecinin eli-ayağı titrer, Rize’yi bitirir” dedim.

Ne bitirmesi, resmen Antalya’yı bitirdi. Öyle kurtarışlar yaptı ki, anlatılmaz görmek lazım. Görmeyenlerin çok şey kaçırdığını söylemeliyim. Maçtan sonra meraklandım, biraz araştırdım. Zafer bu sezon, ikinci ligden, küme düşmeme mücadelesi veren Manisa’dan gelmiş. 4.5 yıllık sözleşmesi var. Sanırım iki futbolcu takasta kullanılmış. Öyle para-pul falan yok.
Rizespor, üçüncü kalecisinin olağanüstü işler yaptığı maçta 1-0’la zafer gibi bir galibiyete imza attı. Ama bu maçı anlatırken “Rize’nin zaferi” demek yerine “Zafer’in Rize’si” demek çok daha doğru olur.

Kartallar yüksek uçar

Beşiktaş sakatlardan çok çekti. Burak daha yeni yeni dönüyor. N’Koudou uzun süre yoktu. Döndü ve dönüşü hemen belli oldu. Süper bir gol attı, Beşiktaş’ı galibiyete taşıdı.
Abdullah Avcı’nın bu kadar tartışıldığı, kongre heyecanının kulübü sarstığı, takımın yarısından fazlasının sakata çıktığı bir ortamda, yarışta ayakta kalmak, iddialı olabilmek gerçekten çok önemli...
Kim ne derse desin, Beşiktaş ciddi biçimde sancılı geçen bir dönemi, “ufak-tefek” sıyrıklarla geride bırakıyor. Bundan sonrası “Kartallar yüksek uçar” olabilir.

VAR’a inancım kalmadı

VAR’a inancım gerçekten iflas etti. Öyle pozisyonlarda gidiyorlar, öyle pozisyonlarda gözlerini kapatıp “pas” geçiyorlar ki, insan hakça düzen adına, alın teri, emek adına isyan ediyor. VAR’a rağmen sanki “güçlülerin” adaleti devam ediyor gibi... İnsanın kalbi kötüyse, kafası karışıksa, VAR’ı da maalesef kendine benzetiyor.

Rekabet var kalite yok

Haftanın ilk maçında Fenerbahçe kazandı. Cumartesi Galatasaray kazandı. Pazar günü Trabzon, Beşiktaş, Başakşehir kazandı. Zirve yolunda saflar sıklaştı. Ayrıca bu zirvede Sivas var, Alanya, Malatya var. Yakın yıllarda makasın bu kadar sıkışık olduğu görülmemişti. Ama kabul edelim ki , bu zirve heyecanına rağmen futbolun kalitesinde, takım oyununun gelişmesinde umut veren yarım adım bile yok.

Geçmişi bırak bugününe bak

Yanlış duyduğumu sanmıyorum; Fatih Hoca, Real Madrid maçı sonrası “Hep geçmişe yatırım yaptık, artık geleceği yatırım yapmalıyız” benzeri bir ifade kullandı. Doğrusu bu... Kulüplerin, Türk futbolunun kurtuluşu bu...
Adam yıllar önce uçmuş, kaçmış, harikalar yaratmış, süper bir kariyer yapmış. Biz paraları hep o geçmişe veriyoruz. Bugüne kadar bir-iki transfer dışında hep futbolcunun geçmişine kariyerine para yatırdık. Oysa alacağın futbolcunun en son yılına bakacaksın. Ne yapmış, ne kadar oynamış, uzun süreli sakatlık yaşamış mı?
Son yılını iyi geçiren, sana geldiğinde iyi başlıyor. Paslanmışı, oynamamışı, artık inişe geçmişi aldığında, ne o inişi durdurabiliyorsun, ne üstündeki pası attırabiliyorsun. Ha bugün, ha yarın derken sezon bitiyor, paraların gidiyor, hayallerin iflas ediyor.

Hiç olmazsa birkaçını...
Galatasaray’ın gençleri Real Madrid’i 4-2 yendi. Bu maçtan yaklaşık 6 saat sonra Galatasaray’ın ağabeyleri Real Madrid’ten 6 gol yedi. Biz hala, bu gençleri “ağabey”lerin arasına sokamıyoruz. Hiç olmazsa birini-ikisini...

