Dikine Oyun da Neymiş, Uydurmayın!

Fenerbahçe- Kayserispor maçını izleyenler, üç şey gördüler:

1- Fenerbahçe takımının teknik açıdan son derece yetersiz, plansız ve korkak futbolunu

2- Aykut Kocaman' ın kenardaki çaresizliğini

3- Şanssızlık olarak tabir edilemeyecek beceriksizlikler ve bireysel hataları

Aykut Kocaman konusunda ilk geldiği dönemde belki de en sert eleştirileri yapan kişiydim. Çağdışı bir futbol anlayışının İstanbulspor macerasından bu yana temsilcisi olduğunu düşünüyordum. Bu felsefe çalıştırdığı tüm takımlarda devam etti. Bu sene geldiğinde farklı olabilir diyerek kendisine zaman tanımak gerektiğini düşündüm. İlk 9-10 hafta sabrettim.

Sabır taşı dün gece çatladı.

Aykut Kocaman ilk geldiği sezonkinden bir adım ileride değil. Hala aynı felsefe, sistem, hala aynı kısıtlı bakış açısı.

Koskoca Fenerbahçe takımı, kendi sahasında, kendisinin yarısından daha az değere sahip bir takım karşısında bir tane bile organize, birkaç pas üste üste yapabildiği bir akın yapamıyor. Ceza sahasına girmekte zorlanıyor. Hiç bir hücum planı olmadığı gibi, savunma planları da tamamen alan daraltmak ve rakibi belirli alan savunmaları ile karşılamak üstüne. Set hücumu desen sonu yok, set savunması desen başlangıcı yok. Tuhaf, tatsız, tuzsuz, verimsiz, vizyonsuz bir futbol anlayışı.

Tamam, Aziz Yıldırım yönetimi kendisine son derece vasat bir kadro teslim etti, ama sahadaki vasatlıktan kaynaklı bir futbol faciası değil. Fenerbahçe sezon öncesi hazırlıklar da dahil, 12 haftadır ne idüğü belirsiz bir futbol oynuyor. İşin kötü tarafı taraftarın yarısından çoğunun da bu yavan, verimsiz futbola sırf camianın ve takımın başındaki iki adamı seviyorlar diye katlanılması. Esas vizyonsuzluk da burada.

Bu futbol anlayışı Fenerbahçe' ye hiç yakışmıyor. Fenerbahçe, bu durumlara düşecek, bu futbolu oynayacak takım değil.

Bu yakışmayan tabloyu istatistikler ile de açıklayalım.

Fenerbahçe, topla oynama, topa sahip olma, pas ve pasla oynama oranında, Galatasaray' ın ardından ligde ikinci sırada. Güzel gözüküyor değil mi? Aslında değil. Neden derseniz;

Aynı Fenerbahçe, ceza alanına top gönderme ve ceza alanında topla oynamada ligde 9. sırada. Yanlış okumadınız, 9. sırada.

Kaleye çekilen şut ortalamasında ise, 8. sırada. Evet yanlış okumadınız.

Topla oynama, topa sahip olma, pas ve pasla oynama oranında kendisinin önünde yer alan Galatasaray ise, ceza alanına gidişte, şutta, hep ilk ikide. Beşiktaş ile beraber. İsabetli şutta ise 1. sırada. Fenerbahçe bu istatistikte daha beter bir yerlerde, 13. sırada.

Yani ne demek istiyorum?

Galatasaray' da paslı oynuyor ama dikine. Sonuca dönük. Yakaladığını atıyor. Aradaki puan farkı buradan kaynaklanıyor.

Deplasmanda beraberliğe sevinir hale getirilmiş olan Fenerbahçe taraftarına duyurulur.

"Dikine futbol diye bir şey tutturmuşlar" diyen Aykut Hocanın, genel futbol bilgisini bilmem ama dikine futbol anlayışını bilmediği ortada. 100 milyon Euro değerindeki Fenerbahçe futbol kulübünün durumu bu.

Dikine futbol da işte bu oluyor Aykut Hoca.

Geçen seneki Konyaspor, ondan önce Fenerbahçe, öncesinde Ankaraspor, İstanbulspor.. Hepsine de aynı sistemde futbol oynatıyordu. Yana, geriye, yavaş, hareketsiz, katı alan savunması, hücumda ise ağır ve bıktırıcı setler. Ya da sete benzeyen adını koymakta zorlandığım bir anlayış.

Galatasaray puan kaybedecek öngörüsü ile vizyoner ilan edilen Kocaman, kendisi kaybedeceği puanları da acaba hesaba katıyor mu? Fenerbahçe, bu şekilde giderse, ki gidecek, çünkü Aykut Kocaman hocadan başka bir şey beklemek hayalperestliktir, ligi ilk 3 içinde bitiremez. Son 3 sezondur tüm tahminleri tutan kardeşiniz olarak söyleyeyim.

Fenerbahçe, 10 transfer de yapsa, bu futbol anlayışı ile bir yere gitmez.

Ha bu arada, son sözüm de Aykut Kocaman' ı sevdikleri için gereksiz ve anlamsızca yüceltenlere.

Aykut Kocaman iyi bir insan. Adam gibi adam. Ama bence teknik direktörlüğü, futbol anlayışı, felsefesi Fenerbahçe için hiç uygun değil. Fenerbahçe kimyasına uygun değil. Siz Kocaman' ın adamlığını övün, kendisini insan olarak sevin, hakkınızdır. Ancak sırf onu sevdiğiniz için teknik yönden korumaya alırsanız, en büyük kötülüğü Fenerbahçe' ye yapmış olursunuz. Taraftara onun üzerinden umut pompalamayın. Eleştirenlere de hoca üzerinden, hocayı savunma adına racon kesmeyin. Hocaya sahte gazlar vermeyin. Kocaman' a iyilik değil kötülük yaptığınızı unutmayın.

Özetle, Aykut Kocaman değişmez. Aziz Yıldırım' da değişmez. Doğal olarak Fenerbahçe' nin futboldaki makus talihi de değişmez. Ne köy, ne kasaba demek geçiyor içimden.