Başakşehir futbol takımı son iki yılda yaklaşık 90 maç oynadı. 2018 Ocak transferinde Barcelona’dan kiralanan Arda Turan doksan maçın 39’unda sahaya çıktı. Hepsini de 90’ar dakika oynadığı söylenemez. Çoğu maça 11’de başladı. Sonra oyundan çıktı. Kulübede bekleyip sonradan “hamle” adına oyuna girdiği de oldu. Skor tabelasındaki notu çok zayıf: 4 gol, 2 asist.
Burada durmak gerekiyor. Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ’ın sözü belki de her şeyin özeti:
“Biraz kendini toparlayıp Arda gibi oynasaydı, maçına göre 2 gol daha atsaydı bugün şampiyonduk!”
Oynanan maç sayısı doksan... Arda Turan noksan!
Ayrıntılara girmek istemiyorum... Yaşadığı ve yarattığı olayları biliyorsunuz. Her biri travma ile sonuçlanan akıl dışı davranışlar, kavgalar, davalar.
Başakşehir Spor Kulübü Başkanı Gümüşdağ, Arda’ya elini uzattı. Barcelona yöneticilerini ikna etti, “Ben bu Arda’yı yeniden kazanıp size teslim ederim. Dahası bir alıcı çıkarsa da transferinden pay isterim” dedi, aldı. Barca tüm haklarından vazgeçmiş, Arda’dan kopmuştu.
Olmadı, proje duvara tosladı. İki yılda 4+2 milyon Euro’dan toplam 6 milyon Euro kazandı Arda. 1 milyon Euroluk cezası düşüldüğünde 5 milyon Euro... Az para mı!
Hayal kırıklığına rağmen helalleştiler dün. Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ, sabrını kendi iyi niyetini de katarak selametle bitirdi. Ayrılığı Arda’nın istediğini de öğrendik.
Şimdi hikayenin yeni bölümüne geçelim: Galatasaray’a dönüş öyküsüne...
Fatih Terim, Arena’daki maçtan önce elini öpen Arda için, medyanın soruları üzerine, “Benimle yaşadığını filan bir yana bırakalım, Arda gibi bir futbolcu, futbolu Galatasaray’da bırakmalı” dedi. Hepsi bu kadar. Yiğidin hakkı yiğide... Şefkat ve büyüklük örneği mesajlar..
Hoca bu mesajla yönetime de sinyal veriyor: “Alırsanız hayır demem!” Ama bu sözler örtülü bir transfer talebi değil.
Gazeteci arkadaşlar da doğal olarak Başkan Mustafa Cengiz’e Arda’yı soruyorlar. Aldıkları yanıt ses bombası gibi: “Gündemimizde Arda yok, olmayacak!”
Galatasaray’da zaman zaman Başkan’la Terim arasında anlaşılır nedenlerle detone seslerin çıktığını biliyoruz. Bu sonuncu tam tersine Arda’yı gündeme getiren bir tavır. Sayın Başkan kendini ve yönetimini böyle bağlamamalıydı. Hele Galatasaray alt yapısından yetişip kulübüne 13-14 milyon Euro kazandıran bir oyuncuya karşı böylesine kırıcı olmamalıydı. Terim’in nezaketle “böyle konuşmamalıydı” yorumunu da unutmayalım.
Olayın arka planını bilenler, Başkan Mustafa Cengiz’in sosyal medyadaki Arda karşıtı mesajlara uygun bir do majör ses verdiğini söylüyorlar. Sorunlar yumağından çıkan bir yıldız, şimdi başka sorunlara yol açıyor.
Her şeye rağmen bu öykü mutlu sonla bitebilir. Terim’in Arda’ya yol açmak için başkanla yapacağı bir görüşme ve hümanist Mustafa Cengiz’in uzanan eli.
Kişisel olarak Arda’ya kırgın ve kızgınım. Ama bu durum onu futbolcu olarak yok saymamı gerektirmiyor.
Bu öykü mutlu bitmeli. O çocuk Galatasaray’a dönmeli!

Çebi’nin tarzı farklı

Sorunun yanıtını 9 Ocak Perşembe günü yapılacak şirket genel kurulunda öğreneceğiz. Başkan Ahmet Nur Çebi, II.Başkan Adnan Dalgakıran ve Genel Sekreter Ahmet Mesut Urgancılar’ın şirket yönetimine aday olmayacaklarını öğrendim.
Kulüp yönetiminin dışından Cenk Sümer’in şirket başkanı, Celal Aral’ın da yönetim kurulu üyesi olacağı söyleniyor.
Konuyu bilenler, önceki dönem başkanları ve bazı yöneticilerin vergi, SSK borçları ve diğer ödemeler için kişisel kefalet verdiğini; Çebi ve yönetici arkadaşlarının bu kefaleti vermemek için şirket yönetiminde yer almayacağını öne sürüyor. Bu durumda TFF, Kulüpler Birliği ve protokolda Beşiktaş’ı kim temsil edecek? Kulüp Başkanı Çebi mi, şirket Başkanı Sümer mi? Ortada ikili bir bilmece var. Yarın ola, hayrola!
Başkan Çebi’yi aradım. Gece görüşebildik. Söyledikleri aynen şöyle : “Biz tek imza, tek adam yönetimini doğru bulmuyoruz. Kuvvetler ayrılığına inanıyoruz. Futbol AŞ’nin en büyük hissedarı olarak şirket başkanına hesap sorabilmeliyim. O nedenle kulüp ve şirket yönetimlerini ayırdık. Şirketin hesapları daha sağlıklı. Asıl sorun dernek yapısındaki kulüplerde. O sorumluluğu da zaten biz üstleniyoruz.”

OLİMPİYAT KİTABI

Ahmet Çakır, 15.kitabını çıkardı: Olimpiyat Kitabı.. Bugüne kadar 2 edebiyat (Dostun Ölümü, Bana Derler Balatlı), 13 de spor kitabı yayınladı sevgili meslektaşım. Galatasaray’dan Milli Takım’a, Metin Oktay’dan olimpiyat şampiyonlarına kadar hemen her spor alanında kaleminden bilgi ve öykü aktarmış oluyor. Olimpiyat serüvenimiz, adaylık sürecimiz, en önemli 100 sporcu gibi değişik pencerelerden olimpiyat. Ahmet’in her kitabı benim için değerli. Ara sıra onunla tartışacağım konular da var sonuncusunda. Küçük bir eleştiri: Ne demek Olimpiyat Kitabı! El kitabı, yemek kitabı, kural kitabı gibi konuyu kolaylaştıran, basitleştiren ve küçülten bir isim bu. Oysa senin emeğin bir eser yaratmış, ruhu var. Her neyse, eline sağlık Ahmet!.

Oynasaydı, şampiyonduk