Emre’nin ve paranın gücü!..

Kayseri’deki maç tam bir güç göstergesiydi... Emre’nin düşen gücüne karşı, Kayserispor Yönetimi’nin alacaklı futbolcularına ödediği paranın gücü...
Fenerbahçe maçına kadar adeta kamuflajlı gibi ne yaptığı, ne yapacağı bilinemeyen Kayseri, biraz tahsil edilen maaşların, biraz yeni hoca Bülent Uygun’un katkısıyla, mahkum başladığı ilk yarının ortalarında açıldı, kontrataklara başladı.
Çünkü ailece rakip kaleye yaslanmış Fenerbahçe’nin arkasında derin boşluklar vardı. Mensah ve Adebayor anlaşmazlığı olmasa gol de atabilirlerdi Fenerbahçe’ye.
Atabilirlerdi ama Fenerbahçe’den daha ilk yarıda birkaç gol yemeleri de işten bile değildi. Rodrigues, ayağını biraz daha iyi ayar edebilseydi tabi... Fenerbahçe’nin rakibe yolladığı şutların içinde iki büyük fırsatı var kanat oyuncusunun, ikisi de ıska. Diğer kanat oyuncusu Moses’inki ise direğe takılan bir talihsizlik sadece.
Fenerbahçe’nin dersine çalışmış, görev tanımları belli, iştah ve hevesle başlayan futbolcuları, her hücuma en az beş kişiyle çıkarken sanki kaburgası arızalı Emre’yi dinlendirmek istedi ve Emre’siz bir türlü sonuca gidemedi. Kayseri kontrataklarında ise takıma yeniden dönen Adebayor eskisi gibi değildi. En azından ilk devre!
Maçın ikinci yarısına daha dengeli ve dikkatli bir oyunla başlayan Fenerbahçe, aslında en büyük hatayı yapmış oldu. Çünkü ilk yarı Kayserispor’u durduran, Fenerbahçe’nin baskılı oynaması, ilerde çoğalmasıydı. Tabi kontra gibi mahsurları da vardı ama baskı olmayınca ev sahibi rahatlıkla “bireysel hatalarını” hortlatabilir ve bundan yararlanabilirdi Fenerbahçe’nin... Nitekim, Mensah’ın arkaya uzattığı topa Umut yetişince mağlup duruma düştü Fenerbahçe.
Tam da liderlikle arasındaki takımlar puan kaybettikleri hafta... Önü açılmışken.
Ve Fenerbahçe’nin en tehlikeli süreci “skoru geriye döndürme dakikaları” başladı.
Fenerbahçe’de Moses’ın yerine Deniz’in, Kayserispor’da Bilal’in yerine Henrique’nin girmesinde hangi takımın kârlı çıktığı belli olmadan Emre’nin yerine Tolga girdi Fenerbahçe’de ve fark hemen ortaya çıktı. Biri direkten üç gol şansı. Atıl durumdaki üstün yetenekten daha iyi idi topu ceza alanına dolduracak bir tık altındaki herhangi bir yetenek.
Ersun Yanal’ın son kumarı savunmadan Zanka’yı çıkarıp forvete Mevlüt’ü eklemek oldu. Çift forvet sebebi, rakip savunmayı göbekten delemeyen Fenerbahçe’yi öne yığmak ve karambolden de olsa gol veya goller atabilmekti. Dakikalar tükenirken buram buram panik ile kaos futbolu koktu ortalık.
Kondisyonlarında, isteklerinde, mücadelelerinde bir problem olmayan sadece yedek kulübesinden ufak dokunuşlar bekleyen Fenerbahçe takımını aşureye çevirip Kayseri’den eli boş döndüren kimdir diye sorarlarsa, Ersun Hoca diyenler çok yanılmaz.
Çünkü kaptanın karşılaştığı fırtınalara bakılmaz, gemiyi limana getirip getirmediğine bakılır.