Bu köşeyi takip eden dostlarım bilirler ki ağırlıklı olarak Fenerbahçe ile ilgili yazılar yazıyorum. Birkaç aydır Galatasaray ve Beşiktaş' lı takipçilerimden mailler alıyorum. Bu değerli okurlar, benim futbol bilgim ve objektif duruşumdan etkilendiklerini, kendi takımlarını benim gözümden de görmek istediklerini söylüyorlar. Kısaca Beşiktaş ve Galatasaray ile ilgili daha fazla yazmamı istiyorlar.

Bu köşeyi takip eden tüm okuyucularım, benimle aynı fikirde olsun ya da olmasın, benim için çok değerli. Herkesin görüşüne büyük önem veriyorum. Bu isteği de görmezden gelmek mümkün olamazdı.

Bu noktada kendilerine iyi bir haber vereyim. Bu sezon elimden geldiğince, Beşiktaş ve Galatasaray ile ilgili objektif analizlere ve yorumlara da yer vermeye çalışacağım.

Bu yazıda Galatasaray' ın yeni transferleri, gelecek sezonki stratejileri ve olası sonuçlar üzerinde durmak istiyorum.

Transferler

Son şampiyon ve ilk 4 yıldızın sahibi olan Galatasaray yeni sezona moralli giriyor. Bu tarih itibariyle de kesinleşmiş 3 transfer yaptı. Bilal Kısa, Podolski ve Jem Karacan.

Bilal Kısa, Fenerbahçe' nin Türk futboluna hediye ettiği bir yetenek. Fenerbahçe altyapısında piştiğini söylemek yanlış olmaz. Fenerbahçe öncesi Osmancık Gücü ve Yücespor, Fenerbahçe sonrası ise İzmirspor, Malatyaspor, Ankaraspor, Ankaragücü, Karşıyaka, Karabükspor' da forma giydi. En büyük çıkışını ise, 2013-2015 arası Akhisar Belediyespor' da yaptı. Burada, eski takımlarına kıyasla daha istikrarlı ve olgun bir futbol sergiledi ve Milli Takıma kadar yükseldi. Bu çıkışta elbette, Hamza Hamzaoğlu' nun büyük bir payı var. Bilal' i Türk futboluna geri kazandıran Hamza hoca oldu.

Bilal, ülkemizde, Selçuk İnan ile birlikte, saha görüşü en iyi olan yerli orta saha oyuncularının başında gelir. Sahayı enine ve dikine iyi görür ve pas yüzdesi yüksektir. Asist sayıları düşük olsa da, 2 numaralı bölgede, oyuna iyi yön verir. Özellikle kanatların oyuna dahil olması açısından önemli bir silahtır. Bilal Kısa, bu sezon bazı maçlarda Selçuk İnan' a, bazı maçlarda da Sneijder' e alternatif olarak alındı. Bilal Kısa, Hamza Hocanın elinde verimli bir alternatif olacaktır. 3 kulvarda ilerleyecek olan Galatasaray için, ihtiyaç duyulan bir takviye olarak, nokta transferdir.

Jem Karacan, İngiltere futbolundan geliyor. İngiltere' de Reading, Bournemouth ve Millwall gibi sıradan takımlarda forma giydi. Orta sahanın ortası, orta sağ iç ve sağ kanatta forma giyebiliyor. Ancak daha ziyade bir ortanın ortası futbolcusu. Futbol hayatı boyunca sık sakatlık yaşamış bir futbolcu. Futboldaki idolü Tugay Kerimoğlu' dur. Oyunu iki yönlü de oynayabilir. Çabuk ve kararlı bir orta saha oyuncusu. Özellikle top kazanma ve hızlı kullanma özelliği ile ön plana çıkıyor. Esasen 2008- 2009' lu yıllarda büyük bir patlama yapması bekleniyordu ancak yapamadı. Hatta öyle bir potansiyele sahipti ki, o yıllarda piyasadaki tüm futbol menajerlik oyunlarında, üstün özellikleri olan bir futbolcu idi. Oynayanlar hatırlayacaktır.

Jem Karacan, tıpkı Fenerbahçe' nin Ba ve Souza transferleri gibi, ya tutarsa mahiyetinde bir transfer. İyi bir futbol temeli var. Türkiye' de, vatanında olmanın sağlayacağı ekstra motivasyon ile İngiltere' de sergilediği futbolun %30 üzerine çıkarsa önemli kazanım olur. Pek çok Galatasaray' lı tepki gösteriyor ancak kötü transfer olduğunu söyleyemeyiz. Özellikle, 3 kulvarda ilerleyecek bir takımın orta sahada ciddi bir kadro derinliği olmalı. Melo ile anlaşma olmaz ise ya da Selçuk sakatlanır ise, burada istikrarlı ve belirli seviyenin üzerinde futbolculara ihtiyaç var.

Podolski ise son derece akıllı bir transfer. Sol kanat, sol açık ve sol forvette oynama becerisi var. Çok yönlü bir futbolcu. Köln, Bayern, Arsenal ve Inter tecrübesi var. Alman Milli Takımı ile 125 maçta, 48 gole ulaşmış bir isimden bahsediyoruz. Podolski bence asla tartışılmayacak bir isim. Tabi burada en büyük soru işareti şu. Podolski hangi mevkide oynayacak? Galatasaray geçen sezon bazı maçlarda 4-4-1-1, bazı maçlarda ise 4-2-3-1 oynadı. 4-4-1-1' de, orta sahada Yasin, Selçuk, Melo (Jem Karacan), Sneijder dörtlüsü ve önlerinde sola yakın, serbest bir Podolski ve tek forvet Burak olası bir yerleşim. 4-2-3-1' de ise 3' lünün solunda oynayacaktır. 4-4-2 oynandığında ise, ileri ikiliden soldaki olabilir. Her halükarda gerekli ve iyi bir transfer. Sol ayaklı ve yetenekli futbolcu sadece Türkiye' de değil, tüm dünyada nadir bulunuyor. Bu anlamda Podolski hem maliyeti, hem kariyeri, hem de verebilecekleri itibariyle çok doğru bir transfer.

Bazı arkadaşlar şimdiden Nani ile karşılaştırıyor. İkisi de iyi transfer ancak Nani' ye göre, çok daha istikrarlı ve öngörülebilir bir performans sergiler. Ben ikisi arasında kalsam, daha az yetenekli ancak daha öngörülebilir olan Podolski' yi tercih edebilirdim. Alman disiplini ve ciddiyeti zaten belirli bir seviyenin altında kalmayacağının göstergesi olacaktır. Hep birlikte göreceğiz.

Eksikler

Biraz da eksiklere değinirsek, Galatasaray' ın halen ciddi bir sağ bek ve sol bek sorunu var. Telles, Sabri, Tarık ve çok beğenmeme rağmen tecrübeli Hakan Balta ile 3 kulvarda ilerlemek oldukça zor. Hele de Şampiyonlar Liginde çıta çok yükselmiş durumda. Artık bekler futbolda en önemi mevki haline geldi. Buralarda görev yapacak tüm futbolcular, hem ofansif, hem de defansif meziyetlere sahip olmalı. Maç içinde iyi bir koşu mesafesi ve özellikle de sprint sayısı yakalamalı. Bu 4' lü ile Şampiyonlar Ligi' nde ne yapılabilir, bundan şüpheliyim. Türkiye liginde ise yeterliler.

Galatasaray' da bir forvet sıkıntısı da var. Bugün Burak ve Umut' tan bir tanesi uzun süreli sakatlansa, o bölgede rotasyon derinliği kayboluyor. Podolski buraya da kaydırılabileceğinden önemli bir transfer oldu, ancak en azından Türkiye içinden bir alternatif alınmalıydı. Umut ve Burak 3 kulvarı nasıl götürebilir, Berk burada ne katkı sağlayabilir bunlar soru işareti.

Defansta Semih ve Chedjou, Avrupa ortalamasının üzerinde stoperler. Koray, Dany ve Hakan Balta alternatifleri. Bu üçlünün, stoper performansları soru işareti. Şampiyonlar Ligi için Dany ve Koray' dan bir tanesi gönderilerek (tercihen Dany), Bursaspor' dan Serdar Aziz düşünülebilirdi. Bu gerçekten de, o mevkide daha sağlam bir kadro derinliği sağlardı.

