Şeytanın bacağını yine kıramadık!

İzlanda’yı bizim kadar yakından kimse tanıyamaz, bize çok çektirdi, çookkk! Adamların fizik güçleri, boyları-posları inanılmaz, hele bir duran toplardan yarattıkları tehlikeler var ki, rakibin yüreğini ağzına getirir alimallah! Böylesi donanımlara sahip, takıma ancak topu yerden ve ayağa oynarsanız kafa tutabilirsiniz! Nitekim 21’de Ragnar Sigurdsson attığı gol tipik bir İzlanda üretimidir.
Elbette gurubumuzun favorisi, son dünya şampiyonu Fransa’yı devirmemiz müthiş bir başarıydı. Bu oyunun tüm kurallarını o maçta uyguladık, ürettik, attık, bir o kadar da kaçırdık. Doğal olarak aynı başarıyı, aynı futbolu İzlanda maçında da bekledik, ama bazen evdeki hesap, deplasmana uymuyor, hele rakip İzlanda’ysa! Buna bir de Cengiz ve Mahmut’un yokluğunu eklersek skora şaşırmamak gerekir.
***
Nitekim, koca ilk yarıda bırakın rakip cezalanına girmeyi, sahamızdan çıkmakta bile zorlandık! İki gol yedik, Mert bir o kadar da kurtardı, aklımız başımıza geldi, ofansa çıkmaya başladık. Nitekim bunun karşılığını da 40’da Dorukhan’ın harika kafa golüyle aldık, rakibin baskısına biraz olsun son verirken, umutlandık. Dorukhan’ın golüne kadar, rakibe sahanın hiç bir yerine kafa tutamadık, boğuşamadığımız gibi, top kayıplarımız da savunmamıza sıkıntılı anlar yaşattı.
***
Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür hamleleri ikinci yarıda işe yaradı, ürkekliğimizi üzerimizden attık. Özellikle Yusuf Yazıcı’nın taşıdığı toplarla pozisyon üretmeye çalıştık, bulduk ama atamadık. Ne var ki, bu yarıda rakibimize ciddi bir pozisyon vermezken, son çeyrekte Ay-Yıldızlı ekibimiz biraz olsun gerçek kimliğini yakaladı. Topu yere indirdik, pas trafiğimizi yükselttik, ikinci yarıdaki etkili futbolumuzu malesef puanla taçlandırmadık. Sormak gerekir, ilk yarıda neredeydiniz, sevgili arkadaşlar? Grupta üçte üç yapan, İzlanda’ya takılan Ay-Yıldızlılar avantajımızı kullanamadılar, ne diyelim canları sağolsun.