Futbolseverler, hatta Fenerbahçe ve Galatasaray’ lı olmayanlar bile derbiden çıkacak sonucu merak ediyor. Öyle ya dünyanın etki alanı olarak, en önemli 10 derbisinden bir tanesinden bahsediyoruz.

Derbilerde favori yaklaşımına inanmam. Derbilerde sonucu saha içi ve dışı faktörler etkiler. Bunlar teknik direktör performansı, takım performansı, taraftar performansı ve büyük ölçüde de şanstan oluşur. Bana göre ilk üçünün derbide ağırlığı %70, şans faktörünün ise %30’ dur.

İşin şans boyutu, hatalı hakem kararları, hava ve zemin koşulları, beklenmedik sakatlıklar, direkler, zemin, denge ya da ayakkabı nedeni ile kayan, tökezleyen futbolcular, saha içi gerginlikten veya sertlikten kaynaklanan kartlar gibi faktörlerden kaynaklanır. Bu şans boyutu, bence derbilerde büyük önem taşıyor. %30 diyerek abartmış sayılmayız. Bunun pek çok örneğini derbilerde defalarca hep birlikte yaşadık, gördük.

Elbette bir derbi analizinde işin şans boyutunu konuşmak anlamsız. O gece her iki takım da, bu %30’ dan belirli ölçüde pay alacak. Biz işin teknik boyutlarına, yani performans boyutlarına bakalım.

Galatasaraytakımı, maç başına ortalama topla oynama, topa sahip olma, pas sayısı, pasla oynama oranı, rakip ceza alanında top, şut ve isabetli şut istatistiklerinin tamamında ilk sırada. Sadece ceza alanına atılan top istatistiğinde, Trabzonspor’ un arkasından ikinci sırada. Fenerbahçe bu istatistiklerin hiç bir tanesinde, ilk 2’ de değil. Maç başına ortalama olarak sadece topla oynama ve topa sahip olmada üçüncü sırada. Pasta beşinci, pasla oynamada altıncı, ceza alanına atılan toplarda (rakip ceza alanına ceza alanı dışından atılan toplar) dördüncü, ceza alanında oynanan toplarda dördüncü, şut istatistiğinde beşinci, isabetli şut istatistiğinde ise onuncu sırada.

Bu istatistik performansa rağmen iki takım aynı puandalar.Her iki takım da, 8 haftada 17’ şer puan topladılar. Temel farklılık saha içinde gözüküyor. Galatasaray daha oturmuş, sistemi belli, saha içi organizasyonu belirli bir olgunluğa erişmiş olan takım. Fenerbahçe, Pereira’ nın göreve geldiği günden bu yana bir sistem oturtamadı. Pereria’ nın takımı, sürekli taktik ve ilk 11 olarak değişiyor.

Burada ilginç bir durum var. İstatistiklerde bu kadar farklı olan iki takımın neden aynı puanda olduklarını açıklamak için, daha ayrıntılı bir analiz yapmak gerekiyor. Zira Fenerbahçe istatistik olarak son 10- 15 yılın en kötü tablolarından bir tanesini ortaya koyuyor. Buna rağmen puanlar aynı ise, önce istatistiklere daha detaylı bakmak, sonra bireysel yetenekleri irdelemek, en son da şans faktörünü hesaba katmak gerekiyor.

İstatistiklerden yola çıkarak analiz yapmaya devam edelim.

Fenerbahçe ligin en çok faul yapan 2. takımı.Kendisine yapılan faullerde ise 11. sırada. Bu da kart istatistiklerine yansıyor. Galatasaray ligin en çok faul yapan 17. Takımı. Kendisine faul yapılma istatistiğinde ise 9. sırada. Yani Galatasaray ligin en az faul yapan ikinci takımı.

İki takım da aynı sayıda gol yemişler. 8 gol. Galatasaray, Fenerbahçe’ den daha fazla gol atmış. 17’ ye 13.

Buradan anlaşılıyor ki, Galatasaray kendi oyununu oynamaya, rakibe kendi futbolunu kabul ettirmeye çalışıyor. Topla oynama, pas, isabetli pas, yapılan faul, maruz kalınan faul gibi istatistikler, Galatasaray’ ın sahada rakiplerine kıyasla kendi ağırlığını koyabildiğine işaret. Galatasaray oyunu, topa hakim olarak, isabetli pas ile ve topu daha çok 2. ve 3. bölgede tutarak yönetiyor.

Diğer tarafta Fenerbahçe, öncelikle rakipleri karşılama ve hızlı hücum ile pozisyon arama ilkesi ile hareket ediyor. Topla oynamada pas ve pasla oynama yüzdesinde oldukça başarısız olan Fenerbahçe, topla oynama yüzdesini ayakta fazla top tutma ile sağlamış gözüküyor. Bu da fazla top kaybına sebep oluyor. Fenerbahçe’ nin Nani, Diego, Markovic, Mehmet, Jozef, RvP gibi isimleri topu ayakta tutmayı seviyor. Ayrıca geriden isabetli pas alamadıklarından, özellikle Nani, Markovic, Volkan ve hatta zaman zaman Rvp geriye kadar gelip top alıp, dripling yaparak topu kendileri taşımaya çalışıyorlar. Bu da hem fiziksel olarak onları zorluyor, hem de kaybedilen topların rakip adına tehlikeli ataklara dönüşmesine neden oluyor.

Galatasaray ve Fenerbahçe’ nin ofansif alan kullanımlarına bakıldığında, Galatasaray’ ın 2. ve 3. Bölgeyi daha iyi kullandığını, buralarda Fenerbahçe’ den daha kalabalık olduğunu, futbolcuların ve blokların birbirlerine daha yakın oynayıp, daha hareketli, olduklarını görüyoruz. Fenerbahçe’de bloklar arası daha açık. Futbolcu hareketliliği ve yardımlaşma daha düşük. Alan kullanım haritalarındaki grafiklerden bu durum açıkça görülüyor.

İşin defansif tarafında da, Galatasaray rakiplerini daha ileride karşılamayı seçiyor. Rakipler, Fenerbahçe ceza yayı etrafı ve içine daha rahat gelebiliyor. Fenerbahçe rakipleri daha ziyade, 2. bölge ortaları ve kendi ceza yayının merkez, sağ ve sol önlerinde karşılıyor. Alan kullanım haritalarındaki grafikleri yan yana koyup baktığımızda, Fenerbahçe’ nin rakiplerin üzerine gelmesine daha fazla müsaade ettiğini görmekteyiz.

Galatasaray’ da 9 futbolcunun gol, 9 futbolcunun asist yaptığını görmekteyiz. Fenerbahçe’ de ise, 5 futbolcu gol atmış, 7 futbolcunun asisti var. Fenerbahçe gol ve asistleri büyük oranda ofansif futbolculardan geliyor. Galatasaray’ da ise tüm hatlardan futbolcuların asist ve gol yapabildiğini görüyoruz. Galatasaray hem saha kullanımı, hem organizasyonu hem de sistemi ile daha fazla “takım olabilmiş” gözüküyor.

Fenerbahçe defansın hemen önündeki iki ön libero ve ileride serbest olarak oynayan 4 futbolcusu ile, adeta bir 6-1-3 sistemi ile mücadele ediyor. Bu sebeple tüm hücum aksiyonları ve yükü öndeki dörtlüye yıkılmış durumda. Bu dörtlü o gün iyi işler yaparsa gol ve puanlar geliyor. Galatasaray’ da ise, hem defansif, hem de ofansif tarafta sorumluluk takıma daha adil dağılmış gözüküyor.

Fenerbahçe ve Galatasaray’ ın ilginç bir istatistikleri de ilk golleri atmaları halinde genelde mutlu sona ulaşıyor olmaları.Fenerbahçe, 8 maçtan 7 sinde ilk golü atan taraf olmuş. Galatasaray 8 maçın 3’ ünde ilk golü atan taraf. Fenerbahçe, ilk golü attığı 7 maçtan 5 ini kazanmış. Galatasaray’ da ilk golü attığı bu 3 maçın 3’ ünü de kazanmayı bilmiş. Yani ilk golü atan kazanmayı biliyor.

Her iki takım da golleri en çok orta alandan yemişler. Kanatlardan yenen gollere bakıldığında, Fenerbahçe’ nin golleri en çok soldan, Galatasaray’ ın ise sağ kanattan yemiş olduğunu görmekteyiz. Hücumda her iki takım da, en çok orta alandan yaptıkları girişimlerde gol buluyor. Fenerbahçe hücumda iki kanadı da daha dengeli kullanırken, Galatasaray açık ara sol kanadı daha etkin kullanıyor.

Bu maç özelinde, Fenerbahçe sağ bekine defansif olarak, sol bekine ise ofansif açıdan çok iş düşecek. Galatasaray ise defansif açıdan sağ kanadını güçlendirmek zorunda. Aksi halde, Fenerbahçe buradan önemli fırsatlar yakalayabilir.

Neden derseniz, Galatasaray açık ara sol kanadı kullandığı için, Fenerbahçe’ nin en çok gol yediği sol kanattan endişe etmesine gerek yok. Galatasaray’ ın en çok sağ kanattan gol yediği düşünüldüğünde, Caner ve Nani’ ye karşı burada ekstra önlem alması şart. Denayer’ e ve Podolski’ ye rol düşüyor. Fenerbahçe’ de Galatasaray’ ın sol hücum organizasyonlarını durdurmak için Gökhan ve Markovic ile iyi performans göstermeli.

Caner ve Denayer’ in maçın 1. Kritik ikilisi olduklarını düşünüyorum. Gösterecekleri çift yönlü performans derbide kaderi belirler.

Fenerbahçe maçların ilk yarılarında çok atıyor az yiyor (Y-2, A-10) İkinci yarılarda ise az atıp çok yiyor (Y-6, A-3). Bu kondisyon ve motivasyon sorunlarına açıkça işaret eden bir istatistik. Galatasaray ise ilk yarılarda attığından golden bir fazla fazla yemiş (Y-5, A-4), ancak ikinci yarılarda resmen şaha kalkmış (Y-3, A-13). Buradan ne sonuç çıkar derseniz, Fenerbahçe’ nin kendi saha ve seyircisi önünde ilk yarı baskılı bir futbol ile gol/goller araması ve hatta bulması muhtemel. Özellikle de 31-45 arası. Galatasaray için tehlikeli olma dakikaları ise 76-90. Bu dakikalar Galatasaray’ ın rakiplere gol yağdırdığı dakikalar. Buradan da Galatasaray’ ın fizik ve motivasyon olarak hep diri kalabildiğini görmekteyiz.

Burada ilginç bir durum da şu. Fenerbahçe en çok golü, 31-45 arası bulmuş (6 gol). En çok golü ise, 61-75 arası yemiş (5 gol). Burada son derece net bir tablo var.

Galatasaray, en çok golü 46- 60 ve 76-90. dakikalar arasında atmış. En çok golü, 1-15, 31-45. ve 46-60. dakikalar arası yemiş (2-2-3). 60’ dan sonra da gol yememiş.

İlginç tablo şu. Fenerbahçe’ nin en çok gol yediği 61-75 arası, Galatasaray sadece 1 gol bulabilmiş. Galatasaray’ ın en çok gol yediği (3 gol), 46-60. dakikalar arası ise Fenerbahçe’ nin golü yok. Galatasaray’ ın 2 gol yediği 31-45 arası ise Fenerbahçe’ nin tam 6 golü var.

Galatasaray’ ın en çok gol bulduğu (7 gol) 76-90 ile ikinci en çok gol bulduğu (5 gol) 46-60. Dakikalar arası Fenerbahçe sadece 1 gol yemiş. Bu dakikalarda kalesini gole kapatmış.

Maçın en kritik dakikaları da Fenerbahçe’ nin en çok gol attığı ve Galatasaray’ ın ise toplamda 2 gol atıp, 2 gol yediği 31-45. dakikalar arası gibi gözüküyor.

