Fenerbahçe neden kazandı, Beşiktaş neden kaybetti?

Derbi bitti ama lig yeniden başladı. Müthiş bir mücadele vardı. İlk yarı Fenerbahçe, ikinci yarı Beşiktaş iyi oynadı. Maç genelinde iki takım da inanılmaz bir tempo ortaya koydular. Esasen son derece ortada bir maçtı. Fırsatları yakalayan Fenerbahçe bunları iyi değerlendirdi ve 3 puanı aldı. Beşiktaş' ta iyi oynamasına karşın, özellikle ikinci yarıda çok önemli fırsatları harcadı.

Esasen iki iyi takım izledik. İkisi de kazanabilirdi, kaybedebilirdi. Peki Fenerbahçe neden kazandı, Beşiktaş neden kaybetti. Buna bakalım.

Fenerbahçe neden kazandı?

1) Vitor Pereira forma adaletini gözeterek 11 çıkardı. Haftalardır formsuz olan Nani' nin ilk yarıdaki tempoyu kaldırması mümkün değildi. Maç öncesi analizde de değindiğim gibi Pereira kazanmak zorundaydı, ilk golü bulan istatistik olarak kazanacaktı, ilk yarı iş bitmeliydi, bu sebeple tempo yapabilecek, baskı kurabilecek, mücadele gücü yüksek bir 11 ile çıkması gerekiyordu. Pereira' nın hem taktiği, hem 11 seçimi doğru idi.

2) Vitor Pereira' nın oyuncu değişiklikleri yerinde idi. İkinci yarıda Beşiktaş ablukası başladığında, Beşiktaş orta sahayı rahat geçmeye başladığında gerekli hamleleri yaptı. İki hamle de doğruydu. Diego koşmasına rağmen, oyuna ağırlığını koyamıyordu. Çok top kaybı yapıyordu. Alper ise mükemmel bir ilk yarının ardından oyundan düşmüş, fiziksel olarak düşmüş, hamleleri ağırlaşmış, geriye koşamamaya başlamıştı. Vitor Pereira bu durumu gördü ve gerekeni yaparak Nani ve Ozan ile oyuna direnç kattı.

3) Beşiktaş %57' ye %43 gibi bir oran ile topa daha hakim olmasına rağmen, Fenerbahçe, oyunun hücum tarafında daha etkiliydi. Kazanılan toplar hızlı bir şekilde üçüncü bölgeye aktarıldı. Maç genelinde top Beşiktaş' ta olmasına rağmen, ikinci bölgeden sonra topun en fazla oynandığı alan Beşiktaş' ın yarı sahası oldu. Bu Fenerbahçe' nin savunmadan hücuma çıkış verimliliğinden kaynaklandı. Pereria, Beşiktaş' ı iyi analiz etmiş ve Beşiktaş orta sahasını aşacak bir kurguyu taktik anlayışına yansıttı. Volkan tek başına Beşiktaş ceza sahası içine beş kez girdi. Alper de pek çok pozisyonda rakiplerini ekarte etmeyi başardı. Fenerbahçe rakip ceza alanına Volkan, RvP ve Alper ile fazla girişimde bulundu. Bunların çoğu neticelenmemiş olsa bile, bu üretkenlik takdire şayandı.

4) Maçın özellikle ilk yarısında, müthiş bir tam saha presi ve 2' li, 3' lü sıkıştırmalar ile Beşiktaş' a top yaptırmadı. Atiba ve Oğuzhan' a baskı yaparak, oyunun etkili kurulmasını engelledi. İkinci yarıda doğru zamanlamalar ile oyunu soğuttular, savunmayı daha geride kurarak, Gökhan ve Quaresma' nın arkaya kaçmasını engellediler, iyi kademe yaptılar. Takım savunması maç boyu ortalamanın üzerinde başarılı idi. Mehmet Topal ve Souza neredeyse maç başından sonuna aynı istikrar ile hatasız oynadılar. Ara paslara girdiler, top çaldılar, hava topları kazandılar, takımları üzerindeki baskıyı dağıttılar. Fenerbahçe bugün takım olarak kompakt oynamayı başardı.

5) Volkan 5 maç üst üste kötü oynar, dağınık olur, konsantre olamaz ama arada 1 maç oynar, şaşırırsınız. Volkan maça çok iyi motive olmuş, gerçekten de maçın en önemli anlarında, kırılma dakikalarında onun takımına güven veren kurtarışları vardı.

6) Fenerbahçe bekleri maç boyu oyunu tek taraflı ve defansif olarak oyandılar, bu işi de çok iyi yaptılar. Caner ve Gökhan' ın enerjisi, kademesi, mücadelesi takımı ateşledi. Özellikle Gökhan Gönül sessiz sedasız müthiş işler yaptı, çok kritik kademelerde bulundu ve önemli bir katkı sağladı.

Beşiktaş neden kaybetti?

1) Şenol Güneş' in 11 tercihi hatalıydı. Şenol Güneş maça stratejik bir düşünce ile çıkmadı. Bu çıkardığı 11' e de yansıdı. Oysa ki alınacak 1 puan belki de şampiyonluk yolunda önemli bir katkı demekti. Güneş kazanmaya yönelik bir kadro ile çıktı, pas yapacak, oyuna hakim olacak ve pozisyon bulacak bir 11 ile çıkmak istedi. Ancak rakibi, orta alanda dirençli, ligin en fazla ikili mücadele kazanan, en çok hava topu alan, en çok faul yapan, en mücadeleci ve takım savunması en iyi ekibi idi. Şenol hocanın çıkardığı 11, fiziksel mücadele açısından zayıf kaldı. Adeta fiziksel olarak ezildi. İkili mücadeleleri kaybetti. Oğuzhan, Quaresma, Sosa ve Olcay ile oyunun mücadele tarafında zayıf kaldı. Bu seçim, oyunu kabul ettirecek bir hücum organizasyon etkinliği de sağlayamayınca, Beşiktaş ilk yarı kafasını kaldıramadı. Oysa maça Necip ve Gökhan Töre ile başlamış olsa, fiziksel olarak da karşı koyabilecek, belki de oyunu ilk yarıda dengeye getirecekti. Şenol hoca oyunu kilitleyip, 1 puana oynayacağına, 3 puana göz dikti ve 1 puandan oldu. Tabi Şenol Güneş bu zihniyeti nedeniyle Şenol Güneş oldu. Hocayı cesareti ve hücuma dönük futbol anlayışı için kutluyorum. Stratejik düşünmedi, maçı kaybetti ama cesareti takdir edilmeli.

2) Beşiktaş bekleri ve stoperleri kötü oynamamış olmalarına rağmen, Fenerbahçe hücum silahları karşısında ağır kaldılar, RvP, Nani, Volkan, Alper ve Ozan' ın pek çok pozisyonda hızları ile bu dörtlüyü zor durumda bıraktıklarını gördük. İsmail ve Beck gerçekten oyunda orta sahaya çok destek verdiler, ancak arkada alanlar bıraktılar. Bu alanları Fenerbahçe çok iyi değerlendirdi diyemeyiz, ancak buralardan pozisyonlar buldu.

3) Şenol hocanın Olcay- Gökhan hamlesi doğru olmakla birlikte Gomez' e fazla tahammül etti. Cenk' i oyuna geç aldı. Alves ve Kjaer, Gomez' i son derece rahat marke ettiler. Gomez bu güçlü stoperler karşısında etkili olamadı. Hareketli de değildi. Ceza yayı içinde ve etrafında boş alanlara deplase olamadı. Pas alamadı, veremedi. Gomez, ikinci yarı kenara gelmeliydi.

4) Beşiktaş deplasmanda oynama nedeni ile gergindi. Bunu ilk yarıda yapılan üst üste faullerden ve saha içi itiş kakışlardan anladık. Gereksiz bir gerginlikti, zira Beşiktaş' ın puan avantajı vardı, sakin kalma lüksü vardı. Beşiktaş bu maça kadar, ligin rakibe en az faul yapan ekibi, Fenerbahçe ise en fazla faul yapan ekibi idi. Bu maçta Beşiktaş, Fenerbahçe' den ya daha fazla, ya da Fenerbahçe' ye yakın sayıda faul yapmış olabilir (istatistiklere bakacağım). Bu Beşiktaş' ın geleneksel olarak rakibe oyunu kabul ettirme başarısını gösteremediğini, aksine rakibini durdurmaya çalıştığını gösteriyor.

5) Beşiktaş bu sezon hücum bölgesinde en az isabetli pas yaptığı iki maçı da Fenerbahçe' ye karşı oynadı. Bunun sebebi, Fenerbahçe' nin ilk yarı tam saha, ikinci yarı yarı saha presi idi. Fenerbahçe, Beşiktaş 'ın etkin pas trafiğini gerçekten iyi kesti. Beşiktaş kötü oynamadı, ancak oynattırılmadı desek daha doğru olacak.

6) Bu haftaya kadar pozisyonları gole çevirme oranı yaklaşık %37 olan Beşiktaş, bu maçta ilk yarıda girdiği 1, ikinci yarıda girdiği 5 önemli fırsatı değerlendiremedi. Bu sezon ortalamasının bir hayli altında. Oysa ikinci yarı içinde baskı kurulan 15 dakikada, kaleye 6 şut gönderildi. Gol gelmeyince, Fenerbahçe' nin direnci arttı. Oyuna tutundu. Beşiktaş ise moralman inişe geçti. Beşiktaş' ın gol ayakları bu gece ya şanssız, ya da beceriksizdi. Bu da maçın kaderini belirleyen bir faktör oldu.

