Ahhh şu yabancı merakımız ahh!... Ünlü bir oyuncuyu getirmek için çalmadık kapı bırakmaz, transfer adına milyonlarca doları gözden çıkarırız! Sonra mı, hayal kırıklığı? Örneğin Falcao, 33 yaşında... Kariyeri malum, Galatasaray’a maliyeti ise üç yıllık, uçuk rakamlar! Bizler doktor değiliz, bu konuda ahkam kesemeyiz. Ne var ki, doktor dostlarımız var, onlara sorarız, araştırırız, eleştirilerimizi de bu yönde yoğunlaştırırız....
Öncelikle Falcao’yu Fatih Terim’in istemediğini yineleyip, ardından asıl konumuza dönelim... Efendim bu işin uzmanları, yani doktorlarımız Falcao’nun sakatlığının adını koymuşlar... ‘Aşil tendinit’... Açılımı, yine doktorlarımızın ifadesiyle, koşmanızı engeller, hatta yürürken bile ağrıya neden olur. Öyle ki pozisyon gereği yüksek toplara çıkamazsınız. Biraz zorlandığı anda aşil tandonunuz kopabilir. İşin özeti aşil tendonunda ödem olduğunu söylüyorlar, dostlarımız. Ne oldu davul-zurnayla astronomik rakamlara transfer edilen Falcao, ne iç ne de dış hatlarda var. İspanya’da tedavi görüyor arkadaş! Gelişinde boy boy fotoğraf çektiren yöneticiler hala ortalarda yok! Bu köşede yazmıştım... Falcao bırakın takıma olan katkısını bir kenara, takım içindeki rakamsal balansı da bozmuştur... Eee birine bir lira, diğerine on lira, mantığı o takımı bozar, bunu bilir, bunu söyleriz!

Eleştiriye evet, hakarete hayır!

Hiç kimsenin avukatı değilim, işim de olmaz... Efsane Başkan Süleyman Seba’nın 16 yıllık döneminde, hep onu savundum, hep doğrunun yanında oldum... Bu öyle birilerinin dediği gibi amigoluk falan değildi, tam tersi düzgün bir fotoğrafın yanında yer almaktı... Öyle ki bana “Bilal Seba” yakıştırması yapanlar oldu, hiç de gocunmadım...
Gelelim bugüne, MHK Başkanı Zekeriya Alp’e... Onun dürüstlüğünden bir milim kuşkum yok, çünkü iyi tanıyorum. Gerek futbolculuğunda, gerekse bugün beyfendidir, sevgide, saygıda asla kusur etmez. Hatta bu kulvarın son mohikanıdır... Hakem hatalarının ceremesini o ve ekibi çeker, doğaldır. Ancaaak, eleştiriler öyle boyutlara ulaştı ki, sessiz kalmam söz konusu olamaz.
Bakın daha önce 34 ay MHK koltuğunda oturdu, bir kuruş almadı... Dönelim bugüne, evet para alıyor, doğru... Peki, o parayı cebine mi koyuyor? Aslaaaa... Hayır kurumlarına bağışlıyor, makbuzunu da federasyona gönderiyor. Kaldı ki, başarılı bir iş adamı, 31 yıldır sürdürüyor... Bir insanı görevi nedeniyle eleştirebilirsiniz. Ama iş hayatına girip, eleştirmeye kalkarsanız, işte bu olmaz. Adam alın teriyle para kazanıyor, suç mu? Kaldı ki ifade özgürlüğü hakaretle asla örtüşmez, bunun da doğruluğunu kimse savunamaz.

Hatalara sığınmayın, biraz da çözüm üretin

“Büyük takımsan, rakibini de, hakemi de yenersin”.... Bu cümle tarihidir, hafızalara kayıtlıdır...
Süper Lig’in daha 10. haftasındayız, ortalık yangın yerine döndü. Her kafadan bir ses çıkıyor, yangına körükle gidiyoruz! Açıklamalara bakıyorum, öyle kelimeler kullanılıyor ki, şaşırmamak elde değil. Biri çıkıyor, “operasyon” diğeri, “kurgu” bir başka birisi “taşeron” diyor! Ne oluyor beyler, kendinize gelin! Bu tip söylemlerle ligi nasıl tamamlayacağız? Ortada bir gerçek var, hakem hataları, verilmeyen penaltılar, kartlar, hepsine eyvallah... Bırakın tribünlere oynamayı, çözüm üretin, çözüm!
VAR diye bir sistem getirdik. Niye? Hakemlerin bariz hata ihtimallerini sıfıra indirmek için! Görüyoruz ki, VAR sistemine karşın, hatalar gırla devam ediyor, top MHK ve TFF’de patlıyor. Eğri oturacağız, doğruyu söyleyeceğiz arkadaş... Sen ligin dibine demirlemiş takımı yenemiyorsan, hakem hatalarına sığınmayacaksın!
Dönelim yazının başına, o sözler kime aittir biliyor musunuz? Beşiktaş’ın efsane Başkanı Süleyman Abi’nin “Seba” sözleridir... Bu tarihi söylemi bugüne uyarlamakta yarar var... Niye mi? Öyle hakem hatalarına sığınmak yerine, şapkanızı önünüze koyun, gerçekleri gözardı etmeyin! Başarısızlığı sırf hakem hatalarına bağlamayın, olur mu?Eksiğinizi-gediğinizi görün, sonra ortaya çıkıp, konuşun! Hep hakemler mi suçlu Allah aşkına! Unutmayın ki bu gemide hepimiz varız, batarsak hep beraber batarız!

Bize gel Balotelli

Irkçılık bizim genlerimizle asla örtüşmez... Kapımızı çalanlara, ülkesi neresi olursa olsun, evimizin kapılarını sonuna kadar açarız, baştacı yaparız...
Örneğin bizim kulvar... Yüzlerce yabancı oyuncu transfer ediyoruz... Ülkemize gelen yabancıların en rahat ettikleri bizim topraklarımızdır. Bizler seveceniz, misafire saygı duyarız, soframızı onlara açarız... Hani şu askere selam olayı var, UEFA soruşturma açtı! Peki, son haftalarda İtalya’da olanlara ne demeli? Verona’nın Brescia’yı 2-1 yendiği maçta ev sahibi taraftarların, Balotelli’ye yönelik ırkçı söylemlerine ne demeli? Eyyy UEFA bizimle uğraşacağınıza, Avrupa’ya bakın, asıl ırkçılık burnunuzun dibinde!
Beşiktaş taraftarı da Balotelli’ye yapılanlara duyarsız kalmadı, “Come to Beşiktaş” diye sosyal medyada kampanya başlattılar... İşte biz böyle güzel bir milletiz, biz güzel bir ülkeyiz.