Guimaraes maçının analizi

Guimaraes Portekiz ligini geçen sezon 5. sırada bitirmiş bir ekip. Toplam piyasa değeri 36 milyon Euro. Yaş ortalaması 24 olan genç bir takım. Bu sene tıpkı Fenerbahçe gibi çok sayıda futbolcuları takımdan ayrıldı, çok sayıda genç oyuncuyu kadroya kattılar. Yani bir yapılanma içindeler. Portekiz futbolunda orta ve orta alt seviyelere oynayan sıradan bir ekip.

Fenerbahçe' yi Dnipro gibi zorlamaları beklenmiyordu. Genç bir ekip olan Guimaraes karşısında Fenerbahçe, maç boyu oyunun kontrolünü elinde tuttu.

Guimaraes maçının analizini yaparsak, Fenerbahçe' nin iki devrede farklı iki takım ile oynadığını ve iki farklı futbol sergilediğini söyleyebiliriz. İlk yarıdan 60. dakikaya kadar daha teknik, topa daha çok hükmeden ve sahayı daha iyi kullanan bir Fenerbahçe vardı. İkinci yarıda, özellikle toplu oyuncu değişiklikleri sonrası, topa daha az hükmeden ancak rakibi daha iyi ısıran, daha iyi basan ve fiziksel olarak daha iyi bir Fenerbahçe izledik.

Guimaraes maçında Fenerbahçe, son 15-20 dakika hariç, genel olarak topa ve oyuna hükmetti. Genç ve enerjik bir takım ile oynandığı için, fiziksel olarak zorlanılan dakikalar oldu. Bunda Pereira' nın henüz yükleme çalışmaları yaptırmamış olmasının da etkisi var. Daha önce de yazmıştım, Pereira, ön eleme turuna fazla vakti kalmadığı için sistem ve taktik anlayış üzerinde çok duruyor. Takım oyununu sağlamaya çalışıyor. Bireysel yetenekleri eşgüdümlüyor. Ciddi bir fiziksel güç ve kondisyon yüklemesi yapmıyor. Ön eleme haftalarında takımın yorgun olmasını, fiziksel olarak düşmesini istemiyor. Burada bir risk alıyor, ancak genel anlamda doğruyu yaptığını düşünüyorum.

Sorunlar

Fenerbahçe' de henüz hatlar arası ilişki tanımlı değil. Bloklar arası kopukluk açıkça gözüküyor. Futbolcular bireysel rol ve sorumluluklarının farkındalar ancak takım genelindeki diğer rol ve sorumlulukları göremiyorlar. Bu da takım olarak oynamayı zorlaştırıyor. Bireysel beceriler sergilenmeye çalışılıyor. Bu durum sistem ve kadro tercihleri netleşince ortadan kalkacaktır.

Diğer bir sorun da, Fenerbahçe' nin takım presini iyi yapamıyor oluşu. Bazı pozisyonlarda, pres çok çabuk kırıldı. Rakip orta sahayı hızlı geçme sansı buldu. Antrenmanlarda, daha koordineli ve organize bir alan paylaşımı ve pres uygulaması çalışılmalı.

Futbolcular nasıldı?

Fenerbahçe 60. dakikaya kadar pozitif bir futbol sergiledi. 60. dakikaya kadar süren bu teknik ve akıcı futbolun en önemli mimarı Diego Ribas idi. Bu akşam Diego modern bir orta saha oyuncusunun yapması gereken herşeyi yaptı. Pas aldı, pas verdi, pas trafiğini yönetti, çalım attı, adam geçti, rakibe baskı kurdu, top çaldı, topu sakladı, kısaca sahada gol atmak hariç herşeyi yaptı. Diego, Pereira' nın ellerinde yeniden doğdu diyebiliriz. Özellikle ikinci yarı yaptığı bazı hareketler, verdiği bir kaç klas pas ve topuk şutu üst kalite idi. Fenerbahçe taraftarı sanıyorum ki Alex' den beri ilk defa kendisini heyecanlandıran bir futbolcu izlemiş oldu. Diego bu form ve iştahını devam ettirir ise belki de bu senenin en iyi transferi olacak.

