Ligin bitimine daha çok hafta var diyebiliriz. Ancak soru şu: Beşiktaş puan kaybetse, takılsa bile Fenerbahçe takılmadan gidebilir mi?

Pereira' nın futbol felsefesinden umut veren bir takım çıkmıyor. Tribünlerde homurtular yükselirken dikkat kesildim, taraftar "şampiyon olalım da Pereira' yı hemen son maçtan sonra yollayalım" görüşünde.

Taraftarın sağduyusuna hep inanmışımdır, ancak burada bence hata Pereira' da değil. Pereira hep buydu, hep bunu oynattı, bazen şansı yaver gitti, bazı maçlarda bekler müthiş performansları ile onu kurtardı, bu maçta olmadı. Olay bu.

Maçın analizine bakarsak, kanatları hiç çalışmayan, bekleri ile çıkmayan, açıkları sürekli top kaybı yapan bir Fenerbahçe izledik. Bu hücum etkinliğini sınırladı.

Hasan Ali ve Gökhan Gönül' ün oyuna defansif yönde katkıları iyi olsa da, hücum yönünde hiç bir pozitif katkıları olmadı. Özellikle Gökhan fiziksel olarak da iyi durumda değildi.

Maçın ilk yarısında dikkat ettim, Fenerbahçe' nin ilerideki dörtlüsü müthiş uyumsuzdu. Pereira Osmanlıspor' u iyi analiz edememiş. Haftalardır yenilmeyen Osmanlıspor' a karşı ilk yarıda 2 ön libero ile çıkması intihar demekti. Koskoca 45 dakika boşa geçti. İkinci yarı yapması gereken, Jozef ve Fernandao' yu değiştirip, 4-4-1-1' e dönmekti. Bekleri de bir miktar ileriye çıkartsa idi, maçı kopartabilirdi. Oysa Diego değişikliği, takıma hiç bir olumlu etki yapmadı. Çabuk oynayamayan ve hızlı düşünemeyen Diego, orta sahada Fenerbahçe' yi frenledi. Oysa Fernandao ile rakip stoperlere baskı yapabilir, RvP' ye boş alanlar üretebilir, rakibi hataya zorlayabilirdi. Göbekte Mehmet Topal ve Ozan böyle bir rakibe 2. bölgede üstünlük sağlamakta yeterli olurdu.

Alper ve Ozan' ın fizik olarak düşmeye başladıkları ve üretkenliklerini kaybettikleri dakikada kenara alınması doğru karardı. Nani ve Fernandao ile Fenerbahçe baskıyı kurdu ancak üretken değildi.

Maç boyunca beş tane büyük arıza gördük ki, bu arızalar, bu sezon oynanan maçların %75' inde de aynen gözlemiş olduğumuz arızalardı:

- Fenerbahçe kolektif oyun zekası düşük bir takım, kolektif bir oyun karakteri yok,

- Fenerbahçe hücuma çok ağır çıkıyor, 2. ve 3. bölgede yaratıcı ve kilit pas atabilecek, çabuk futbolculara sahip değil,

- Beklerden ekstra katkı gelmez ise hücum performansı %50 düşüyor,

- Son vuruş becerisi çok düşük

- Duran top kullanma ve ceza sahasına isabetli orta oranı çok düşük.

Pereira' nın sezon başından beri çözemediği bu sorunlar bu maçta 2 çok önemli puan kaybına neden oldu.

Osmanlıspor, son haftalarda yükselişte olan bir takım. Özellikle çabuklukları ve kontra atak becerileri üst düzey. 8 haftada, 6 galibiyet, 2 beraberlik almış dişli bir ekipten bahsediyoruz. Fenerbahçe' den alınan 1 puan kesinlikle tesadüf değil. Ligin topa en az sahip olan takımı ve topla en az oynayan 2. takımı Osmanlıspor, bu ligin açık ara en iyi kontra atak ekibi. İngiltere Premier Lig' de bu tür futbol oynayan ve büyük takımları deviren kontra atak takımlarını çok görüyoruz. Türkiye' de genelde bu tür kapanan takımlar, başarılı olamıyor. Osmanlıspor, bu işi iyi yapıyor. Ligin en çok şut atan 5., en isabetli şut atan 3. takımı. Dişli bir rakip olduğu ortada idi.

Osmanlıspor maça müthiş bir taktik disiplin ile başladı. Maç sonuna kadar da bunu korudu. Özellikle beklerin kanat savunma performansı çok başarılı idi. Musa, Mehmet Güven ve Lawal fiziksel olarak da çok ciddi bir direnç gösterdiler.

Mustafa Reşit Akçay' ı hem elindeki kadrodan ürettiği farklı futbol anlayışı, hem de bu maçta Webo konusundaki forma adaleti için tebrik ederim. Liderlik becerisini, yorumlarını ve elindeki malzemeden maksimumu çıkartmasını çok takdir ediyorum.

Fenerbahçe, bu defansif ve emniyetli futbolu sezon boyunca istikrarla oynar. Zor gol atar, zor gol yer. Kazandığında zor kazanır. Kaybederse zaten lige havlu atar.

Ligin en iyi, en moralli, en pozitif futbol oynayan ekibi Beşiktaş. Elbette Beşiktaş' ta puan kaybedebilir ancak geriden gelen Pereira ve talebelerinin, bunu değerlendirebilecek kapasite ve yeterlilikte olduğunu düşünmüyorum.

Bu sene Fenerbahçe adına dört büyük hayal kırıklığım var. Birincisi Pereira, ikincisi Nani, üçüncüsü Ozan, dördüncüsü de maalesef RvP. Bu dördü, en büyük pay Pereira' ya ait olmakla birlikte, bu futbolun ortak mimarlarıdır.

Sezon başından beri yazdık, bu futbol, sistemli futbol olabilir ama Fenerbahçe' nin yaptığı yatırımın karşılığı olan futbol değil. Aziz Yıldırım, böyle bir futbol izlemek istiyorsa, bu kadar transferi neden yaptı anlamış değilim. Geçen seneki kadroyu korusa, Kjaer ile takviye etse, İsmail Kartal yönetiminde bu futboldan kötü bir futbol izlemezdik! Eğer beklenti bu futbol değilse, Pereira tercihi hatalı olmuş demektir. Bu kadar net. Her halükarda, Fenerbahçe taraftarı mutsuz, umutsuz. Tribünlerde bu negatif enerjiyi kolaylıkla fark edebiliyorsunuz.

Sezon sonu kimsenin ikinciliği başarı kabul edeceğini sanmıyorum. Aziz bey endüstriyel futbol ufku geniş bir Başkan ama sportif açıdan çok hata yapıyor, çok kötü kararlar veriyor. Bu durum, endüstriyel futbol başarısını da fazlası ile gölgeliyor.

Sezon sonu bu futbolla ipi göğüslemek büyük bir mucize olacaktır. Bu kadar büyük bir yatırımın bu şekilde heba edilmesi gerçekten de üzücü. Son 2 yılda Beşiktaş' ın sportif stratejileri ile Fenerbahçe yönetiminin stratejileri dikkatle analiz edilir ise Beşiktaş' tan, geleceğe yönelik olarak kadro planlaması, transfer ve yetenek yönetimi açısından alınacak büyük dersler olduğu görülecektir.