Olaylı Fenerbahçe-Galatasaray finalinin ardından epey bir zaman geçti. Artık herkes biraz daha sakindir diye düşünüyorum ve sürekli gündemde tutulan, ‘o bunu yaptı, şu bunu yaptı, sorumlu o, kışkırtan bu’ fikirlerinden farklı olarak ‘Bundan sonra ne yapmalı’ kısmına dikkat çekelim diyorum.

Sanırım öncelikle kurallar netleşmeli. Hangi hareketin cezasının ne olduğu, hem kulüplere, hem kamuoyuna net biçimde söylenmeli. Tabii ki, her şeyin sıfırdan başlayacağı da deklare edilmeli, böylelikle olası ‘ama geçen yıl onlar bunu yaptı, şu cezayı verdiniz’ ağlamalarına son verilmeli. Küfürün en küçüğü de en büyüğü de suç kabul edilmeli, hakemler her türlü hakarette, küfürde, ‘Tıpkı kendilerine küfür edildiğinde yaptıkları gibi’ anında anons isteyebilmeli. Sahaya atılan bir çakmak, bir bozuk para, bir patlayıcı aynı kabul edilmeli, dışarıdan gelen en ufak bir cisim de suç teşkil etmeli. Kulüplere verilecek cezalar da fikstürlerine bakılmaksızın hemen yürürlüğe konmalı, bunların hiçbir şekilde affı olmamalı. Galatasaray’a gelecek ceza henüz belli değil ama gelecek yıldan itibaren onun da adı konmalı, sebep ne olursa olsun, hiçbir yönetim ‘Ben maça çıkmıyorum’ şımarıklığını yapamamalı.

Gidişat o kadar kötü ki, ‘sıfır tölerans’ cezalandırmada da hemen yürürlüğe konmalı, kurallar yeni sezon başlamadan açıklanmalı.

Mesela, Basketbol Federasyonu’nun kulüpler üzerinde yaptırımı olmalı, deplasman takımının yöneticilerine ‘protokol veya protokol tribünü olmayan salonlarda en uygun yeri’ bizzat Federasyon ayırmalı, kıyamet kopsa, farklı bir uygulama yapılmamalı. Böylelikle, rakip başkanların, yöneticilerin rahatlıkla deplasmanlara gidişlerinin önü açılmalı, insanlar bunun normal bir şey olduğunu tekrar hatırlamalı.

Federasyon göreve

Bir öneri de puanlama sistemi. Her cezanın bir puanı olmalı. Anonsun, sahaya atılan maddenin, küfürlerin... Saha kapatmanın puanı da belirlenmeli. Böylelikle her kulüp, hangi taşkınlığı kaç kez daha yaparsa sahasının kapanacağını bilmeli. Böylelikle ‘Bizim kapattınız, onların kapatamadınız’ demeçlerinin de önüne geçilmeli, herkes sabıkasını bilmeli.
Son bir konu da; seyircisiz oynama cezası, gerçekten seyircisiz oynanmalı. Sadece kadın ve çocukların bulunduğu salonda edilen küfürlerin, normalden daha da çirkin gözüktüğünün farkına varılmalı. Zaten kadınlar da bunun ayrımcılık olduğunu dile getirdikleri için, bu saçmalık da son bulmalı.

Peki bunlar Basketbol Federasyonu tarafından cesur bir biçimde yapılır mı? Mutlaka yapılmalı.

Erman Ilıcak ve bir anı

Basketbolun temel taşlarından bir tanesidir TED Ankara Kolejliler. Özellikle geçmişleri, yetiştirdikleri oyuncular hep örnek gösterilir. Bu camianın yeni başkanı Erman Ilıcak’ın ismini duyunca, önce nereden hatırlıyorum diye düşünmedim değil ama kısa sürede hatırladım, yıllar öncesine gittim. Yaklaşık 6-7 sene kadar önceydi. Milliyet Gazetesi Bağcılar’da Doğan Medya Center’dayken, binaya yakın bir ilkokulda, basketbol ile ilgili hiçbir çalışma olmadığını öğrendiğimde gönüllü antrenörlük yapmaya, takım kurmaya karar vermiştim. Takım kurduk, yağmurda çamurda idman yapıyorduk, ama bir sürü eksiğimiz vardı. O dönemde Erman Ilıcak ile Ankara’da tesadüfen karşılaşmıştık. Sohbet ederken, bu okul takımını duydu ve mutlaka bir şeyler yapmak istediğini söyledi. Takımdaki bütün oyuncuların, belki de hayatlarında ilk kez giydikleri, formalar, ayakkabılar daha bir hafta geçmeden okula teslim edilmişti. Birçok genç yürek, basketbolu o gün daha çok sevdi, paylaşmanın güzelliğini farketti. Bu küçük anı ile Erman Ilıcak’a yeni görevinde başarılar dileyelim, basketbol adına bir kez daha teşekkürlerimizi iletelim.

Banvit’in adayları!

Banvit’in, Türk basketbolu için bir ütopya olduğunu, özellikle Anadolu kulüplerinin kendilerini örnek alması gerektiğini sık sık dile getiriyoruz. Gerçekten mucizeyi başarıyor Bandırma ekibi. Bir ilçe takımını ligin devleri arasına soktu, son iki yıldır hep zirvede dolaşıyor. Sadece takımıyla değil, Türkiye Basketbol Antrenörleri Derneği’ne verdiği destek ve ortak düzenledikleri geleneksel turnuva sayesinde sağladığı maddi kaynak ile basketbolun kritik kurumlarından bir tanesinin de hayatta kalmasını sağlıyor.

Ancak son dönemdeki düşünceleri beni çok şaşırtıyor. TÜRKİYE Basketbol Antrenörleri Derneği ile birlikte önemli işler yapan bu kulüp, takımın başına getireceği isim için sadece ‘yabancı’ adaylar üzerinde duruyor. Yabancı ve yerli farketmeyebilir, kabul ama neden tüm alternatifler yabancı, onu aklım almıyor. Yani sözün özü, TÜBAD, Banvit’ten sadece maddi değil, manevi destek de istiyor!