Fenerbahçe' de Kjaer- Alves ve Kadlec- Ba uyumsuzlukları devam ediyor. Kjaer ve Ba' yı henüz birkaç maç izlemiş olmakla birlikte çok beğenmediğimi söyleyebilirim. Egemen' den kesici olarak daha iyi olduklarını düşünmüyorum. Ancak kesin yoruma varmak için henüz çok erken. Öte yandan, Kjaer' in uzun paslarını beğendim. Saha görüşü ve topu ileri aktarma çabası takdire şayan. Bu dörtlüye ciddi bir takviye gerekip gerekmediğini Olympiakos ve Marsilya maçlarından sonra daha net söyleyebilirim. Ancak bu noktada geç kalınmış olabilir. Bu noktada Pereira' nın risk iştahını göreceğiz. Ya bu isimler ile risk alacak, ya da yönetime yeni bir transfer için bastıracak.

Orta sahada bir sıkıntı olduğunu görüyorum. Hangi sistem ile oynanırsa oynansın, Mehmet Topal'ın yanına yani Diego' nun arkasına, oyunu iki yönü ile de oynayabilecek, genç ve yetenekli bir futbolcuya ihtiyaç duyuluyor. Benim burada adayım Ozan Tufan. Ancak yönetimin o noktada bir çabası olmayacak gibi gözüküyor. Pereira eski öğrencisi Luka Milivojevic' i istiyor. Meireles, Souza, Alper ve kalır ise Holmen, rotasyon oyuncusu olacaklar. Bence buraya takviye şart. Diego, Alper ve Meireles' in kötü sakatlık istatistikleri göz önünde bulundurulduğunda, buraya 1 veya 2 takviye lüks değildir. Holmen' i yollayıp, yerine Ozan ve Milivojevic alınır ise, bu zenginlikte bir orta saha 3 kulvarı birden omuzlarında taşır.

Souza konusunda yorum yapmak için erken ancak 8 milyon Euro maliyetli bir futbolcunun, forma giydiği tüm maçlarda bu kadar etkisiz kalmış olması düşündürücü. Oyuna damga vuracak, etki edecek bir performansını göremedik. Hadi sezon başı olduğu için 50- 60 dakika olmasın ama 15 dakika bile göremedik. Maalesef ben sahada ikinci bir Cristian Baroni görüyorum. Souza umarım uyum sorunu yaşıyordur ve inşallah beni yanıltır. Önümüzdeki 2 hazırlık maçı ve 2 ön eleme maçı sonrası Souza hakkında daha iyi fikir sahibi olacağız.

Hücum tarafına baktığımızda, Fernandao ve Sow ikilisinin pek de uyumlu olmadığını gördük. Fernandao' yu, fizik kondisyon olarak iyi görmedim. Hiç pres yapmıyor. Savunma tarafında pek gözükmüyor. Bu fiziksel özelliklerde bir santraforun, önde rakip stoperlere baskı yapması şart. Bursaspor' da bu anlamda daha hareketli idi. Sow bile pres yaparken, onun yapmaması dikkatimi çekti. Fiziksel güçsüzlüğüne verdim. Belki zamanla kondisyon ve patlayıcı kuvvet yönleri gelişir ve Pereira' nın fizik yüklemesi sonrası (Shakhtar maçları sonrası yapacaktır) daha iyi bir Fernandao izleyebiliriz. Hücumda ise, hava topu hakimiyetini beğendim. Yıpratıcı özellikleri var. Sırtı kaleye dönük top alabiliyor. Bunlar da iyi yönleri.

Sow oldukça gayretli idi. Hareketli idi. Formayı almak için çabalıyor. Diego, Nani, Stoch ve Caner ile uyumu oldukça iyiydi. Attığı iki golde de çok iyi pozisyon aldı ve oldukça güzel hamleler ile bitirdi.

Nani, herkesin merak ettiği isim. Nani, fizik olarak henüz arzu edilen seviyede değil. Zamanla daha iyi olacak. Ancak Nani, çok büyük bir silah. Müthiş ayak bilekleri var. Sürati üst düzey. Kendisini oyuna verdiği her dakika rakip için tehlikeli oluyor. Ancak, Nani üzerinden daha fazla oynamak gerek. Nani' ye daha fazla bek ve orta saha desteği sağlamak gerek. Nani gibi bir oyuncuya pası verdiğinizde, arkasında, yanında ve önünde en az 3 futbolcu hareketlenmeli. Bu anlamda bazı pozisyonlarda oldukça yalnız kaldı. Diego dışında pek destek bulamadı. Nani' nin verebileceklerinden çok umutluyum. Sorumluluk alır ise ön eleme turuna da damgasını vuracaktır.

