Bırakın futbol tarihi de yensin!

Tyrkjaranio... İzlandalılar bu deyimi 17. yüzyılın ilk yarısında yaşadıkları büyük acılardan sonra kullanmaya başlamışlar. Türk İstilası anlamına geliyor. O dönemlerde korsanlık bazı devletler tarafından izin verilen bir talan biçimiydi. Geminize hangi devletin bayrağını çekerseniz, o ülkenin gemilerine dokunmamak koşuluyla korsanlık yapabilirdiniz.
Osmanlı döneminde sırf korsanlık yapmak için islamiyeti seçen ve “Küçük Murat Reis” unvanını alan Hollandalı denizci de Kuzey Afrika’dan, ege kıyılarından topladığı tayfalarla Osmanlı bayrağını çekip İzlanda’ya iki büyük akın düzenledi. Orayı talan etti; genç kadın ve erkekleri köle pazarlarında satılmak üzere ailelerinden kopardı.
Tarihin karanlık yüzünde böyle sayfalar da var... Sadece Osmanlı atalarımızın değil, tüm devletlerin, tüm insanlığın bir daha tekrarlanmamak üzere kapatması, unutması gereken sayfalar.
İzlanda-Türkiye maçı için Reykjavik havaalanına inen Milli Takım kafilesi, bildiğiniz gibi gümrük görevlileri tarafından olmadık biçimde bireysel valiz aramaları, ağırlaştırılmış işlemler nedeniyle iki saatten fazla bir süre havaalanında tutularak “kabul edilemez” ağır bir muameleyle karşı karşıya kaldı. Hele kıdemli kaptan Emre’nin tv ve radyo muhabirlerine demeç verirken mikrofonların arasında uzatılan “temizlik fırçasına” da konuşmuş (!) olması, skandalın boyutunu daha da büyüttü.
Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile skandala hiç de onların beklemediği bir tepki gösterdi. Büyükelçiler nezdinde nota verildi. TFF Başkanı Nihat Özdemir ve UEFA İcra Kurulu üyesi Servet Yardımcı da sportif tepkilerini dile getirdiler.
İzlanda Milli Takım Kaptanı Aron Gunnarsson ise 2015’de Konya havaalanında benzer sıkıntılarla karşı karşıya kaldıklarını dile getirerek bir tür “etme-bulma” dersi (!) verdi. Biz de dört yıl sonra öğrenmiş (!) olduk.
Benim bildiğim, spor insanlık tarihinin en sağlam, en güvenilir barış köprüsüdür. Öyle ki 17.yüzyılda “Türk öldürmeyi serbest bırakan” yasa çıkaran İzlandalılar da yakın geçmişte İzlanda - Türkiye hentbol milli maçı nedeniyle bu yasayı yürürlükten kaldırmıştır.
Peki, üzerinden dört asırdan fazla geçmiş bir tarihi hatırlayarak havaalanında oyalama operasyonları çekmenin, Konya’ya karşı rövanşist duygular sergilemenin kime ne yararı var? Biz spor yoluyla daha anlayışlı, daha saygılı, daha barışçı bir ortam mı kuracağız; yoksa içimizdeki kini, hoyratlığı, kabalığı ve kuyruk acılarını çıkarmak için sporu bir fırsat olarak mı değerlendireceğiz?
Bu soru sadece İzlandalılara ve bize değil, tüm insanlığa gelsin!
Neyse, neyse... Dileyelim futbolun heyecanı, hepimizi coşturan Milli Takım rüzgarı (dün geceki maçın sonucu ne olursa olsun) önce bu ilkel duyguları yensin!

Ergin Ataman: Persona non grata
Tahincioğlu Basketbol Süper Lig final serisinde Anadolu Efes Coach’u Ergin Ataman, Fenerbahçe taraftarlarıyla arasında yıllardır sürüp giden kızgın ilişkiler nedeniyle kendisini bir tür istenmeyen adam “persona non grata” ilan etti. Serinin Ülker salonundaki maçlarına gitmeyeceğini ilan etti. Son kararının dayanak noktası “Can Güvenliği”... Burada da Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un “Ataman’ı nasıl koruyacağız?” kaygısı yatıyormuş.
Hemen belirtelim ki Ataman bu kararını değiştirmezse, hem kendine hem de takımına haksızlık etrmiş olur. Dahası o muhteşem final serisinin tadı kaçar.
Güvenlik ve koruma konusuna gelince... Merak etme Ergin Hoca, hem polis, hem de özel güvenlik, seni de korur, takımını da. Sakın ha... Kenar’ı boş bırakma!

Mars’ı bilir, Merih’i görmez!
NASA’nın uzay araştırmaları sayesinde orada bir zamanlar su bulunduğunu, zeminin altında bir okyanus olabileceğini, insanların çok yakın bir gelecekte oraya giderek üs kuracağını... Hepimiz biliyoruz.
Ama Merih’i bilmiyoruz. Merih, Mars’ın Arapça kökenli eski adı. Demek istediğim şu: A Milli Takım’ın 21 yaşındaki stoperi Merih Demiral, hayallerinin peşinden adeta Mars’a gidip geldi.. Fenerbahçe alt yapısı, Portekiz, Alanya, İtalya derken şimdi transferde Juventus’un gözdesi oldu.
Sözün kısası... Mars’ı çok iyi biliyoruz da... Merih’i yeni keşfettik!

Dürüstlük, sadakat, vefa
Beşiktaş, yılın en sessiz ve en önemli transferini Abdullah Avcı ile gerçekleştirdi. Başkan Fikret Orman, Hoca’ya üç yıllık imza attırırken kendi dönemini de tümüyle bağlamış oldu. Kanımca en doğru transfer bu... Şampiyonluk kıyılarında dolaşırken bir türlü karaya çıkamayan Abdullah Avcı’nın arkasında şimdi milyonlarca taraftarın oluşturduğu “desibel rekorları” olacak... İyi bir miras devraldı Şenol Hoca’dan. O değerli takımı daha da yükseltip geliştireceğine inanıyoruz. Hoca’nın hayatındaki en büyük değerler, sadakat, dürüstlük, vefa... Sadece sayısal istatistikler değil yani... Kolaylıklar dileyelim.