Başkan Aziz Yıldırım yine bir basın toplantısı yaptı. Genelde gündem gerektirdiğinde basın toplantıları ile tansiyonu düşürmeye, taraftarı motive etmeye çalışıyor. Fenerbahçe düşmanlığından başlıyor, kulüp içindeki İrlandalılara dokunup, oradan Türk futboluna, en son da kulüp ile ilgili projelere salvo yaparak tamamlıyor. Bu artık klasik oldu. Ancak bu toplantıların medya ve taraftar üzerinde etkili olduklarını da belirtmek gerekiyor.

Bu çıkışlar genel olarak biraz da şaka yollu "Azizsilin" olarak tanımlanıyor. Azizsilin' i alan kendisine geliyor. Yalnız bu Azizsilin' lerin bir sıkıntısı var, tıpkı antibiyotikler gibi, gerekli durumda etkili oluyor ama gereksizken kullanılır ise bağışıklık gelişiyor ve etkisini kaybediyor.

Bugünkü basın toplantısında Azizsilin' in biraz etkisini kaybetmiş olduğunu gördüm. İşe yarayacağı noktalar mutlaka var ancak genele bakıldığında, camia bağışıklık kazanmış olduğundan arzu edilen etkiyi sağlayamayabilir.

Latifeyi bir yana bırakıp, basın toplantısını değerlendirelim.

Önce Sayın Başkan ile hemfikir olduğum konulara değineyim.

Öncelikle Türkiye gerçekten de zor günlerden geçiyor. Bir taraftan terör, diğer taraftan devlet içindeki zararlı yapılanmalar. Ülkemiz bu kritik eşiği mutlaka sağduyu ve birlik ile geçmek durumunda. Esasen, haklı olduğu konu şu ki, her gün şehit haberleri aldığımız bu ülkede, sabah akşam futbol, spor konuşulması kabul edilebilir değil. Burada kendisine katılıyorum. Bu noktada biz spor yazarlarının da hataları var. Devletin bu zor dönemde yanındayız, destekliyoruz açıklamasını da manidar buldum. Fenerbahçe her zaman devletin ve milletin yanında olmuş bir kulüptür. Aziz Başkan' da bunu en güzel şekilde ifade etmiş oldu.

Kendisi ile hemfikir olduğum diğer konu, takımdan ayrılması söz konusu olan futbolcular ve onlara olan yaklaşımı. Gerçekten de her fırsatta başka takımlara, Avrupa' ya gideceği söylenen bu futbolcular, bu paraları Avrupa' da kazanamaz. Bu kadar fundamental eksikleri ile Avrupa' da bu paraları almaları mümkün değil. Gökhan, Caner ve Mehmet Topal, Fenerbahçe' den aldıklarını beğenmiyorlar ise yolları açık olsun. Başkan haklı.

Kendisi ile fikir birliği içinde olduğum üçüncü konu yayın hakları konusu. Yayın ihaleleri, paylaşım, kulüpler birliği ve Süper Lig A.Ş. konularında kendisini yüzde yüz haklı buluyorum. Burada Fenerbahçe veya hakkı yenen başka kulüpler var ise bu doğru değil. Herkes hakkını almalı, adalet sağlanmalı. Burada sistemsel bir sorun var ise, bu çözülmeli.

Sayın Başkan ile hemfikir olduğum son husus ise, medyadaki bazı spor yorumcularının, hatalı veya yanlış yönlendirebilen yorumlar yaptıklarına ilişkin tespit. Burada haklı, zira bu programlar işin "eğlence" tarafında başarılı oldukları için çok izleniyorlar ancak bu esnada, bir kısım taraftarı hatalı yönlendirme ihtimali olabiliyor. Özellikle bilgi ve belgeye dayanmayan, sadece kişisel kanaatler ve tahminler ile ortaya koyulan iddialar insanların kafasını karıştırabiliyor. Başkan Yıldırım, bu kişilerin sorumlu davranmalarını bekliyor. Haklı. Zira bu kişiler, gerçekten de milyonlar tarafından yakından takip edilen, kanaat önderi kabul edilen kişiler.

Şimdi gelelim sayın Başkan ile aynı fikirde olmadığım konulara.