Maç öncesi analiz yazımda yaptığım tahminler maçta aynen gerçekleşti. Ne demiştim:

- Pereira’ ya bakarsak, Pereira, maçı kaybettiği anda 4 puan farkın oluşacağını biliyor. Kazanmak zorunda. Beraberlik bile Şenol Güneş’ in hanesine yazılacak. Bu durum Pereira üzerinde stres oluşturuyor. Ne kadar rahat gözükse de, içten içe derbinin kendisi için bir kader maçı, adeta bir final olduğunun farkında (Pereira takımını maça doğru 11 ve motivasyon ile çıkardı)

- Beşiktaş, bu sezon ilk golü attığı hiçbir karşılaşmada puan kaybetmedi. Fenerbahçe de aynen, ilk golü attığında, tıpkı Beşiktaş gibi hiç puan kaybetmemiş. Ayrıca, Fenerbahçe’ de, Beşiktaş’ ta skor olarak öndeyken hiç maç kaybetmemişler. Bu ilginç bir durum. Burada kısaca şu yorumu yapmak mümkün, ilk golü kim bulur ise, derbiyi kazanma ihtimali yüksek (ilk golü atan kazandı).

- Fenerbahçe ilk yarılarda 20, Beşiktaş 15 gol bulmuş. Bu Fenerbahçe açısından iyi haber. Kendi saha ve seyircisi önünde ilk golü bulup, sıkı savunma ve kontra ataklar ile istediği sonucu bulabileceğine işaret ediyor. Beşiktaş’ ın ilk yarı yapması gereken 2. Bölgede yoğun pres ve 1. Bölgede sıkı kademe kurmak. İlk yarıda gol yemeyen bir Beşiktaş, avantajlı duruma geçebilir. Beşiktaş ilk yarıda bir gol yer ve devre bitmeden karşılık veremez ise, maçı çevirmesi zorlaşır (ilk golü ilk yarıda atan kazandı, yiyen kaybetti).

- Yenen gollerin alanlara oranına bakıldığında ise tam tersi, Fenerbahçe’ nin göbeği Beşiktaş’ tan daha iyi savunduğu ancak kanatlardan, daha fazla bir yüzde ile gol yediğini görmekteyiz. Maçın kaderini tayin edecek ikinci unsur, Fenerbahçe beklerinin savunma performansı olacaktır. Beşiktaş bekleri Fenerbahçe beklerine göre daha stabil, daha net, daha öngörülebilir bir performans sergilediğinden, burada Fenerbahçe beklerinin gününde olup olmadıkları, maç formları belirleyici olacaktır (beklerden mükemmel bir savunma performansı izledik)

- Eğer hakemler müsamahalı bir tutum içinde olur ise, Fenerbahçe, saha içinde Beşiktaş’ a ciddi bir fiziksel üstünlük sağlayabilir. Burada hakem etkili olacaktır (Fenerbahçe aleyhine çok ciddi hatalar yapmış olmakla birlikte, genelde Fenerbahçe' li Caner, Mehmet Topal, Volkan' a karşı toleranslı idi)

- Elbette yanılma payımız olmakla birlikte, hakem adil ve hatasız bir yönetim sergiler ve olası kırmızı kartlar saha içi dengeleri bozmaz ise beraberlik beklemediğimi söyleyebilirim (skoru 1-0, 0-1, 2-1 ve 1-2 olarak tahmin etmiştim, Beşiktaş' ın kaçırdığı net fırsatlar nedeniyle bu konuda tahminim tutmadı ancak çok yaklaştım).

Maçın en iyileri Fenerbahçe tarafında; Taraftarlar, Pereira, Gökhan Gönül, Alves, Kjaer, Mehmet Topal ve Alper idi. Beşiktaş tarafında; İsmail Köybaşı, Beck ve Quaresma idi.

Pereira' yı hata yaptığında eleştiriyorum. Bu maçta galibiyetin baş mimarı olduğunu söylemek zorundayım. İşte benim görmek istediğim Pereira bu. Formayı adaletli dağıtan, doğru zamanlarda oyuna müdahale eden, ilk 45' teki mücadeleci futbolu maç genelinde oynatabilen, iyi bir taktik disiplin oturtan bir Pereira' ya lafımız olamaz. Bugün de kendi doğruları ile maçı kazandı. Doğruları görebildiği ve gereğini yapabildiği için kazandı. Bunu cesaretle devam ettirmesi gerekiyor.

Cüneyt Çakır, Beck' i kırmızı karttan atamadığı o pozisyondan sonra dengeyi kaybetti. Bence kötü bir maç yönetti. Beck' ten sonra, Caner, Sosa ve Volkan' ı da oyunda tuttu. Maça iki takım aleyhine de etki etti. Bence bu güzel derbide en kötü performans ona aitti. Çakır' dan fazlasını beklerdik.