Şanssızlık mı, Başka Bir Şey mi?

Fenerbahçe dün en azından ilk yarıda kötü oynamadı. İkinci yarı başında da kontrolü elinde tutuyordu. Ancak kilit konu da bu, "kontrolü elinde tutmak". Kontrolü elinde tutmak için oynayan her takım, bu tür beraberliklere razı olacak. Hele de Aykut Kocaman'ın takımlarına 18 senedir oynattığı tuhaf futbol ile bu beraberlikler kaçınılmaz oluyor.

Hakem konusunda Kocaman'ı haklı buluyorum. Bu sene hakem hataları gerçekten de kabul edilebilecek gibi değil. Trabzonspor maçından sonra Gençlerbirliği maçında da büyük hata yapıldı. Ancak Kocaman' a katılmadığım konu şu; bu Fenerbahçe şampiyonluğa oynayan bir takım değil. Geçen seneki Konyaspor gibi benzer hedeflere oynayan, 3-4 arasını hedefleyebilecek bir takım. Kapasite ve taktik sorunları hakem hatalarının da önünde tartışılmalı bence.

Şimdi bazıları Fenerbahçe'nin yediği iki şanssız golden bahsedecek. İkisi de şanssızlıktan yenmiş gol değil. İkisinde de çok ciddi savunma hataları var. İkisinin de mimarı %80 Kocaman, %20 Yönetim. Kocaman, çünkü Mehmet Topal gibi patlama ihtimali olan bir bombaya stoper görevi veriyor. Kocaman, çünkü bu takıma sezon başı veya devre arası adam gibi bir stoper aldıramadı. Koskoca takım Neusdtadter gibi iyi niyetli ama yetersiz bir stopere kaldı. Biraz da yönetim hatalı çünkü, devre arası stoper istedi ve almadılar. Neden almadılar, mali tablolara bakan herkes anlar. Kendi yol açtıkları mali çöküşü derinleştirmek istemediler muhtemelen.

Fenerbahçe savunması, kenardan içeri kesilen her ortada endişe içinde. Çünkü stoperler yetersiz, ön liberolar pozisyon almayı bilmiyor, bekler acemice işler yapıyor. Uyum sıfır. Kontrollü futbol dediğimiz şey, savunma futbolu da sanmayın, bu Kocaman'ın icadı olan dünyanın en anlamsız taktik sistemi. Savunma futbolu Pereira ve Advocaat dönemlerinde oynanmış ve sonuç alınamamıştı.

Fenerbahçe'nin kimyası Kocaman dahil saydığımız bu teknik direktörler ile uyumsuz. Kadro kalitesi zaten yerlerde. Teknik kapasite eksikliği kendisini gösteriyor. Giuliano ve Janssen'in eksikliği elbet önemli ama onlar da üst seviye birer futbol kapasitesine sahip değiller. Sıradanlık, vasatlık maçın genelinde zaten hissediliyor. Fenerbahçe sadece biraz koşuyor, yediği saçma sapan golleri çıkartmak için çabalıyor, moralsiz ve isteksiz oyuncular grubu haline dönmüş durumda.

Bir teknik adam kariyeri boyunca bu kadar çok beraberlik alıyor ise oturup düşünmesi lazım. Orta sıralar için iyi bir hocayım ama Fenerbahçe' ye gidip bu kötülüğü yapmamayım diye. Düşünmedi.

Elindeki kadronun teknik kapasitesini bilerek geldi. Gelmemeliydi. Hem Konyaspor'u, hem Fenerbahçe'yi yaktı. Transferleri hatalı yaptı, eksikleri tamamlatamadı. Aziz Yıldırım' ın gölgesinde başarısız olup gidecek kendi takıntıları ve hataları nedeniyle. Oysa bir yazımda yazmıştım, Hocam Konyaspor'u bırakma, burada kendi felsefen için daha uygun ortam var diye.

Yönetime gelince, 20 senede muhteşem tesisleri olan, harika taraftarı olan ama futbol felsefesi ve kalitesi açısından bomboş, ruhunu kaybetme riski ile karşı karşıya, ikiye bölünmüş, mali yapısı kötü bir kulüp bırakıyorlar. Enkaz demek istemem ama Ali Koç'un işi çok ama çok zor olacak. Bir kere bu kadronun tamamen değişmesi gerekecek. Teknik kapasitesizlik başa gerçekten bela. En büyük sorun ise ne Başkan, ne teknik adam, ne de teknik kapasitesi sınırlı kadro... En büyük sorun, bu vasatlığı ve başarısızlığı şahsi çıkarları için kabul eden ve diğerlerine de ettirmeye çalışan camia içi bir güruh. Onların teknik kapasiteleri ise diğerlerinin aksine çok yüksek!