Kendinizi düşünün

İşin şakası yok. Şampiyonlar Ligi’ne ön eleme maçı oynamadan direkt katılmak istiyorsak, dört takımımız Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve Başakşehir kalan maçlarında, kalan puanların alabilecekleri kadarını almalılar. 4 takımımızın 2’şer maçı kaldı. Yani toplamda 8 maç... UEFA galibiyet başına 400 puan veriyor. 8 maçta 3200 puan yapar. UEFA sıralamasında ilk 10 içinde olmalıyız. Biz 11. sıradayız. Üstümüzde Ukrayna, hemen altımızda Avusturya... Ukrayna’yı geçmek, Avusturya’ya yakalanmamak zorundayız. Onun için kalan maçlarda “İddiam kalmadı” diye sakın ha, rotasyon falan yapmayı düşünmeyin, ülke puanını, bir anlamda kendinizi düşünün.
Resmen ip üstünde oynayan cambaz gibiyiz. Bir sağa, bir sola yalpalıyoruz. Umarım yere çakılmayız, umarım büyük pişmanlıklar yaşamayız.

Kameraya takılanlar

- Rize-Antalya maçında Moroziuk’un Serdar Özkan’a bir müdahalesi var. Çok açık bir penaltı tartışması yaratacak pozisyon… Buna rağmen VAR devreye girmedi. VAR burada devreye girmeyecekse, nerede girecek acaba?
- Rize-Antalya maçında Antalya genellikle tek kale oynadı. İkinci yarıyı neredeyse Rize ceza alanı içinde oynadı. Buna rağmen kaybetti. Rize bir gol attı, maçı aldı. Marifet burada…
- Sivassporlu Mert Hakan lige müthiş bir giriş yaptı. İyi oynadı, etkili işler yaptı, goller attı, haklı övgüler aldı. Ama bakıyorum o övgülerden sonra sanki Mert Hakan’da bir düşüş başladı. Aman ha...
- Gaziantep’in iki forveti Kayode ile Twusami, ligin başlangıcında fırtına gibiydiler. Bakıyorum şimdi bayağı havalanmışlar, ayakları yerden kesilmiş, sahada hiç yoklar. Gaziantep bu ikiliyi yeniden sahaya döndüremezse işi zor...

Sorun ne?

Galatasaray, Ndiaye’yi arıyor mu? Arıyor.
Galatasaray, Fernando’yu arıyor mu? Arıyor.
Galatasaray, Gomis’i arıyor mu? Arıyor.
Galatasaray, Onyekuru’yu arıyor mu? Hem de nasıl arıyor.
Galatasaray gelenleri gördükçe, gidenleri arıyor mu? Arıyor.
Ama son Gaziantep maçında gördük ki, gelenler gidenleri pek de aratmadı.
O zaman sorun sadece “gelen-giden”de değil, başka nedenler de olmalı...

Tüm kulüpler şeffaf olmalı

Sakaryaspor Olağanüstü Genel Kurulu’nda Türkiye’de tüm kulüplere örnek olacak tarihi bir karar alındı. Sorumsuz, bilinçsiz ve denetimsiz transfer harcamalarıyla Türkiye’deki her kulüp gibi borç batağına sürüklenen Sakaryaspor’da genel kurul kararıyla, yönetimlerin harcamalarının her üç ayda bir bağımsız denetim şirketleri tarafından incelenmesine ve harcamaların kamuoyu ile paylaşılmasına karar verildi. Yeni başkan Cumhur Genç’i, bu kararın alınmasındaki ısrarı nedeniyle tebrik ediyor ve başarılar diliyorum. Umarım Türkiye’de her kulüp bu kararı alır. Kim ne harcıyor, paralar nerelere, kimlere gidiyor, milyonlarca borç nasıl oluşuyor, kamuoyu öğrensin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

Haftanın takımı: G.Saray, Trabzon, Sivas, Beşiktaş
Haftanın şeref kürsüsü: Zafer (Rizespor 3. kalecisi)
Haftanın teknik direktörü: Fatih Terim (G.Saray), Ünal Karaman (Trabzon), Rıza Çalımbay (Sivas), Abdullah Avcı (Beşiktaş)
Haftanın futbolcusu: Zafer, Abarhoun (Rize), Ömer Bayram, Feghouli, Ahmet Çalık (G.Saray), Vida (Beşiktaş), Chebake (Malatya), Hakan Aslan (Sivas), Novak (Trabzon), Visca , Crivelli (Başakşehir)
Haftanın hakemi: Dükkan kapalı

HAFTANIN TOP 5 GOLÜ
1. Emre Kılınç (DG Sivas)
2. Emre Demir (İM Kayseri)
3. Ömer Bayram (G.Saray)
4. Serdar Aziz (F.Bahçe)
5. N’Koudou (Beşiktaş)

 

Annemizin liginden Avrupa ligine

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alper Pirşen: "Tahkim Kurulu’nda adaletin sağlanacağını umuyoruz"

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber