Fenerbahçe için son derece önemli bir kırılma maçıydı. Cocu'nun zaten sallantıda olan koltuğunu koruyabilmesi, en azından kaybetmemesine bağlıydı. Bunun farkında olan Cocu, sahaya elindeki en iyi 11'i sürdü diyebiliriz. İlk yarıda işler tam da Cocu'nun planladığı gibi gitti. Fenerbahçe orta saha ve forvet hattı 2. ve 3. bölgede rakibe öyle baskı yaptı ki, Beşiktaş'ın en iyi olduğu geriden ayağa paslar ile presi kırma ve oyun kurma becerisi engellendi. Fenerbahçe de hücum tarafında üretken değildi ama Beşiktaş'ın o alışıldık pas trafiği ve sonuca yönelik tehlikeli 3. bölge paslaşmaları önlenmişti. Bu da saha içinde Fenerbahçe'yi son birkaç maça kıyasla iyi gösteriyordu.

Fenerbahçe takım boyu oldukça uzun olmasına rağmen, sahada nadir gördüğümüz bir gayret ile Beşiktaş'ı adeta geriye doğru itti. Uzun toplara mahkum bıraktı. Ancak Fenerbahçe'nin uzun takım boyu ile oynaması, Beşiktaş'ın Babel, Quaresma ve Lens'e attığı uzun toplar, son derece yetersiz stoperler olan Reyes ve Roman'ı zor durumda bıraktı. Ne hava topu alabildiler, ne de ilk topları alabildiler. Bu da orta sahanın, hatta Slimani'nin bile sıklıkla takım defansına yardım için geriye koşmasına neden oldu. Jailson- Mehmet Topal ikilisi oldukça yoruldu. Sonradan oyuna giren Eljif'de bu büyük alanlarda etkili olamadı. Aatıf, Ayew ikilisinin içe kat etmekten başka birşey yapamamaları dikkat çekti. Sık geri dönüşleri onları da yordu ve hücum etkinliklerini kırdı.

Aslında Fenerbahçe'nin kırılgan oyuncularının bu baskısını Şenol hoca beklemiyordu. Bu sürpriz oldu. Ancak Şenol hoca bu baskıyı doğru bir uzun top stratejisi ile dengeledi. Tolgay- Oğuzhan ikilisi üzerinden Babel, Lens ve Quaresma'ya atılan direkt toplar, Fenerbahçe'nin arkadan koşmasına ve bu 3'lüyü kontrol altına alırken yorulmasına neden oldu. Ayrıca Şener ve Hasan Ali bu sebepten oyuna hücum yönlü giremediler. Hasan Ali'nin şut ve ortaları vardı ama istatistikler bize başka bir şey söylüyor. Şener 2. ve 3. bölgede 37 kez, Hasan Ali 36 kez topla oynarken, rakipleri Gökhan 49, Caner ise 48 kez topla oynadılar. Bu durum Beşiktaş'ın kanatları iyi kullanmasına neden oldu ve Fenerbahçe bekleri ve kanat açıklarını geride tuttu. Bu sebeple, Benzia ve Slimani sıklıkla geri gelip top almak zorunda kaldılar.

Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki presi etkili gözüktü ancak Tolgay-Oğuzhan üzerine daha odaklı bir pres gerekiyordu. Ayrıca, Ayew ve Aatıf Caner ve Gökhan karşısında varlık gösterip, onları geriye itemediler. Bu da oyunun ortada kilitlenmesine neden oldu.

Beşiktaş'ın yetenek kokan golü ise Fenerbahçe'nin moralini bozarken, Beşiktaş'ın ikinci yarıya daha agresif ve bilinçli başlamasına neden oldu. Moralsizlik ve fiziksel düşüş nedeniyle Fenerbahçe presi kesip, rakibi daha geride karşılamaya başlayınca, oyunda denge Beşiktaş lehine bozuldu.

İkinci yarıda Cocu'nun tüm oyuncu değişiklikleri hatalıydı. Mehmet Topal iyi gününde değildi, ancak öncelikle çıkartılacak isimler Aatıf ve Ayew olmalıydı, çünkü kanatlar hiç işlev göstermiyordu. Aatıf ve Ayew'i, Eljif ve Barış ile değiştirmiş olsa, Valbuena'yı oyuna almamış olsa, Benzia'yı biraz daha erken kenara alıp, sahaya Mehmet Ekici ile hücum becerisi kazandırsa sahada galibiyet için daha iyi top yapan ve rakibi kendi sahasına doğru iten bir Fenerbahçe görebilecektik. Tolgay- Oğzuhan- Atiba üçlüsü, önce Jailson- Mehmet, sonra Eljif- Jailson ikililerine büyük fiziksel avantaj sağladı. Cocu oyuncu değişikliklerini doğru yapmış olsa, yani Aatıf ve Ayew'i kenara alıp kanatlara Eljif ve Barış ile hız ve dirilik kazandırsa, çok yorulmuş olan Benzia'yı erkenden Mehmet Ekici ile değiştirmiş olsa, Beşiktaş'ın bu avantajı ortadan kalkmış olurdu.

İkinci yarıda Fenerbahçe hem yanlış oyuncu tercihleri, hem de moralsizlikle disiplinden koptu. Takım boyu iyice uzadı. Stoperler riske girip ileri çıkacağına, takım boyunun uzaması ciddi bir taktik ve mental soruna işaret ediyor. İkinci yarıda, Valbuena'nın da girişi ile ayakta çok top tutan, hız kaybeden Fenerbahçe'nin maç 180 dakika oynansa kazanma ihtimali yoktu.

Hep yazdığım gibi, Fenerbahçe bu kadro ile asla 4-2-3-1 oynayamaz, çünkü solda Aatıf, sağda Ayew bu sisteme şu anki yaş ve fiziksel güçleri açısından uygun isimler değil. En azından Türkiye liginde bu fiziksel seviyelerde kanatlarda oynamaları mümkün değil. Sağda ve solda gerçek manada altyapıdan o mevkinin adamı olarak gelip oynayabilecek tek isim Barış. Fenerbahçe'nin eğer 4'lü defans ile devam edecekse, kesinlikle 4-3-2-1 veya 4-3-1-2'li alternatfileri denemesi lazım. Elindeki kadro buna uygun. Orta sahada Mehmet Topal, Jailson, Eljif ve önlerinde Benzia- Mehmet Ekici ikilisi ile 4-3-2-1 şeklinde bir diziliş ile, merkez orta saha hakimiyeti kazanmış bir beşli orta saha olarak iş yaparlar.

Aatıf ve Ayew zaten sürekli kanattan içe kat eden, hızları düşük, sprinter olmayan adamlar. Bu isimler ile 4-3-3 veya 4-2-3-1 oynadın mı, hem hücum etkinliğin düşüyor, hem orta sahan yoruluyor, hem de rakip bekler öne çıkabiliyor ve bu durumda rakip orta saha kalabalıklaşıp seni geriye itiyor.

Fenerbahçe'de bu karşılaşmada Benzia, Hasan Ali, Jailson ve Slimani'yi beğendim. Geriye kalanlar çok düşük bir performans gösterdi. Bence Valbuena ile Fenerbahçe acilen yolları ayırmalı. Fiziksel olarak sadece Katar ligini kaldırabilecek bir isim. 34 yaşında, yılda 4 milyon Euro alıyor olması ise bir trajedi.

Beşiktaş'a gelince Atiba, Babel ve Lens istekliydi. Tolgay iyi mücadele etti. Pepe ve Vidal gerçekten kalite farkını ortaya koydular. Karius kalede gerçekten çok güven verdi. Bence harika bir kaleci. Ben bu karşılaşmada Caner- Gökhan ikilisini çok beğendim. Hem Ayew-Aatıf ikilisini geri ittiler, hem de Şener ve Hasan Ali'ye üstünlük sağladılar. Hasan Ali'nin şutları her maç görmediğimiz ve sıklıkla da göremeyeceğimiz sürprizlerdi diye düşünüyorum.

Şenol Güneş'in iyi bir takımı var. Sürekli kadrodan önemli isimleri kaybetmesine rağmen, Şenol hoca bir şekilde takımını kazanan bir takım olarak tutabiliyor. Çok iyi bir kaleci, çok iyi bir defans dörtlüsü, önlerinde harika 6 ve 8 numaralar ve etkili kanat oyuncuları ile Beşiktaş bence komple bir takım. Tek eksik iyi bir santrafor. Mesela Slimani veya Soldado Beşiktaş'ta olsa, Beşiktaş'ın görünüşü çok farklı olabilirdi.

Maç genelinde Beşiktaş'ın topa büyük bir hakimiyeti vardı. Fenerbahçe iyi mücadele etti gibi gözükse de oyunu Beşiktaş oynadı ve kontrol etti. Fenerbahçe'nin daha fazla net gol pozisyonu olması, bu gerçeği değiştirmiyor. Topla oynamada %54'e %46 gibi büyük bir fark var. Topla oynama süreleri arasında tam 4 dakika var ki bu modern futbolda çok önemli. Topla oynamada 636- 542 Beşiktaş lehine fark var. Toplam pas sayısında 515- 405 Beşiktaş lehine ciddi bir fark var. Hücum bölgesinde topla oynamada Beşiktaş'ın 149- 115 üstünlüğü var. Köşe vuruşlarında 7-2 bir Beşiktaş üstünlüğü var. Fenerbahçe sadece şut sayısında bir şut daha fazla çekmiş. Kanat kullanımında, her üç bölgede de Beşiktaş'ın açık bir üstünlüğü var.

Tüm bu verilere bakarak, 1 puanı kazanan takımın Fenerbahçe olduğunu söylemek mümkün. Aslında Beşiktaş'ın da çok kötü bir gününde olduğunu ve bireysel performanslar ile işi bu noktaya getirdiğini söylemek lazım. Ama ne olursa olsun Beşiktaş her mevkide çok kaliteli futbolcuları olan takım gibi bir takım. Sahada ciddi bir kalite farkı vardı, ancak Beşiktaş'ın kötü gününde olması, Fenerbahçe'nin kendi saha ve seyircisi önündeki motivasyonu bu farkı belirli ölçüde kapattı ve bu durum sonuca beraberlik olarak yansıdı.

Fenerbahçe'nin takım boyunun uzunluğu, oynanan sistem için çok önemli olan kanat etkinliğinin düşüklüğü ve son olarak da bireysel oyuncu kalite farkı maçta 3 puana uzanmasına engeldi. Slimani ve Benzia hariç, hiç bir mevkide teke tekte oyuncu kalitesi olarak rakibinden daha iyi olmayan bir Fenerbahçe var. Bu da sahaya yansıdı. Bazı Fenerbahçe'li yorumcular kadro kalitesi önemsiz, sistem önemli, takım olmak önemli vs. diye atıp tutsa da siz dinlemeyin, futbol kaliteli oyuncular ile oynanır. Takım olmak, sistem falan bunlar güzel de, Roman ve Reyes ile, Şener ve Hasan Ali ile, Ayew ve Aatıf ile maç kazansan da uzun vadede asla şampiyon olamazsın. Fenerbahçe' de bu kalite yok. Yabancıların güzel bir atasözü var, kediyi fırına koyup kurabiye diye alamazsın. Fenerbahçe'nin bu kadrosu, Beşiktaş, Galatasaray ve Başakşehir'i belki bazı özel koşullar altında yenebilir ama uzun vadede asla ligi ilk sırada bitiremez.

Gelelim çok tartışılan Cocu'ya. Elindeki kadro, 4-2-3-1 ve 4-3-3'e uygun değil. Gerçek manada elinde kanat oyuncusu yok. Ayrıca elinde iyi bekler ve iyi stoperler yok. Bence Cocu, futbolun doğrusunu bulmalı ve elindeki kadroya çok uygun olan 4-3-2-1 veya 4-3-1-2 gibi sistemlere geçmeli. Bu bekler ve kanat oyuncuları ile iş daha çok duran toplar veya bireysel becerilere kalıyor. Bireysel beceri sahibi oyuncular olan Barış, Ferdi, Mahmet Ekici ve Soldado ise Cocu'nun öncelik listesinde yoklar. Bu nedenle Cocu'nun farklı bir şey denemesi şart. Aynı sistem içinde farklı oyuncu deneyeceğine, farklı sistem denemeli.

Taraftarın Yanal tezahüratları konusunda haksız olduklarını düşünmüyorum. Cocu kesinlikle çok ışık vermiyor. Ancak Cocu uzun vadeli bir proje. Taraftar ile bu iletişim bence daha iyi kurulmalı ve bunun uzun vadeli bir proje olduğu, şampiyonluktan önemli olduğu, Cocu'ya 10 hafta müsaade edilmesi gerektiği açıklanmalı. Bunu da bizzat Ali Koç yapmalı.

Bana göre de Yanal'ın kısa vadede Cocu'dan daha iyi sonuç elde etme şansı var. Taraftar haksız değil. Ama Yanal ile Cocu'yu değiştirmek, Ali Koç'un kafasındaki vizyondan vazgeçmek demek ve bence de doğru değil. Taraftar ne kadar bastırır, Ali Koç ne kadar direnir bilemiyorum ama Cocu'nun tribün kredisi bence bitti. Ali Koç'un bu durumu çok iyi bir iletişim stratejisi ile çözmesi şart.

Uzun vadede bakarsak, sabır gösterilebilirse, Cocu'nun daha iyi bir seçim olacağını düşünüyorum. Ancak öyle taktik ve kadro hataları yapıyor ki, Fenerbahçe kısa vadede yani bu sene için ilk 3 potasından düşüyor. Herkesi hazır tutayım, kimse küsmesin derken oturmuş bir 11'e ulaşamıyor. Cocu'nun esasen uzun vadeli bir yatırım olduğunu yönetim anlatmalı, Cocu yalnız bırakılmamalı. Özellikle de futbolculara bu mesaj net verilmeli, çünkü hocanın gideceğine yönelik kokuyu alan futbolcular, takım içi huzur ve disiplini sabote edebilir. Buna izin vermemek gerek.

Cocu devam edecek ise devre arası yönetimden iki bek, iki stoper istemesi şart. En az 6-7 isimle de yolların ayrılması ve bunlar satılarak para kazanılması gerekiyor. Eğer 4-2-3-1 veya 4-3-3'e devam edecekse, iki tane de hücumcu, çizgiye inme becerisi olan kanat oyuncusuna ihtiyacı var. Bu da kadroda büyük revizyon anlamına geliyor. Muhtemelen Comolli'nin becerisini, yetkinliğini devre arasında test etme fırsatı bulacağız.

Son olarak şu da var ki takımın başına bugün Ersun Yanal geçse, bu takımı bu kadro kalitesi ile şampiyon yapabileceğine kesinlikle inanmıyorum. Daha iyi performans gösterebilir, ilk 3'e oynatabilir, havasını değiştirir, özgüven aşılar, rakiplere karşı daha cesur bir futbol oynatır ama şampiyonluk için hem kadro, hem de oyun açısından ayrı bir seviye gerekiyor. Devre arası takviye şart, şart, şart. Takviyeler gelecekse, bence Cocu kalmalı.