SARI KANARYA MI, ZÜMRÜD-Ü ANKA MI?

Fenerbahçe’nin efsanevi kalecisi Cihat Arman, civciv renkli kazağıyla kuş gibi uçup doksana giden imkansız bir topu çıkardığında, ahşap tribünlerden önce ona, sonra takıma yakıştırılan “Sarı Kanarya” lakabı, tam seksen yıldır keyifle benimsendi, gurur duyuldu, marka oldu...
Ama geçtiğimiz sezonda öyle şeyler yaşandı ki, “kanarya” biraz nahif kaçıyor artık...
Karada fil, suda balina gibi olmalı Fenerbahçe. İlla “kuş” lazımsa, “Zümrüd-ü Anka” yakışır yeni sezona!
Zirvesi bulutların üstünde Kaf dağını mekan tutmuş, bilgi ağacının dallarına kurulmuş, türünün önderi, gözyaşı bile şifalı, mitolojik bir ögedir ya Zümrüd-ü Anka...
Hani, yanıp kül olduktan sonra küllerinden doğduğu, sonuçta ebedi olduğu anlatılır ya nesilden nesile kulaklara...
Aynen o şekilde, mitolojik bir kahraman gibi küllerinden doğmak zorunda Fenerbahçe.
HHH
Var mı ışık?
Evet...
Ve böyle taraftar olduğu sürece o ışık asla sönmeyecek.
Nasıl ki, Zümrüd-ü Anka’yı ebedi kılanlar, aslında “aşılmaz vadileri aşan azimli ve fedakâr türdeşleri” ise, Fenerbahçe’yi de Fenerbahçeliler diri ve sağlam tutuyor, tutacak.
Ne istedi de vermediler ki... Gak deyince su, guk deyince et...
Kim, nasıl görmezden gelecek bu sarı-lacivert aşkı?
UEFA mı?
Düşmekten zor kurtulduğu sezonda kampanya yaptı, taraftar koştu.
Hem de yönetimin “o parayla transfer yapmayacağız, borç kapatacağız deklaresine” rağmen.
Yıldızı sever Fenerbahçeli... Ama Fenerbahçe’yi daha çok.
HHH
Futbolun patronları, Fenerbahçe’ye Avrupa’nın kapısını açtıysa, kaşına gözüne hayran olduğundan değil; mecburdu!
Yeter ki, siz niyet ve gayretinizi koyun ortaya... Varoluşu kitlelerin sevgisine bağlı hiçbir yapılanma, orta halli bir Avrupa ülkesi kadar taraftar nüfusunu görmezden gelemezdi bu biiir.
İkincisi, Ali Koç unsuru...
Açıkçası Sayın Koç, başkan olalı beri, ilk kez soyadının hakkını vermiş oldu UEFA yasağını ufalayıp, öteleyip ortadan kaldırırken.
Nasıl mı?
Yanıtı somut değil, soyut.
Avrupalı güce ve hanedana saygı duyar. Biz cüzdana...
Eminim ki, Sayın Koç’un küresel gücü, itibarı, ilişkileri büyük rol oynadı bu kararda.
Fenerbahçe’yi etkileyecek her ne varsa, elbette ilk ve asli sorumlu başkanı olarak iyisiyle/kötüsüyle Sayın Ali Koç’tur.
Yanlış da ondan sorulur, doğru da... Zümrüd-ü Anka misali yeniden doğuş da.
HHH
Gelelim işin “direkler arası” yönüne...
Henüz futboldaki büyük mola bitmediği için mücadele de rekabet de takımların kurulması ve alınıp satılanlarla sınırlı.
Orada da başarılı Fenerbahçe...
Anka Kuşu’nu aramaya gidip sonuçta gerçek yolculuğun “kendine yapılan yolculuk olduğunu kavrayan” türdeşleri gibi Ali Koç da kendine gelip ona yüzbinlerce sarı kanarya katılınca, Fenerbahçe bırakın yanmayı, sanki hiçbir şey olmamış gibi başladı sezona.
Üstelik bu sefer düşük fiyat, iyi kalite peşinde.
Kimin sayesinde?
Comolli değil her halde!
HHH
Bakınız, skora/paraya endeksli işlerde “nedeni/nasılı” sonucun kendisinden önemli değildir hiçbir zaman... Fenerbahçe sezonu yana yakıla bitirdiyse, ancak yeni sezon başlamadan dirildiyse, bu dirilişte en az yanmasındaki kadar payı vardır Başkan Koç’un.
İster hesap sorun, ister umut dolun...
Ama son şampiyonun başkanı tarafından, transferinden kampanyasına kadar “hasetle” bakılan bir Fenerbahçe var sezon arifesi.
Kendisiyle birlikte rakiplerine de yaşam fırsatı verecek bir mali yapılanmaya önayak olan, UEFA’dan istediğini koparan bir Fenerbahçe var.
Negatif rekorlarla kapadığı sezonun ardından yeni sezona hiç olmazsa eski “transfer şampiyonluğunu” egale ederek başlayan bir Fenerbahçe var.
O zaman “müthiş bir iş başardı” diyebilir miyiz artık Fenerbahçe Başkanı sayın Ali Koç için?
Hayır...
Şimdilik sadece iyi yolda. Ve sonuç önemli.
HHH
Üstelik bir endişe var ki, Fenerbahçelilerin içinde... Özgür bırakılmış kanarya gibi uçup gitmesi için en az 34 haftalık zaman gerekli.
Yani bu sezon.
Ya Maarif Nazırı Emrullah Efendi’nin “şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim” dediği gibi “şu maçlar olmasa Fenerbahçe’yi ne güzel idare ederdim” diyecek bir Ali Koç bulurlarsa sezon sonu karşılarında...
Unutmayın...
Fenerbahçeli Yelkenci Yiğit Yalçın Çıtak’ın elde ettiği Dünya Şampiyonluğunun herkesin başının üzerinde yeri var ama Fenerbahçe’nin vitrini futbol, sergilemesi gereken ürün şampiyonluktur...