Öncelikle, taraftarın protesto hakkı ile ilgili yorumlarına katılmıyorum. Kulüp üyeliği, forma, kombine, bilet, hatlar, kartlar, dergiler, vb ticari ürünleri sarı lacivert renkler için alan, para harcayan, kulübüne destek olan, gerektiğinde karda kışta takımı için stadyuma gelen, ekran başında her hafta 90 dakika en az futbolcular kadar stres altında maç izleyen, hatta kimi zaman bu sevda uğruna sağlığını kaybeden, gerektiğinde cop, gaz yiyen, en başta sayın Başkan için adliye önlerinde sabahlayan insanların, takımlarını ve yönetimlerini destekleme kadar protesto hakları olduğunu da kabul etmek zorundayız.

Protesto edenler ister GFB olsun, ister UNIFEB, ister TV karşısındaki İhsan Amca, ister öğrenci Mehmet, isterse de kahvelerde maç izleyen kardeşlerimiz, demokratik yollardan protesto hakları var.

Sezon başından bu yana, özellikle de son 3 haftadır zirveye çıkan ruhsuz futbolu protesto etmeyen kim var? Olsa olsa, kendisini yönetimin kayığında gören, yönetime yakın kıtalar hariç kim durumdan memnun? Modern futbolu bilen, elini vicdanına koyan kim bu sene 43 milyon Euro harcanmış, 150 milyon Euro değere sahip bu takımın formasının hakkını verdiğini iddia edebilir? Edenleri bilmem ama etmeyenler çoğunlukta, bundan eminim.

Protesto bir taraftarın hakkıdır. Hele de Fenerbahçe taraftarı gibi sağduyulu bir taraftarın protestosu mutlaka haklıdır. Ayrıca İstanbul' da, birkaç bin kongre üyesinin ve yüzbin civarında size yakınlık duyan taraftar grubu mensubunun sağladığı konfor alanında sizi sadece GFB ve UNIFEB' in protesto ettiğini düşünüyor olabilirsiniz, ancak yanıldığınızı söyleyeyim.

Buradan Milliyet Spor servisine ve Skorer.com yönetimine de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Açalım bir anket, bakalım Fenerbahçe taraftarı son 5-6 senedir Fenerbahçe yönetiminin uygulamalarından memnun mu? Bakalım Zico' nun, Alex' in, Kocaman' ın, Yanal' ın gidişi sadece UNIFEB veya GFB' yi mi üzmüş, kızdırmış? Sizi protesto edenler bugün 1-2 grup olabilir, ancak mevcut durumdan memnun olmayan ancak bunu bir protesto ile dile getirmeyi tercih etmeyen yüzbinler olduğu kanaatindeyim Tabi beni yüzbinler, milyonlar değil, sadece kongre üyeleri ilgilendirir diyorsanız o ayrı.

Fenerbahçe' nin demokratik bir kulüp olduğunu iddia ediyorsak, Sayın Başkan' ın bu söylemlerini doğru bulmamız mümkün değil.

Şimdi protesto konusu dışında, konuşmasından bazı satır başlarına da bakalım ve düşüncelerimizi paylaşalım.

"Ersun Yanal' ı ben gönderdim...

Terraneo' yu aldım, attım (haklı bile olsa)...

Aykut Kocaman ve Ersun Yanal ben olduğum müddetçe kulübe gelemez...

1907 Derneği ile konuşacağım, protesto edenler ile ilişkisini kessin. Ya da komple karşıma alırım...

Şampiyon olamayabiliriz, ne var bunda...

3 defa son maçta şampiyonluğu kaçırdık...

Basketbolda daha fazla sahip çıkıyorlar, burada çıkmıyorlar...

Nani, Van Persie' yi satarım, bir daha izleyemezler o bağıranlar...

Nani, Diego, Van Persie' ye bağırdınız, bunları görme şansınız var mıydı?

Başarısız olabilirler, bu normal..."

Ersun Yanal' ı siz gönderdiniz, doğrudur, bu sayede futbol olarak takım birkaç sene geriye gitti. Tebrik ederiz.

Terraneo' yu alabilir ve işten çıkartabilirsiniz. İşten çıkartma nedeniniz haklı da olabilir. Açıklamadığınız için bilemiyoruz tabi. Her şirket veya kulüp profesyoneller ile yollarını ayırabilir. Ancak, kurumsallaşma ne olacak, kurumsallaşma da rafa mı kalkacak, bu konularda da biraz bilgi verseniz. Zira sizin döneminizde kovulanların sayısı çok fazla. Bu kurumsallaşmayı engelliyor mu? Sizce neden hep kovulanlar haksız? Fenerbahçe gerçek anlamda ne zaman kurumsallaşacak? Sizden sonra mı kurumsallaşmasını bekliyorsunuz? Ya da biz bunu mu beklemeliyiz?