Stoch ve Uygar' ı da oldukça beğendim. Stoch oyunun defansif yönüne müthiş katkı sağlamaya başlamış. Bu istekli ve hırslı hali ile ilk 11' e göz kırpıyor. Sow ve Caner ile çok iyi anlaşıyor. Uygar fiziksel olarak biraz daha güçlü olsa, ilk 11' den onu kimse kesemez. Ancak fiziksel yapı olarak çok zayıf. Oyun zekası, hızı, saha görüşü, şutları mükemmele yakın. Bu çocuğu sezon boyu takip edeceğim. Çok ciddi destek vereceğim. Fenerbahçe bu yeteneği de kaybetmemeli. Bu konuda Pereira' ya güveniyorum.

Kalede Volkan dikkatli idi. Ona çok iş düşmedi. Fabiano ise, yediği gol dışında hatasız oynadı. Yerinde bir iki çıkış yaptı. Topu oyuna iyi soktu. Yediği gol moralini feci şekilde bozdu. Bu golden sonra taraftar büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Bu denli kritik bir dönemde, elinizde Mert gibi iyi bir alternatif yok ise, Fabiano' ya moral verip kazanmaya çalışacaksınız. Dünyada iyi kaleci sıkıntısı çekilen bir dönemde, Fabiano' yu kazanmaya çalışmak gerek.

İyi niyetli ve son derece çalışkan bir görüntüleri olsa da Holmen ve Krasic' in yolcu olduklarını düşünüyorum. Ba da daha ilk maçlardan güven vermedi. Fenerbahçe' nin önündeki 4 karşılaşma sonrası, Ba' nın da kaderi şekillenmiş olacak. Ben Pereira olsam, Krasic, Ba ve Holmen' i yollar, gerçekten kaliteli bir tane yabancı stoper, bir tane yabancı orta saha oyuncusu alırım.

Pereira' nın Yol Haritası

Vitor Pereira' nın, Shakhtar Donetsk maçına kadar oynanacak tüm hazırlık maçlarında, 2 temel hedefi var. Birincisi, takımını ve futbolcularını tanımak. İkincisi ise bu malzemeye uygun bir sistem belirlemek.

Pereira' nın en beğendiğim ve takdir ettiğim yönü şu oldu; Pereira, kafasında değişmez sistemler, şablonlar, doğrular ve futbolcular olan bir hoca değil. Akıllı ve esnek bir hoca. Tek kırmızı çizgisi, yani ilkesi var o da savaşan, topa hakim olan, oyunu kontrol eden bir takım olmak. 4-4-2' ler, 4-2-3-1' lerden ziyade bu ilkesi ön planda. Elbette tercih ettiği bir oyun felsefesi var, ancak bunda ısrarcı değil.

Elindeki malzemeye bakıyor, malzemeye göre, kendi kafasında doğru olacağını düşündüğü sistemi uyumlandırmaya çalışıyor. Bu sebeple bazı maçların ikinci yarısında çift forvete döndü, Guimaraes maçında ise çift forvet başladı. Hazırlık maçlarında oyuncularını deniyor, izliyor, sistem ve oyuncu tercihleri konusunda her maç biraz daha netleşiyor.

Vitor Pereira, son derece titiz. Peşin hükümlü değil. Halen takımını ve futbolcularını en ince ayrıntısına kadar tanımaya çalışıyor. Son derece iyi niyetli bir hoca ve herkese şans vererek, herkesin hem yetenek, hem de form durumunu objektif olarak tespit etmeye çalışıyor. Kafasında ne değişmez şablonlar, ne de forma garantisi var. Herkesi izliyor. Herkese adil şekilde forma vermeye çalışıyor. Öyle ki, yılların değişmezi Gökhan Gönül' ün bile yeri garanti değil.