Geçtiğimiz sezonlarda, başta Muslera olmak üzere, Selçuk, Hamit ve Melo' nun, geçen sezon da Yasin ve Emre' nin müthiş performansları, Galatasaray' ın defansta sorun yaşamamasına imkan verdi. Öte yandan, bu durum aldatıcı olmamalı. Türkiye' de Galatasaray' ı Beşiktaş ve Fenerbahçe dışında zorlayabilecek bir takım yoktu. Bu ikisi de kötü kenar yönetimi nedeni ile derbilerde ciddi sorun çıkartmadılar. Ancak Şampiyonlar Ligi farklı. Burada, maç başına 115- 120 km koşan, basan, sert takımlar olacak. Hızlı paslaşma, hızlı hücumlar ve tehlikeli forvetler olacak. Bu noktada, defansa ciddi bir takviye, ya da en azından Serdar Aziz gibi yerli bir alternatif de düşünülebilir. Benim aklıma hemen Egemen Korkmaz geliyor. Bence Galatasaray onu mutlaka almalıydı. Tecrübesi ile çok şey katardı.

Kadroyu şekillendirmek

Kadrosunda 32 futbolcusu olan Galatasaray, bunu 24' e nasıl düşürecek? Galatasaray' ın mali imkanları bu denli sınırlı iken, daha üst transferler beklemek de zor. Galatasaray, son 4 sezonda, 3 kez şampiyon oldu. Bu ciddi bir yatırım sonucunda gerçekleşmiş bir başarı. Selçuklar, Drogbalar, Buraklar, Melolar, Sneijderler, Hamitler, Musleralar kolay alınmıyor. Bunlar kolay elde tutulmuyor. Geçen sezon, rakiplerinden daha az şans verilen Galatasaray, sadece Muslera ve Sneijder gibi iki yıldızının oyuna damga vurması ile şampiyonluk kazandı. Rakiplerinde bu seviyede, kalibrede isimler olmadığı için kazandı.

Galatasaray taraftarı ezeli rakibinin transfer performansına bakıp moralini bozmasın. Fenerbahçe, bu sezona kadar, Aziz Yıldırım' ın hataları nedeni ile kadro kalitesi olarak zaten Galatasaray' ın gerisinde idi. Şimdi arayı kapatmaya çalışıyor. Galatasaray' ın kadrosu ise zaten oldukça iyi ve zengin. Çok sayıda transfere ihtiyacı yok. Bunu belirtmek lazım. Hamza Hoca da basın toplantılarında bunu sıklıkla dile getiriyor. "Bir takım 11 Sneijder' den oluşmaz" sözü son derece yerinde. "Takım olmalıyız" inancı ile hareket ediyor ve doğru yapıyor.

Bence Türkiye' nin en iyi yerli stoperi Semih, en iyi yerli orta saha oyuncusu Selçuk ve en iyi yerli forveti Burak ile omurgası sağlam. Türkiye' nin açık ara en iyi kalecisi olan Muslera ve bana göre en faydalı ön liberosu olan Melo ile Galatasaray zaten çok üst düzey bir takım. Buna Türkiye' nin Nani ve RVP' ye kadarki tek gerçek süperstarı olan Sneijder' i de katarsanız, bu takım zaten Avrupa seviyesinde orta üst bir takım. Ancak sağ bek, stoper ve forvet noktasında transferler ile kadro derinliği daha dengeli bir şekilde sağlanmalı. Kadroyu 24' e düşürürken, dengeli bir kadro derinliği oluşturulmalı.

Galatasaray' ın son derece iyi bir profesyonel olan ve sürekli işine konsantre olan Hamza Hamzaoğlu ile bu sene de şampiyonluğun, Fenerbahçe ile birlikte en büyük adayı olduğunu düşünüyorum. Bunun sebebi, Galatasaray' ın oturmuş, zengin bir kadrosu olması ve Hamza Hocanın elindeki kadroyu iyi tanıması. En büyük rakibi Fenerbahçe kaynaşmak ve takım olmak için zamana ihtiyaç duyuyor. Pereira' nın Türk futbolunu tanıması ve şifreleri çözmesi de en az 7-8 hafta alacak. Bu Galatasaray için bir avantaj. Beşiktaş ise, müthiş isabetli hoca seçimine rağmen, kadro açısından rakiplerinden bir miktar geri kaldı. Ancak en büyük transfer Şenol Güneş' tir. Bu transfer de Beşiktaş' ı az farkla da olsa, geriden potaya sokuyor. Onu da ayrı bir yazı ile bu hafta içi değerlendireceğim.