Ersun Yanal ayrı bir konu, ancak Aykut Kocaman bu camianın çok önemli bir değeridir. Özellikle de 3 Temmuz sürecinde dağılmaya yüz tutan bir camiayı, tek başına aslanlar gibi ayakta tutan adamdır. Fenerbahçe tarihinde önemli bir isimdir. Kendisini futbol felsefesi yönünden belki geçmişte çok eleştirdim ancak adamlığı hakkında eleştiri yapanın ilk başta ben karşısında olurum. Aykut Kocaman' a karşı "ben varken gelemez" ifadesini doğru bulmuyorum. Böyle düşünüyor olsanız bile, bunu bu şekilde ifade etmemeliydiniz. Hiç bir Fenerbahçe' linin de bunu tasvip etmeyeceğini düşünüyorum.

1907 Derneğine yönelik uyarınız bence şık değil. 1907 Derneği sizin bir departmanınız değil. Kendi tüzel kişiliği var. Herşeyden evvel kişiliği var. Ayrıca bu derneğin veya bu derneğin desteklediği taraftar gruplarının da demokratik koşullar çerçevesinde protesto hakkı var. Dolaylı olarak Ali Koç' a da dokunan bu sözleri tasvip etmemiz mümkün değil.

Şampiyon olamayabiliriz, ne var bunda? Ne yok ki! Ben bu sözü taraftar adına kabul etmiyorum. Fenerbahçe spor kulübünün başkanı, bu sözleri bence söylememeli. Fenerbahçe taraftarı için ikincilik bile başarısızlık iken, şampiyonluk hasreti bu kadar güçlü iken, son 10 senede 3-4 kez son maçta şampiyonluk kaçırılmış iken, bu kadar büyük travmalar yaşanmış iken, ezeli rakip 4. yıldızı takmış iken bu söz bence çok üzücü oldu. Önceki yazımda da yazdığım gibi, 2009-2016 arası, 240 milyon Euro' ya yakın bonservis harcaması yapmış ve bu dönemde sportif açıdan başarılı olamamışsanız, sizin yarınız kadar para harcayan Sevilla 4 tane UEFA Kupasını aynı dönemde müzesine götürmüş ise, biraz durup düşüneceksiniz. Ben nerede hata yaptım diyeceksiniz. Bu kadar harcamaya rağmen, son 10 senede, 3 sezonda şampiyonluğu son maçta kaybedip, 1 sezonda son maçta kazandıysanız, durup düşüneceksiniz. En başta kimin parasını, nereye harcadığınızı düşüneceksiniz.

Basketbola taraftarın daha fazla sahip çıkmasının nedeni, futbolun aksine oraya daha az karışılıyor olunması veya Obradovic' in kendisine karıştırmıyor olması veya taraftar tepkisi nedeni ile karışılmak istense bile karışılamaması olabilir mi? Doğru işler yaparsanız taraftar da sizi alkışlar. Yanlış işler yaparsanız protestoyu hak edersiniz, bu kadar basit.

Nani, Van Persie, Diego gibi futbol piyasasında değeri eski seviyelerinde olmayan, Katar veya Çin öncesi son durak arayan topçulara veya Souza gibi düz futbolculara astronomik paralar verip getirecekseniz zaten kalsın. Bu taraftar futboldan iyi anlar. Kimin ne olduğunu en fazla 10-15 maçta anlar. Dün protesto edilen futbolcuların o şekilde ve ligin bitimine 5 hafta kala protesto edillmesi ne kadar yanlış ise, bunları satarım, bir daha almam, izleyemezsiniz sözü de bence o kadar yanlış.

