Tanrı, hiçbir devlet başkanına Dilma Rouseff’in kaderini yaşatmasın.
2009’da Brezilya’nın o günkü başkanı Lula da Silva, IOC’nin Kopenhag’daki oturumunda güçlü rakiplerine karşı Rio de Janeiro’nun kazanması için olağanüstü çaba sarfetmiş, delegeleri fena halde etkileyen gözyaşlarını da dökerek (Bir tür Brezilbesk) duygusallığıyla Dünya Kupası’ndan sonra Olimpiyat Oyunları’nı da ülkesine taşımıştı.

Müziğin, karnavalların ve futbolun ülkesi, nihayet olimpiyat oyunlarıyla şenlenecekti...

Lula da Silva görevi bıraktı daha sonra. Eski bir aktivist olan Dilma Rouseff’i destekledi ve Brezilya’nın kadın devlet başkanı - gözyaşıyla değil - gülücüklerle işbaşı yaptı.

Ama kısa zamanda neşesi kaçtı... Önce 2014 Dünya Kupası’nda şampiyonluğunu ilan etmeye hazırlanan Brezilya Milli Takımı, Almanya’dan yediği 7 golle tarihinin en ağır yenilgisine uğradı. Roseff o sırada tribündeydi... Gülücükleri kayboldu... Ölüm haberi almış bir yüz ifadesiyle stadı terketti.

Derken politik tartışmalar, çatışmalar ve yolsuzluk iddiasıyla karşı karşıya kaldı. Devlet petrol şirketi Petrobras’taki yolsuzluklar nedeniyle görevi askıya alındı.

Bayan Dilma Rouseff, şimdi soruşturmaların tamamlanmasını bekliyor. Hakkındaki kesin karar (yargı ya da takipsizlik) verilinceye kadar işten elini ayağını çekmiş durumda. O nedenle Cuma günü Rio Olimpiyat Oyunları’nın açılışını geçici başkan Michel Temer yapacak. Bayan Rouseff, davetli olmasına rağmen protokol dışında “ikincil” bir statüyle tribünde oturmak istemediğini belirterek açılış törenlerine katılmayacağını ilan etti.

Bir yandan zica virüsü, öte yandan su kirliliği, tesislerin ve sporcu köyündeki binaların kalitesizliği ile epey başı ağrıyan Brezilya, halkın hükümete karşı ayaklanıp devlet kaynaklarının olimpiyata aktarılmasını protesto etmesinden de huzursuz. Ama yine de Temer’in açılışı yapmasından sonra bütün noksanlar giderilmiş, sinirler yatışmış ve eğlence başlamış olacak... Öteden beri söyler ve yazarım: Olimpiyat ilaçtır. Herkese iyi gelir. Hem ev sahibi ülkeye, hem de 10 binden fazla misafir sporcuya. Kısacası, tüm insanlığa!

Cüneyt Abi’ye selam olsun Bolt mu Gatlin mi?

Cüneyt Koryürek abimiz, atletizmin ve olimpiyatın büyük ustası olarak artık aramızda değil. Pekin 2008’den kısa bir süre önce bir trafik kazasıyla sonsuzluğa taşındı.

Cüneyt Abi için olimpiyat oyunları, 15 gün süreyle 28 spor dalında kadın-erkek 10.500 sporcunun madalya mücadelesi verdiği bir organizasyon değildi. O’nun için olimpiyat 100 metreydi. Oyunları 10 saniyeden daha kısa sürede yaşayan ve bitiren adamdı.

Şimdi onu saygıyla anarken bir üzüntümü de dile getirmeliyim: Cüneyt Abi, maalesef Usain Bolt efsanesine yaşarken tanık olamadı. Sonsuz alemden mutlaka seyredip bizden fazlasını biliyordur yine de. Hatta yarışı kimin kazanacağına - oradakilerle- bahse bile girebilir. (Övünmek gibi olmasın, Linford Christie’yi tahmin ederek 1992’de Cüneyt Koryürek dahil, bizim tüm otoriteleri yenmek gibi bir onurumuz da vardır, bu arada.)

Her neyse bu olimpiyatın tarihi de erkekler 100 metre finaliyle yazılacak. Efsane Usain Bolt, Pekin ve Londra’dan sonra Rio’da da kazanmak için sakatlık sonrası formunun zirvesine yükseliyor... Antrenmanlarda 9.76 koşması, daha da hızlanacağına işaret. Amerikalı rakibi Justin Gatlin ise 9.78’lik muhteşem bir derece yaptı. 13 Ağustos’ta ikisinin buluşacağı final, bir dünya rekoru getirir mi? Sanmam! Ama olimpiyat rekoru (9.63) yenilenebilir. Usain Bolt, 100 metrenin tarihinde artık çok özel bir yere sahip... Pekin ve Londra’da 3’er altın (100,200,4x100) kazandı. Şimdiki hedefi de “Üçte üç” yaparak zirvedeki yerini korumak. Ah be Cüneyt Abi, keşke sen yazsaydın şu macerayı!

Dalya, dalya madalya!

Otoriteler madalya tahminlerini dal dal isim isim yayınlamaya başladı. Bunlardan biri atletizmde 400 m. engelli yarışında Yasmani Copello Escobar’ın bronz madalya alacağını yazıyor. Kübalı kardeşimiz, bakarsınız fazlasını da alabilir. Çünkü yarışı 48 saniyenin altına çekerek Türkiye rekorunu da yenilemek amacında.

Total madalya tablosunda Türkiye’nin 3 altın, 3 gümüş, 1 bronzla 7 madalya kazanması bekleniyor. Umarım öyle olur. Rio’nun açıklanmayan gönüllerdeki hedefi ise 12 madalya... Roma 1960’ı tekrarlarsak, (88+12) dalya diyebiliriz, inşallah!