Hazırlık maçlarında Pereira, 4-2-3-1, 4-3-3, 4-4-2, 4-1-3-2 sistemlerini denedi. Olympiakos ve Marsilya karşılaşmaları sonrasında, kafasında sistem ve kadro tercihleri biraz daha şekillenecektir. Ancak Shakhtar maçının akşamına kadar, kafasındaki sistemi, 11' i ve yedekleri tahmin etmek mümkün olmayacak.

Ben olsam Shakhtar maçına kadar hangi sistemi oturturum?

Ben olsam, Shakhtar maçına kadar, alışılmış kalıpların dışına çıkar ve elimdeki kadroya son derece uygun olan, 4-3-2-1 sistemini oturturdum. Bu sistem, Shakhtar' ın orta saha hakimiyetini dengeleyebilecek yegane sistem. 4-4-2 için bek ve kanat oyuncuları yeterli fiziksel kapasiteye sahip değiller ve maça kadar da olmaları mümkün değil. 4-2-3-1 de ise, öndeki 3' lü defansa yardıma gelmez ise, Shakhtar bloklar arası bağlantıyı kolaylıkla kopartır ve oyun içinde hakimiyeti sağlar. 4-3-2-1 ise, Shakhtar' ı ve Lucescu' yu şaşırtacak bir sistem. Onlara ters gelebilir. Shakhtar' ın oyun sisteminin, böyle bir taktik dizilişe tepki vermekte zorlanacağını düşünüyorum. Öndeki 3' lü kopsa bile, arkadaki sağlam 3' lü oyunda dengeyi kolaylıkla sağlar ve rakibi orta sahaya kilitler. En azından gol yeme olasılığı düşmüş olur.

Önerdiğim, 4-3-2-1' de, mevcut form durumlarına göre, ilk 11 tercihim şu şekilde olurdu: Volkan- Gökhan, Kjaer, Kadlec, Caner- Meireles, Mehmet Topal, Souza- Nani, Diego- RVP (hazır olacak ise, değilse Sow).

Bu sistemin en büyük avantajı, 3 fiziksel gücü yüksek ve mücadeleci orta sahanın, sol ve sol içte Nani, sağ ve sağ içte Diego' yu desteklemesi ve özellikle beklerin hücuma katkıları ile, rakibin bir "V" şeklinde kuşatılması olacaktır. Nani, Caner ve Gökhan Diego' nun oyun içi işbirliği ile oluşacak pozisyonları RVP' nin son vuruş becerisi ile sonuçlandırmak suretiyle, avantajlı skorlar elde edilmesi sağlanabilir. Meireles, Mehmet Topal ve Souza ise, rakibi orta sahada durdurup, kazandıkları topları etkin olarak kullanabileceklerdir. Yakalanacak az ama önemli pozisyonlarda ise Diego- Nani- RVP üçlüsü sonuç alabilir. Yorgunluk olmaya başladığında, Nani ve Diego, Alper ve Stoch ile, RVP ise, Sow ile değişebilir. Kadlec' i Alves' e göre daha dikkatli oyun tarzı, topu oyuna daha akıllı sokması ve bugün itibariyle daha hazır olması nedeni ile tercih ederdim.

Fernandao, Sow, Alper, Stoch, Alves, Şener, Hasan Ali ve Uygar' da hamle oyuncularım olurdu.

Bir sonraki yazımda Shakhtar' a karşı tur şansını değerlendireceğim. İhtimalleri ele alacağım. Senaryolara göre önerilerde bulunacağım.

Sizlerin de Fenerbahçe' nin sistemine ve kadro tercihlerine ilişkin görüş ve önerilerini bekliyorum.

Tribünlere özel mesaj

Fenerbahçe tribünleri yine boştu. Guimaraes maçını 5-6 bin kişi izledi. Bayram, tatil, vs. bu boşlukta etkili olabilir, ancak bazı yöneticiler pasolig tepkisinin bu sezon da devam edebilme riskinden bahsediyorlar. Taraftarın da artık bu ciddi yatırımları görüp, pasolig boykotuna nokta koyup, takımına sahip çıkıp, destek vermeye başlaması gerek. Bu stadyumda 45- 50 bin kişinin sağladığı atmosfer ile 5- 10 bin kişinin sağladığı atmosfer aynı değil. Değerli arkadaşlar, bu iyi hocaya ve takıma yazık etmeyin. Maçlara gelin.

Herkese iyi bayramlar dilerim.