“FENER OL” İLE “COMOLLİ” OLMAZ!

İçerde mapus yatarken “darağacında olsak son sözümüz Fenerbahçe” diyebilen, dışarıda biber gazı soluyup cop yerken Fenerbahçe’ye evlat gibi sarılıp onu yere düşürmeyen tepeden tırnağa Fenerbahçeli, elbette “Fener Olacaktır” alaca karanlıktaki sevdiceğine...
Para ne ki?
Ama fenerin ışık akısı kaç lümen olacak; orası önemli!
Fener var dibini aydınlatmaz, fener var stadı bayram yerine çevirir...
Para, yoğunlaşmış enerji olduğuna göre, milyonlarca taraftarın enerjisi isterse Saracoğlu’nu süpernova yapar da... Ne kadarı, ne miktar enerjisini Fenerbahçe’ye katar acaba?
“Fener ol” kampanyasında “püf noktası” tabirini kullanmak istemiyorum; kampanyanın tek “bilinmezi” bu...
Ve yönetecek tek erk, Başkan Ali Koç.
Milliyet, Başkan Ali Koç’un kampanyaya ilişkin çok boyutlu açıklamaları arasından kritik, hatta tehlikeli bir “taraftar motivasyonunu” cımbızlayıp manşete çekti hafta sonu:
“Ben vereceğimi verdim” demiş Ali Koç.
Neden?
Yönetimle birlikte toparlayıp Fenerbahçe kasasına soktuğu 140 milyon doların muazzam bir servet olduğunun altını çizmek, takdir toplamak için söylemiyor elbet.
Herkes biliyor 140 milyona kadar saymanın bile aylarca süreceğini.
Ve herkes biliyor bu muazzam servetin Ali Koç bütçesini zedelemeyeceğini.
Niyeti, “nasıl olsa Ali Koç tamamlar” diye ağırdan alacak Fenerbahçe taraftarını harekete geçirmek... Hem de “ben vereceğimi verdim” şeklinde kestirip atmanın, imajına, karizmasına, gücüne, taraftarla ilişkilerine zarar vereceğini bilerek.
Çünkü... Paradan daha önemli şeyler var “Fener Ol” kampanyasının derinlerinde... Milyarlara değişilmeyecek şeyler.
Sadece para vermeyecek Fenerbahçeli... Gönlünün tapusunu da verecek o üç beş lirayla.
Zor günde sahip çıkmak, karanlıkta ışık olmak, katılım, dayanışma, omuzdaşlık gibi erdemlerini tekrarlayacak ki, hepsi ayrı ayrı servet...
Fenerbahçeli için bu bir mecburiyet!
Neden mi?
Fenerbahçe tepeden tırnağa ve bir avazda “darağacında olsak son sözümüz Fenerbahçe” diyemeyip, biber gazı ve copa rağmen dimdik duramadığı zaman tükenecektir asıl... Avrupa kupalarına katılma hakkını kaybettiğinde değil.
Demek ki, “sıra sizde” diyerek doğrusunu yapıyor sayın Koç... Kimilerine göre Ali Bey’in “üstün vasıflarından” sayılan sınırsız kaynaklarına sınır çekmesi, kimseyi şoke etmemeli, aksine kampanya özelinde takdir edilmeli.
Kısaca... Kampanyanın mucidi Ali Koç, süreci nakış gibi işleyip saat gibi yönetmektedir.
Cesurca...
Bir şey dışında...
Aynı anda Comolli olmayacaktı Fenerbahçe bordrosunda.
Taraftarın “gönlünden kopan” 1 liraya talip olurken, SMS’ine bile razıyken, on transferiyle Fenerbahçe’nin onlarca milyon dolarını çöpe atmış birinin aynı yetki ve sorumluluklarla aynı yerde bulunması, biraz absürt çünkü.
“Yüz lira versem, Comolli’nin hangi dişinin kovuğuna gider ki” diye düşünmez mi Fenerbahçeli?
Düşünürse haksız mı?
Fenerbahçeli Fenerbahçe’ye sahip çıkar, yeter ki aklı karışmasın.
“Comolli neden orada” diye sormasın.
Geçtik kampanyayı... Başarısız bir çalışan, hangi iş kolunda koruyup kollanıyor, hangi holdingde terfi ediyor?
“Fener Ol” ile Comolli birlikte olmaz yani.