Fenerbahçe taraftarı, heyecanlı, hırslı, başarıya aç, verimli futbolcu izlemek istiyor. Bu protesto edilenlerin toplamı belki de bir Beşiktaş' lı Sosa kadar, bir Gomez kadar takıma katkı sağlamadı. İsmi büyük olsa da yaşı geçmiş, futbolu inişte, Türkiye' yi ve Türk futbolunu ciddiye almayan böyle yıldızlar getireceğinize, samimi olarak söylüyorum getirmeyin, bunlara vereceğiniz paraları altyapıya yatırın. Taraftar sizi alkışlasın. Böyle futbolcular getirecekseniz, hiç getirmeyin, bizde izlemeyelim. Ya da yıldız getirecekseniz, hırslı, profesyonel, başarıya aç, saygılı adamlar getirin biz yine alkışlayalım. 2007' ye kadar bunu yapıyordunuz oysa. Appiah, Aurellio, Van Hooijdonk, Andersson, Högh, Uche, Lugano, Kuyt, Alex, Nobre gibi profesyonelleri getirin, bakın taraftar nasıl mutlu oluyor. Bunlar isim olarak bir RvP veya Nani olmayabilir, ancak onlardan 10 kat faydalı olmuşlar ve olacaklardır. Bunları artık bulamıyorsanız, scout sistemini değiştirin ve çalıştığınız menajerler ile vedalaşın. Transfer konusunda kulüp içinde daha profesyonel bir organizasyon kurun.

Futbolcuların Rize' deki kurşunlama nedeni ile travma yaşadıklarını söylemişsiniz. Bu anlaşılabilir. Hatta bu olayın hala aydınlatılmaması da bir ayıp. Bunu bir tarafa koyalım. Terör' den bahsetmişsiniz. Yabancıların etkilendiğini söylemişsiniz. Etkilenebilirler, bu da doğru, haklılar da. Bunu da bir tarafa koyalım. Öte yandan bazı gerçeklere de kafamızı çeviremeyiz.

Terör denilen bu alçak ve kalleş bela, her gün 20' li, 30' lu, 40' lı, hatta 50' li yaşlardaki vatan evlatlarının canını alıyor, hayatına kast ediyor. Bu gençler, bu yavrular, bu vatan evlatları vatan uğruna dünyanın en zor koşullarında ne zor maddi imkanlar ile görev yapıyorlar. Hayatta tek başarması gereken görevi, yetenekli, akıllı ve şanslı diye, her hafta bir veya iki defa 90 dakika iyi oynamak ve sahada ter akıtmak olan futbolcular, bu stres altında performans gösteremeyebilirler derseniz, size başka açıdan bakmanızı öneririm.

Yılda milyonlarca TL para kazanan futbolcular, terör nedeni ile travma yaşıyor ve bu sebeple kötü oynuyor derseniz veya açıkça bunu söylemeseniz bile, bunu haklı görürseniz bu da makul bir gerekçe olmaz. Bu ülkede olmaz. Bu ülkede her gün hain terör nedeni ile can veren ve bu futbolcu kardeşlerimiz ile aynı yaşlarda gençler var. Aldıkları maaş, ailelerinin durumu ortada. Sizin yıllık olarak milyonlar verdiğiniz futbolcu kardeşlerin, en azından ülkedeki bu şartları bilerek ve görerek; sızlanma, travmaya girme, stres olma ve bu sebeple kötü oynama hakkı var mıdır? Hem de bu kadar güzel koşullarda, sizin sayenizde bu kadar iyi paralar kazanırken! Çıkacaksın, aldığın paranın hakkını vereceksin. Hiç kusura bakmayın, ben strese girdim kötü oynama, formdan düşme hakkım vardır dememeliler. Konuşmalarınızda sıklıkla futbolcular da insan diyorsunuz, elbette insanlar. Hepsi de çok değerli gençler. Hepsi de karakterli çocuklar. Elbette moralleri bozulabilir. Elbette her maç iyi oynayamayabilirler. Ancak diğer insanların zor hayatlarının ve yaşanan acıların da farkında olmak zorundalar. Bu mazereti bütün sezona yaymak veya kapris yapmak hakları olmadığını düşünüyorum. Bu arkadaşları bir taraftan korurken, diğer taraftan da uyarmanız gerekiyor.

Benim yorumlarım da bu şekilde. Uzun oldu, kusura bakmayın, umarım derdimi anlatabildim.

Sizlerin de bu basın toplantısı ile ilgili yorumlarınızı merakla bekliyorum. Cevap veremiyor olsam bile, tüm gelen e-postaları tek tek okuyorum. Los Angeles' dan Diyarbakır' a bana gelen yüzlerce e-postanız için sizlere çok teşekkür ediyorum. Görüşleriniz benim için çok değerli. Emeğiniz çok kıymetli.