Helal olsun Fenerbahçe’yi yönetenlere... Aykut Kocaman krizini tereyağından kıl çeker gibi hallettiler!..
On birinci haftada veda bile etmeden arabasına atlayıp gaza basan hocayı üç günde buldular, yoldan çevirdiler, kalmaya ikna ettiler, eşofman giydirip antrenmana çıkarttılar.
Sanki hiç yaşanmamış gibi artık “olay”...
Bravo, tebrikler, süper.

Yalnız benim merak ettiğim bir şey var:
Fenerbahçe’nin “durumu” çok mu mükemmeldi de çalışa çabalaya eski hale getirdi sayın yöneticiler?
Sanki ligin yarısına gelmeden on puan farkla uzak ara önde koşturan bir takımdı Fenerbahçe...
Sanki futbolu, skoru şahaneydi, her maçında biletler karaborsaydı...
Sanki önüne kimse tarafından reddedilemeyecek servet ve üst düzey bir gelecek konarak Real Madrid falan tarafından ayartılan hoca kendini İspanya’ya doğru Avrupa otobanlarına vurmuştu da ikna edilip Samandıra’ya getirildi!
Yoo... Sahada sünepe, skorda biçare idi Fenerbahçe.
Ne deplasmanda ne de kendi stadında onu merak eden kimse kalmıştı.
Hoca’nın gittiği yer Avrupa’ya doğruydu ama Gelibolu’ydu; o kadar.
Yani, Fenerbahçe’yi yönetenler insanüstü bir çabayla zamanı geri sarıp her şeyi “geçen haftaki ayarlara” döndürerek neyi başarmış oldular?

“Hayııır”... “Öyle değil mesele” diyeceklerdir yöneticiler!
“Artık Aykut Kocaman’ın yanındayız. Beğenmediği futbolcuyu ister atar ister satar”.
Yahu, geçen hafta da öyleydi... Ondan önceki hafta da... Sezon başında da.
Sonuç; sahada ve puan cetvelinde.

Üstelik şimdi durumu daha vahim Fenerbahçe’nin.
Sorunlar azalmamış artmış... Her şeyin üstüne, giderayak suçladığı futbolcularıyla selamı sabahı kesmiş, ilk antrenmanda tek kelime etmemiş hoca.
Mehmet Topal başta olmak üzere yerli futbolcular ile şekerrenk ilişkisi ayyuka çıkmış.
Valbuena’dan (ki, kendisi özveriyle oynayan tek Fenerbahçelidir) “futbolun” değil “krizin Alex’ini” yaratmak üzere...
Hangi pozitif aşama yaşandı ki, iyi bir gelecek umuyorlar bu yoldan çevirme operasyonuyla?

“Onunki iki haftadır son dakika golleri ile kaçan puanlara duygusal tepkiydi”!
Milyonlarca liralık “işe” duyguları karıştırmak da ne ola ki? Eve gider ağlar veya hırsından aynaları kırar, sabah traş olup çakı gibi işe başlar profesyonel.
“O insan değil mi”?
İnsan... Hem de iyi bir insan.
Bu yaştan sonra değişmeyeceğine göre;
Aynı “duygusallığın” tekrarlanmayacağını kim garanti edebilir?

“Ara transferde Hoca’nın istediklerini alacağız”!
Geç kaldınız...
Sezon başında yapacaktınız...
Kim dayanabilir ara transferde alınacak futbolcular için Aykut Kocaman’ın çıkıp bir-iki ay daha zaman istemesine?

Sayın Fenerbahçe Yönetimi...
Takımın yakın geçmişi ve bu sezonki koşullar nedeniyle Aykut Kocaman ile kaderinizin ortak olduğunu herkes biliyor.
Bu sebeple, ona sahip çıkmanız anlaşılabilir.
Ancak “sizin birinci vazifeniz” Fenerbahçe takımını sevenin ve izleyenin mutlu olacağı hale getirmektir...
“Aykut Kocaman’ı kurtarmak” değil.
Hoca krizini çözmede yürüttüğünüz aklı ve on ikinci haftadan itibaren planlarınızı, umutlarınızı, tahminlerinizi Fenerbahçeliler ile paylaşmak yerine, “yok bişey, yok bişey” karamboluna sığınamazsınız
“Oldu da bitti maşallah” ile olmaz bu işler.
Var bişey Fenerbahçe’de...
Derin mi, kronik mi, akut mu, Aykut mu, her ne ise var...
Yalvar yakar geri getirdiğinize göre Aykut Hoca kusursuz... Kadro dışı bırakılan olmadığına göre futbolcular da günahsız.
Geriye bir tek sizler kaldınız.
Bırakın medyayı falan... İtiraf edin:
Ta en baştan ya Aykut Kocaman tercihiniz yanlıştı, ya da yanlış transfer yaptınız.