Ercan Güven

Ercan Güven

eguven@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Bir yorumcu için “harakiri girişimi” sayılan “derbi sonucunu tahmin etmek” eylemi, benim adıma sıradan ve gelenekseldir.

Varsa bir öngörüm, açık açık yazarım. Lafı dolandırmam. “Şu kazanacak sanki” derim.

Bu da benim “tarafsızlık” avantajım.

Yöntemim basittir...

Evrensel bir metottan yola çıkarım:

“Dünü hatırlayıp, bugüne bakarak yarını anlamaya çalışmak”.

Öyle dehşetengiz parametrelere falan pek aldırmam. Çimlerin boyu, hava durumu, hakem istatistiği türünden etkileri, maçtan önce maçtan uzun konuşmak zorunda olan ekran yorumcularına bırakırım.

Haberin Devamı

Dünkü futbol + bugünkü futbol + kıyaslama = yarınki kazanan tahmini.

Pazar günkü Fenerbahçe Galatasaray derbisi için yapamıyorum maalesef!..

Sebep Fenerbahçe...

Hani uzayı anlamak için “zaman boyutu” vazgeçilmezdir ya... Fenerbahçe’ye o da yetmiyor. Fenerbahçe saatinin nasıl çalıştığını, ne zaman durduğunu, ne zaman ileri gideceğini kimse kestiremiyor.

Dünü ölçü alsanız, Kayseri maçına gidersiniz ve “Galatasaray’ın elinden 5-0 ile kurtulursa çok şanslıdır” dersiniz.

Bugüne baksanız, Ajax galibiyeti ile yükselen ivmenin Galatasaray karşısında zirve yapacağını tahmin eder fena halde çuvallayabilirsiniz.

Ne malum?

Belki Avrupa vitrini diye vites arttırdı futbolcular. Belki bir maçlık Pereira’nın sözünden çıktılar!

Kimse kusura bakmasın; ortada bir gerçek var.

Sezon başından beri bu kaçıncı yükseliş (ümidi) Fenerbahçe’de?

Ve kaçıncı düşüş...

Yanlış anlamayın, eldeki malzeme ile verim arasındaki orantı adına söylüyorum; yoksa şampiyonluğu kovalıyor sonuçta.

Ama potansiyele bakarsanız sürünüyor.

Ne olacak Galatasaray derbisinde peki?

İşte size yüz bilinmeyenli denklemin antresi. Girin içeri, kafayı yiyin!

Taktiğin ne olacağını bilen var mı mesela?.. Bekler çıkacak mı? Ya orta saha? Takımın boyu, eni, kimyası... Saldıran takım mı olacak, savunan mı? Van Persie’nin ruhsal durumu, Nani’nin isteği, Diego oynayacak mı? Devam eder gider bilinmeyenler.

Galatasaray öyle mi?.. İyi ya da kötü; üç aşağı beş yukarı aynı oyunu oynuyor.

Demek o ki, derbinin skor tabelasını yazacak olan Fenerbahçe.

Haberin Devamı

Ne yapacağını ise; beni geçin Pereira bile bilmiyordur inanın.

Yine de bir tahminim var...

Dağ fare doğurabilir ve bakarsınız her ikisi de beraberliğe yatar erken erken yumurtalardan biri kırılmasın diye. Çünkü her ikisi de kazanmaktan çok yenilmemeye oynamak zorundalar.

Sadece tahmin. Umarım tutmaz.

Kral Aziz Yıldırım

Alem buysa, kral Aziz Yıldırım!...
İsteyenin istediği adama “suçlu-suçsuz” bakmadan istediği cezayı kestiği bir coğrafyada, Aziz Yıldırım’ın haberinden hoşlaşmadığı medyayı “yargısız infazlaması” kadar doğal ne olabilir?
Fenerbahçe parantezinde resmen “kraldır” o da.
Ahmet Ercanlar (Hürriyet), Aygün Özipek (Star), Volkan Demir (Sabah), Ahmet Selim Kul (Habertürk), Emre Bol (Fotomaç) ise “teba”!..
Fenerbahçe’yi yazıyorlar ya, “kul” veya “asi” olmaktan başka seçenek yok. Sayın Yıldırım’ı celallendirecek bir haber yaparlarsa hukuk mukuk geç bir kalem; tez elden ceza:
“Stada giremezsiniz”!
Bu memleketin her köşesine şehitler giderken, başkentin merkezinde üç haneli cinayetler işlenirken, meslektaşlarımızın uğradığı hukuksuzluğu birinci gündem yaparak komik olmayız elbet.
Zaten bir işe de yaramaz. Çok yazdık Aziz Bey’e “yapma, etme” diye.
“Zat-ı aliniz hukuksuzluk mağduru biri olarak despotik tavırlardan sakınmalısınız. Başta kendiniz, Fenerbahçe’yi antipatik yapmaktasınız” dedik ama huyunu değiştiremezdik.
Biz kızarız, küseriz hava... Ne zaman ki, Fenerbahçeli “ne oluyor ya” der; o zaman anlar.
Geç olur tabi...
Oldu bile!..
Kral odur. Ne derse olur... Lakin, yirmi yıla yaklaşan koskoca ve başarılı bir başkanlık kariyeri için her olumlu cümlenin sonu “bir de despot olmasaydı” tespitiyle bitecek; o da Allah’ın emri...