Hamza Hamzaoğlu saçma sapan bir zamanda, tuhaf ötesi bir nedenle, kimsenin içine sinmeyen şekilde Galatasaray’dan gönderildiyse, tek suçlusu vardır:
Hamza Hamzaoğlu’nun kendisi!
Resmen bir çuval inciri berbat etti gençliği ile, tecrübe eksikliği ile... Efendiymiş, insancılmış, kadirşinasmış, vefalıymış... Damat mı arıyoruz be!..

Hangi birini sayayım hatalarının.
İlk ve affedilmez olanı; geçen sezon Galatasaray’ı şampiyon yapması!
Ne oluyor kardeşim?
Yarım sezonluk gelmişsin Galatasaray’a... Sezon bitecek, yönetim değişecek.
Yeni yönetim de seni değiştirecek.
Yol haritası böyle.
Yeni yöneticiler kulübü “reset”leyip her şeye sıfırdan başlayacaklar ki, “tarih yazabilsinler”.
Hiç hesapta olmayan şampiyonlukla heba oldu projeler, planlar.

Bir de üzerine iki kupa daha...
Yandı gülüm keten helva!
Olimpos’un tanrıları bile dokunamazdı o sıralar Hamza Hoca’ya.
Mecburen “devam” dediler, Hamza Hoca’dan gayrısının Galatasaray’dan kökünü kazıyarak!
Hoca dışında “şampiyonluk suçuna” katkısı olan herkes tasfiye edildi.
Hani “kavramların içi boşaltıldı” derler ya; Galatasaray teknik direktörünün de içine dokunamadılar, dışını boşalttılar.
“Yalnız adam”a çevirdiler Hamzaoğlu’nu.

İkinci vahim hata... Kovulmaktan beter olan “suç ortaklarını”, gidişatı göremeyip sezon başı imza attı Hamzaoğlu.
Demokrasilerde çareler tükenmezdi!
Projeleri, planları revize ettiler. Gitmiyorsa, gönderemiyorlarsa, gitmesi gereken koşullar yaratılırdı.

Nedir Hamza Hamzaoğlu’nun zaafları?
Efendi olması. İnsancıllığı. Futbolcularını sahiplenmesi ve Galatasaraylılığı... Karnının en yumuşak yeri ise dobra konuşması.
O bölgelere çalıştılar!
İnce ince...
Almayarak, vermeyerek, satarak, takım galip gelince susarak, her kötü sonuçta homurdanarak, yalnız bırakarak, söylenerek, rapor isteyerek, gerisini ruh sağlığı “kritik” vatandaşlarımızın nefret ve hakaret platformu olarak kullandığı sosyal medyaya bırakarak.
Nasıl olsa acemiydi Hamzaoğlu... Gün gelecek açık düşecekti.

Düştü Hamzaoğlu...
Ki, bu da hoca adına benim için affedilmez bir hataydı.
Hayır... Umut Bulut için “onun kadar koşan başka kaç tane futbolcu var” demesi değildi hatası.
Bakmayın siz “diğer futbolcular rencide oldu” diye takımı da tahrik ederek infaz zemini ve gerekçesi yaratmaya çalışanlara... Ne malum; “Türkiye’de onun kadar çok koşan kaç futbolcu var” demek istemediği?.. Veya Avrupa’da?..
Bunun neyi rencide eder diğerlerini?
Akıllı telefon sahibi elektronik alem kahramanları mı bozulur?.. Onların bozulmasına gerek yok, bozuk çalacak yer arıyorlar zaten! “Adam” gösterin yeter.
Hamzaoğlu’nun hatası şurada:
Zamanlaması... Kendi kalesine yiyeceği golün pasını, milli maç arası başladığı gün vermemesi.

Nasıl olsa yiyeceklerdi seni Hocam...
Akıntının üstünde de olsan, altında da “suyu bulandırdığını” söylüyordu “aslan”!
Sezon başını kaçırdın şapkanı alıp gitmek için... Hiç olmazsa daha geniş bir zamanda açsaydın ağzını, verseydin bahaneyi, bari Galatasaray yönetimi yeni hocayı daha rahat seçseydi...
Yani Galatasaraylılığına yakışmadı!

Şaka bir yana... Ortada apaçık bir gerçek var ki, Galatasaray’ın yönetimi sezon başı değiştirme fırsatı bulamadığı Hamza Hoca’yı gönderebilmek için fırsat kolladı bugüne kadar.
Fırsat çıksın diye elinden geleni yaptı.
Daha doğrusu elinden gelebilecek hiçbir şeyi yapmadı!
Allah’ın sopası yok...
Fırsat diye değerlendirdikleri de saçma sapan bir gerekçe ve sosyal medya tepkisine sığınma oldu ki, Hamzaoğlu’nun ahı aheste aheste çıkacaktır bundan böyle.
Bir tek hocayı devirmek isterken takımı deviren yönetici affedilmez bu alemde.
Bakınız; tarih!