Öncelikle iyi bir derbi seyrettiğimizi söyleyelim. Tempo vardı, mücadele vardı, zaman zaman oyun kalitesi bir hayli yükseldi, göze hoş gelen hareketler de gördük... Hakemin de sıklıkla dahil olduğu oyunda aslında ne şiş yandı ne kebap dersek hiç yanlış söylememiş oluruz.

İlk yarıda Hamza Hamzaoğlu’nun, ikinci yarıda da Vitor Pereira’nın oyuna müdahaleleri aslında 1-1’in kaderini belirleyen ana unsurlardı. Maçın başı ve devre arasına gidilen dönemde Fenerbahçe taraftarı ‘acaba ikinci 6-0 mı geliyor’ diye yerinde duramazken, ikinci yarı bu kez Galatasaraylılar haklı bir heyecana kapılıp ‘acaba bu kez şeytanın bacağını kırıp yenebilecek miyiz’ diye bir hayli umutlandılar. Ama dedik ya klasik beraberliğe adanmış bir derbi izledik.

Fenerbahçe, mükemmel diyebileceğimiz ve bu sezon hiç görmediğimiz yüksek tempoyla maça başladı. Van Persie’nin verimsizliğine rağmen Gökhan-Caner ikilisi ile başlayan tüm ataklar ciddi tehlikeler yarattı. Belki de Carole’ün sakatlanıp çıkması Galatasaray adına bir şans anıydı. Çünkü ev sahibi o koridoru oldukça etkili kullanıyordu. İlk yarıdaki Fenerbahçe’yi gerçekten durdurmakta bir hayli zorlandılar. Golün ofsayt olduğunu söyleyelim ve yeri gelmişken Fırat Aydınus’un da kart uygulamalarında zayıf kalmasına rağmen maçın kontrolünü elinden kaçırmadığını dile getirelim.

Şimdi Fenerbahçe, 16 yıllık gelenek bozulmadı diye sevinsin mi, yoksa ilk yarı kaçırdıkları goller nedeniyle Galatasaray’ı elinden kaçırdığına mı yansın. Elbette bu bir bakış açısı ama şurası bir gerçek ilk yarıdaki Fenerbahçe, Van Persie’nin düşük performansına rağmen bu sezonki en iyi Fenerbahçe’ydi. Ama eklemekte de fayda var, sistem Fenerbahçe için uygun, ancak bir sonraki seçim Van Persie değil, Fernandao olmalı.

Fenerbahçe maçı kazanabilir miydi? ‘Evet’ kazanabilirdi. Pereira’nın uzun zamandır görmediğimiz kadar çok iyi oynayan Diego’yu çıkarması oyunun kaderini belirledi. Tamam o dakikaya kadar Galatasaray ciddi bir baskı kurmuş, gol mesajları veriyordu ve bir hamle gerekiyordu. Ama bu asla Diego’nun kenara alınması Meireles ile de geriye yaslanma operasyonunun başlatılması değildi. Bence Pereira bu konuda biraz dizini dövmeli.

Galatasaray’a gelince; maçın ilk yarısında o inanılmaz baskıyı yiyip kalesinde bir de gol gördükten sonra ikinci yarı oyuna dahil olup üstünlüğü ele geçirmesi mükemmel bir takım oyununun ve belki de stresten kurtulmanın etkisiydi. Sarı-kırmızılı ekip ikinci yarı gerçekten iyi oynadı. Bu iyi oyun için çok ciddi risk aldılar. Fenerbahçe üç tane çok önemli pozisyon yakaladı bu risklerin karşılığında. Ama atamayınca Galatasaray hak ettiği golü buldu. Keyifli bir derbi için iki takıma da teşekkür edelim.