Hamza Abi değil, Hamza Hoca!

Allah analı - babalı büyütsün... Geçen yıl Mart ayının son günlerinde Erlona Süleyman - Blerim Dzemaili çiftinin bir oğulları dünyaya geldi.
Adını “Aslan” anlamına gelen Luan koydular.
İstem -Burak Yılmaz çiftinin de bir kızları doğdu. Onun adı da Nazlı oldu.
İki bebek nazlı nazlı, aslan gibi büyüyedursun, Galatasaray’da farklı bir sosyolojik anlayış sergilendi.
İki baba da Galatasaray futbol takımının oyuncusuydu. Babalık heyecanını arkadaşlarıyla paylaştılar.
Ancak arkadaşları, o heyecanı sadece Burak Yılmaz’la paylaştı. Blerim Dzemaili’nin eşini ziyaret eden, bebeği kutlamaya giden filan olmadı.
Elbette üzücü bir durum. Dzemaili’ye karşı “dışlanmışlık” hissi yaratan takım içi uygulamalar ve tercihler, masum yavrunun da başına geliyordu ki Abdürrahim Albayrak dayanamadı. Altınını ve çiçeğini alıp aileyi ziyaret etti, kutladı. Küçük bebeği sevdi, kucakladı.
Ligin son haftaları, puan savaşının gerilimi, şampiyonluk heyecanı... Sevinç, coşku, kutlamalar derken bu ayrıntılar unutuldu doğal olarak..
Arada yönetim de değişti, biliyorsunuz... Dzemaili yeni sezonun A takım kadrosundan dışlandı. Sözleşmesi devam ettiği için PAF kadrosunda çalışıyor şimdi. Ücreti mi? Elbette tıkır tıkır ödeniyor.
Yine geçen yıldan küçük bir anı... Hatırlarsınız, Burak Yılmaz, sakatlığı geçtiği halde tam hazır olmadığı için maç kadrosuna alınmış, ancak 11’e dahil edilmemişti.. Ancak aşırı bir istekle Hamza Hamzaoğlu’na oyuna girmek istediğini söyledi. Hoca da onu kırmadı. Oyuna girdi, üç dakika sonra yeniden sakatlandı, tedavi süresi uzadı.
O gün Hamza Hamzaoğlu’nun bu yanlış “talep” karşısında duygusal davranarak yanlış bir karar verdiğini söyleyerek Hoca’yı eleştirenler, bu yıl da Burak Yılmaz’ı farklı nedenlerle sahada tutmadığı için eleştiriyorlar. Biliyorsunuz Burak Yılmaz, ligin ilk maçında Sivasspor’a karşı ikinci yarıda oyuna girmiş bir de gol atmıştı. Pazartesi gecesi ise Osmanlıspor karşısında ilk onbirde yer almış, gol atamamış, 58. dakikada yerini Yasin’e bırakmıştı.
Hamza Hamzaoğlu’nun Burak Yılmaz’ın oyuna girişi - çıkışıyla ilgili açıklamalarına yorum yapacak değilim. Yazının başından beri okumakta olduğunuz öykü, bence şöyle gelişiyor:
Hamza Hamzaoğlu, geçen yıl sergilediği duygusal davranışları bu yıl tekrarlamaya niyetli değil.
Burak Yılmaz, korkarım ki en önemli özelliği olan “öğrenme isteği”ni artık terk etmiş. Bu durum, doğal olarak “ego”nun da kontrol dışına çıkması gibi potansiyel bir tehlike içeriyor.
Arada West Ham United’dan esen transfer rüzgarı da Burak’ın egosunu besliyor olabilir.
Hamza Hoca, geçen yıl “Galatasaraylı Ağabey”di. Zor günde geldi ve takımı kaostan çıkarıp şampiyon yaptı.
Bu yıl “Galatasaray Teknik Direktörü” olarak kararlar alıyor, tercih yapıyor. Hocalığa başladığını ilan ediyor. Doğal olarak eleştiriliyor. Normaldir, her hoca eleştirilir.

Aziz Bey ayar veriyor

Cem Yılmaz arkadaşımızın işi zor tabii... CNN Turk’te “Yandex anlaşmasına” dayalı açıklamalar yapmak üzere stüdyoyu onurlandıran konuğu Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a kontra sorular sormuyor. Onu rahatsız etmek istemiyor, kuzu kuzu dinliyor.
Aziz Yıldırım da her zaman olduğu gibi futbol alemine ayar veriyor. Robin van Persie mi eleştiriliyor? “Yuh!”, ya da Nani’ye yorum mu yapıldı? Ona da kocaman bir “Yuh!” Başkana göre eleştirinin adı “sallama”! Türkiye’nin zirvedeki kulüplerden birinin zirvesindeki yönetici, lafı ayağa düşürüyor.
Her neyse.. Ergin Ataman ve Ekrem Memnun’un hem Galatasaray hem de erkek - bayan Milli Takım hocalığı yapmasına da karşı Aziz Bey... Oysa Fenerbahçe ve Milli Takım’ın geçmişinde Bogdan Tanyeviç adı var, unutulmadı. 2010’da Dünya Şampiyonası’nda final oynayan kadronun patronu Tanyeviç’ti.
O günler başka mıydı? Hiç sanmıyorum... Başkan yine Aziz Yıldırımdı! Ne değişti? Bilmiyorum.

Bravo Cüneyt

Galatasaray’ın efsane kaptanı son altı ayda olmayacak komikliklere imza attı. Yaptığı en büyük şaka hem Galatasaray yöneticisi hem de futbol yorumculuğunu bir arada yürütmekti. Dün duydum ki yönetimden istifa etmiş. Eski ciddiyetine avdet etmiş. Bravo kaptan... Komiklik bitmiş.

Aferin Demirhan!

Turkcell’in Yaz Yüzme Şampiyonası’nda 14 yaşındaki Demirhan Demir, Derya Büyükuncu’nun 1990’da kırdığı 200 m. karışık Türkiye rekorunu (2.14.59), 25 yıl sonra yenilemiş : 2.13.79...
Aferin Demirhan... Derya, o rekorla olimpiyatların gediklisi olmuştu. Ama sen gedikli olma, bir A finali yüz bize... Islanmadan elenme. Şımarma, tepemize binme!