Galatasaray ilk golü yeme, son golü atma ihtimali yüksek olan takım görüntüsünde.

Burada, Pereira’ nın ilk yarıda rakibe mutlaka üstünlük sağlaması, golü bulacak bir baskı kurması ve özellikle 61-75. dakikalarda takımın düşen saha içi direnç ve reaksiyonunu artırması, takımını son 30 dakikada ekonomik oynatarak, diri tutması ve gerekir ise son 30 dakikayı defansif yönden hatasız tamamlaması gerekiyor. Pereira’ nın bu maçta mutlaka Diego ve Nani’ den en az birisini (tercihen Diego) 60. dakikadan sonra alması gerekiyor. Jozef’ in de 70’ den sonra mutlaka değişmesi gerekiyor. Hocanın RvP- Fernadao tercihini kestiremiyoruz ancak ilk yarıya Fernandao ile başlamak, rakibe baskı kurmak ve onun Galatasaray defansını yıpratmasını sağlamak bence iyi bir taktik olacaktır. İkinci yarıda 65’ den sonra, duruma ve gidişata göre oyuna Fernandao- RvP değişikliği ile müdahale etmek, hücum aksiyonlarını diri tutmayı sağlayabilir.

Hamza Hamzaoğlu iserakibin hücum aksiyonlarının en kritik unsurları olan sağ ve sol bekleri kilitlemeli ve Mehmet Topal’ a müthiş bir baskı uygulamalı. Bu şekilde organize hücum imkanlarını sınırlar, bloklar arası bağlantıyı koparır ve Fenerbahçe’ nin ileri dörtlüsünü yalnızlaştırmayı başarabilir. Nani ve Diego’ nun birlikte oynaması halinde onların topla oynamasını serbest bırakmak, verimsizleştirmek ve pas opsiyonlarını sınırlamak da büyük bir taktik hamle olacaktır.

Fenerbahçe daha çok faul yapan, kart görme riski taşıyan takım görüntüsünde.Saha ve seyirci avantajı, hakemin basit takdir hakları ile desteklenir ise, maç Fenerbahçe adına kırmızı kart görmeden tamamlanabilir. Ancak bol sarı kart sürpriz olmaz. Hakem takdir haklarını Fenerbahçe lehine kullanmaz ise, Fenerbahçe’ de kırmızı kart riski var. Diğer tarafta, Markovic, Nani ve RvP gibi hızlı adamlara arkadan yapılacak sert müdahaleler de Galatasaray için kart ve kartlar anlamına geliyor.

Futbolcuları birebir karşılaştırmaya gerek yok. Ancak mevkiler bazında, Fenerbahçe defansta, Galatasaray ise orta sahada ağır basıyor. Forvetlerde ben Fenerbahçe’ yi bireysel kalite ve beceri adına bir adım önde görüyorum. Ancak Galatasaray takım olabilmeyi daha fazla başaran ve sahaya daha iyi yayılan bir ekip. Ayrıca Galatasaray duran topları çok daha iyi kullanıyor ve duran toplardan daha az pozisyon veriyor.

Özetle, Fenerbahçe maçın ilk golünü, ilk yarıda atar ise, maçı koparabilir. Maçın ilk golünü ikinci yarı başında bulur ise, en kötü durumda bile 1 puan alabilir. Ancak ilk golü bulamaz, hatta yer ise, Galatasaray’ ın maçı kazanma, en kötü 1 puan ile dönme ihtimali çok yükseliyor.

Galatasaray ise ilk devrede gol yemez, Fenerbahçe’ nin en zayıf düştüğü, 61-75’ te yüklenmeye başlar ise, 3 puan çıkartma ihtimalini artırır.

Bu analiz dışında, şansa bağlı faktörler de var. Bu faktörlerin futbolun önüne geçmemesini temenni ediyorum.

İki takıma da başarılar.

Not: Analiz ve yorumlarda kullandığım değerli istatistikler ve Türk futboluna katkıları için MatchStudy’ ye çok teşekkür ediyorum.