Şansal Büyüka

Şansal Büyüka

sansal.buyuka@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Şenol Hoca başlangıçta yapacağını, maçın ikinci yarısının başında yaptı. Redmond’un oyuna girmesi ile birlikte, ilk yarının silik Beşiktaş’ı gitti, ikinci yarıda bir eksikle tarih yazan bir Beşiktaş ortaya çıktı. Hem de ne tarih... Bir eksikle yazılmış şanlı bir tarih, onurlu, unutulmaz bir tarih...
Elbette golcülerin farkı... Valencia biri penaltı iki mutlak fırsatı kaçırdı, Cenk Tosun, takımı bir eksik oynarken iki pozisyon buldu, ikisini de gol yaptı.
Elbette hoca farkı... Şenol Hoca hatasını anladı, ikinci yarıya Redmond’lu başladı. Bir anda oyun, Beşiktaş ve sonuç değişti. Dünya markası Jesus, ağırlıktan ayağı-bacağı kalkmayan ve adeta “malulen emekli” olan Joao Pedro ile başladı ve devam etti. Pedro‘yu bir yerli hoca oynatsa ve bu kadar oyunda tutsa bugün “diplomanı yırt” diye yorumlar yapılırdı.
Hakem Halil Umut Meler’e de gelelim. Maç öncesi, “Kim yönetsin?” dense ezici bir çoğunluk Halil Umut Meler derdi. Ama kötü maç yönetti. Verdiği ilk penaltıda Onur‘un sağ ayağının, Arda‘nın sol ayağı ile bir teması var ama penaltı için bana göre yeterli değil... Ağır bir karar... Daha doğrusu penaltıyla en ufak bir ilgisi yok. İkinci penaltıya sözüm yok. Aboubakar’ın seyirci ile diyaloğunda Aboubakar‘a sarı kart gösterirken, yanına Samet‘i katması, tam bir “ne şiş yansın, ne kebap” politikasıydı.
Valencia 26 değil, isterse 36 gol atsın, yüksek kalite bir santrfor değil... Arda’nın süper pasında Mert’in kapadığı köşeye vurmasa, takım önde oynarken ve Beşiktaş bir eksik kalmışken, ikinci penaltıyı kaçırmasa, oyun orada kopardı. Atamadı, yapamadı. Ama futbol affetmiyor. Faturayı hemen kesiyor.
Arda’yı atlamayalım, olağanüstü işler yaptı. Fenerbahçe on birine ilk yazılacak isim... Ama her pozisyonda dripling yapmak, çalım atmak zorunda değil... Hem enerjisini boşa harcıyor, hem de top kaybediyor. Çalım yapacaksa, hünerini gösterecekse, etkili alanlarda yapmalı...
Beşiktaş’ın gollerindeki kaliteye şapka çıkartmak lazım... Beraberlik golünde Redmond’lu Szalai ve Samet’ten sıyrılıp ortayı yapması, Cenk Tosun’un sıra dışı bir kafa vuruşuyla topları ağlarla buluşturması alkışı çok hak etti.
Beşiktaş gollerinde ne kadar kalite varsa, Fenerbahçe’nin üç stoperi Szalai, Samet ve Serdar Aziz’in de o kadar çaresizliği ve yetersizliği vardı.
Sonuç: Beşiktaş’ın hocası Şenol Güneş, Fenerbahçe’nin hocası Jorge Jesus‘u tuş etti. “Jesus sezon sonu gidecek mi?” diye tartışılıp duruyor. Bırakın gitsin, hayır gelmez. Beşiktaş karşısında 1-0 öndeyken ve rakip bir eksik oynarken, dört gol birden yiyorsan, bu futbolun doğal bir sonucu değil, Jesus’un ve futbolcuların ayıbıdır.
Beşiktaş için de 1-0 yenik oynarken, bir eksik oynarken, deplasmanda rakibine dört gol birden atmak; hoca ustalığıdır, onurdur, şereftir, tarihe yazılacak unutulmaz bir galibiyettir. Tıpkı Pancu’nun kaleci oynadığı maçta Fenerbahçe’yi yenip tarih yazmaları gibi... Beşiktaş tarihe geçen yeni bir galibiyete imza attı.
Fenerbahçeli bazı dostlara son tavsiyem şu olsun: Bırakın artık TFF, MHK, hakemler, rakipler, medya diye sanal düşmanlar yaratmayı... Dönün kendinize bakın. Bu takımın neresinde kalite var? Bu takımda hangi futbol aklı var? Kendi yanlış ve eksiklerinizin faturasını başkalarına kesmeye devam ettikçe şampiyonluk için daha çok beklersiniz.