Tek sorun Zico mu?

Bilmiyorum. Sezon boyunca benim ulaşabildiğim ve bana ulaşabilen Fenerbahçeliler geneli yansıtmayan çok başka birileridir belki de. Şampiyon olmadan 2 gün önce "ne olacak bu Fener'in hali?" dışında soru gelmiyordu. Şampiyonluk gecesi, Pazar akşamı Stadyum'a gelen soruların ve fikirlerin büyük çoğunluğu da bu konudaydı. "Zico gidiyor mu?"Sezon başında yazdığımı tekralamalıyım. Fenerbahçe'nin ihtiyacı olan büyük bir hoca değil, Fenerbahçe'yle büyüyecek bir hocadır. (Ve tabii Fenerbahçe'nin futbolunu yönetecek bir akıl.) Bugüne kadar bir Fenerbahçe hocasının taraftar tarafından bu kadar onaylanmadığına hiç şahit olmamıştım. Tabii ki bilimsel bir araştırma yapmadım ve tabii ki evrensel anlamda bir kamuoyu yoklaması da gerçekleştirmiş değilim. Bu ülkede takımlarına sınıf atlatmış tüm hocalar bu tanıma uyar. Trabzonspor devrimini de bu tanıma uyan hocalar yapmıştır. Galatasaray ve Milli Takım'ı dünya sahnesine çıkaran da bu tip hocalardır. Beşiktaş'ı farklılaştıran da bu tanımdadır. Son 20 yılda hep böyle oldu. Büyük hoca ithalatında, Türkiye bütün büyük Avrupa liglerinden daha fazla bir işlem hacmine sahip son 20 yılda. 72 milleten parlak hoca geldi Türkiye'ye. Ama bizi götürebildikleri mesafe Denizli - Terim ikilisinin onda biri değil. Zico da bu tanıma uyuyor. O Avrupa'ya en batısından Lizbon'dan girmek istese de en doğusundan girmek durumunda kaldı. Ve büyüme, kendisini ispat etme hırsı var.Zico'nun takımının oyun performansının büyük çoğunluğu mutlu etmediğini söyleyebiliriz. - Oyun yapısının gelişmiş olmadığını- Yıldızların parlamaları dışında takımı sürükleyen bir sistemin olmadığını - Zico'nun oyuna müdahalelerinin esneklikten uzak sıkıcı bir tekdüzelikte olduğunu- Ve hatta oyun okumasında özellikle - Alkmaar'daki maçta ortaya dökülen bir defo olduğunu söylebiliriz. Tanıma uyuyor Bu gerçekler Fenerbahçe'nin Zico'yla sezon içinde, hem de liderken yollarını ayırmasına yol açsa çok az insan şikayet ederdi herhalde. Ancak sonuç başka oldu. Fenerbahçe son dönemdeki en erken şampiyonluk ilanını Zico'yla yaptı. Sezon başında Fenerbahçe çok 2 kaleciye (sonradan anlaşıldı ki 3'müş) ve kalabalık ve kaliteli bir orta saha kadrosuna sahipti. 2. yarının parlak beyinlerinden Gürhan Gürsoy'u kiraya verecek kadar kalabalık. Tam 13 üst düzey oyuncu. Appiah, Marco, Deniz gibi savaşçılar. Alex, Tuncay ve Tümer gibi işin şeklini değiştirebilecek oyuncular. Selçuk, Kemal, Yozgatlı, Olcan gibi pek kullanılmayanlar. Zico'nun elindeki bu kadroya savunma ve forvet takviyeleri geç ve çok da doğru olmayan isimlerle yapıldı. Ki asıl sorun buradadır. Bu Zico'nun eksiği midir? Yoksa Fenerbahçe'nin münhasırlık anlaşması bulunan menajer Juan Figer ve yönetimin günahı mıdır bilmiyorum. Ama Fenerbahçe'nin 50 milyon euroluk son transfer hamlesiydi asıl sıkıntıyı doğuran. Ancak sonuçta bugün elde şampiyon bir takım ve - pahalı bir hamleyle de olsa - mükemmeleştirilebilecek bir kadro.Ancak bugün soru sadece Zico'nun gidip kalması değil. Fenerbahçe'nin önünde de çok zor seçimler var. 1- Öncelikle Aziz Yıldırım göreve devam edecek mi?2- Gelecek sezon Alex, Tuncay, Appiah ve Tümer'li mi olacak?3- Tutmayan son 4 yabancı transferi ne olacak?4- Ve nihayet Zico kalacak mı?Sorun sadece Zico'nun kalması gitmesi gibi gözükse de zor bir yaz dönemi bekliyor şampiyonu. Zor seçimler! Galatasaraylı oyuncular Fenerbahçeli şampiyon meslektaşlarını alkışlarsa bu Türkiye'de ilk olmaz. Tamam Urfa'yı, Yozgat'ı, Hakkari'yi takip etmek zor olabilir, ama Sakarya'nın hem de daha geçen yılki olayını hatırlamazsak ayıp olur. Geçen yıl lig sonunda Bursa, maça "şampiyon" unvanıyla çıkmıştı. Sakaryalı oyuncular çıkış tünelinin ağzına dizilip en büyük rakiplerinden birini alkışlarla karşıladılar. Lig A'da, iki Birinci Lig gediklisinin maçında oldu bu. Yani bu tip bir davranışa örnek aramak için Ada'ya gitmeye gerek yok. İstanbul'un arka bahçesinde 2 büyük takımın yaptığını görmek bu kadar zor olmamalı.Diğer yandan, ben de soruyorum: Galatasaray bunu yapar mı? Oyunculara kalsa yaparlar. Ama bizim onlardan bunu istemeye hakkımız var mı?Bizzat bizlerin gerip meşine benzettiğimiz ezeli rekabette yıl boyunca birbirimiz hakkında söylediğimizi bırakmayıp, sonra da tribündekilerden böyle bir şeye destek vermelerini istemek şark kurnazlığı oluyor, başka bir şey değil. İkisinin birbirinden nefreti üzerine yapılandırdığımız futbolumuzda hemen aradan çekilip "hadi alkışlayın" demek biraz komik oluyor.Hiçbir şeyi alkışlamayan, kariyerimizi nefret, komplo teorileri ve yenileni dışlamak üzerine kurmuş bizler, taraftardan bunu isteyebilir miyiz?İklimini bu kadar sertleştirdiğimiz bu coğrafyada birden günlük güneşlik bir gökyüzü istemek oluyor mu yani? Ada'ya değil Adapazarı'na bak! Memleketteki ahval, içedönük bir hareketlenme bu günlerde. Kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olduğumuz (ne demekse!) günlere özlem var meydanlarda (herkes o meydanlara 'gavur' arabalarıyla gelmiş olsa da)"AB'den çekilelim kardeşim, Gümrük Birliği yedi bitirdi bizi" haykırışlarını duymadığımız gün yok. 'ABD'yle ilişkilerimizi keselimci'ler kalabalık.Politikacı da bu kanala oynuyor da, belli ki bunu söylemek kolay değil.Bu yüzden alıştıra alıştıra yapmalı. Misal ilk adım olarak Eurovizyon'dan çekilebiliriz. Cumartesi akşamı seyrettiğim rezaletten sonra eminim ki ülke çapında destek alacak bir davranış olur bu. Ve ayrıca AB'den kopma konusunda da bir alıştırma, efendim bir araştırma, bir ön yoklama olur.Hem zaten Eurovision dediğin çoktan Eurasiavision olmuş, İngilizler filan çekilmeden biz çekilelim erkenden. Avrupa'ya öncü olalım. Muasır medeniyet olduğumuz belli olsun. Sonra sırayla, UEFA, Şampiyonlar Ligi ve nihayet AB gelir! mdemirkol@milliyet.com.tr Eurovizyon'dan çekilelim

Aykut Kocaman: “Kaybetmiyorduk ama kazanma ile ilgili sıkıntımız vardı”

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber