21.03.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 21.03.2018-7:30 A-A+
ozay.sendir@milliyet.com.tr
TÜM YAZILARI

TARKAN’IN 17 BİN TL’LİK BEBEK ARABASI



Eleştiren ve  abartılı bulan çok ama konuşulan şey, Tarkan’ın doğacak bebeği için 17 bin TL’lik bebek arabası sipariş etmesi.

Eleştirmek ya da konuşmak kolay ama dönüp kimse cevap aramamış, ‘Fiyat neden bu kadar yüksek?’ sorusuna. Mesela dört tekerleği de hava süspansiyonlu o bebek arabasının.

Lüks kısmında kaşmir bebek battaniyesi de var, Alcantara deri oturma koltuğu da. Tarkan çevreye duyarlı ya, geri dönüşümlü malzeme de kullanılmış o bebek arabasında. Kumaş, rüzgar ve su geçirmiyor vesaire... Fiyatı etkileyen bir diğer unsur, James Bond’un kullandığı araba olarak tanınan Aston Martin’in imzasının bulunması, sınırlı sayıda üretilmesi ve el yapımı işçilik...

Bunların çok önemi var ya da yok, asıl üzerinde durmamız gereken nokta başka. Tarkan 46 yaşına yaklaşıyor, geç dönem baba olanlar kervanına katılıyor yani. Gücü yettiğince, paranın alabildiği en iyi şeyleri alacaktır doğacak bebeği için. Bunun başkalarına gösteriş yapmakla hiç alakası yok. Bu sadece kendini daha iyi hissetmek ve beyninin bir tarafında evladıyla kaç seneyi beraber geçireceğini düşünmekle alakalı bir durum.

Dere’nin güzellik-mutluluk yorumu

Puhutv’nin yeni dizisi ‘Şahsiyet’in başrol oyuncusu Cansu Dere, ilginç bir isim. Her gün sayfalar dolusu haberim çıksın derdinde olmayan, medya ilişkisinde mesafeyi korumayı başaran birinin röportajını görünce okudum, büyük bir merakla.

Oyuncunun söyledikleri arasında en çok hoşuma giden bölüm, güzellik ve mutluluk arasındaki ilişkiye dair kurduğu cümleydi:

“Ben bu güzellik halinin mutluluğa açılan tek kapıymış, hayatın en önemli ve elzem şeyiymiş gibi görülmesinden çok rahatsızım. Mutlu insan araştırması yapsak kazanan güzel insanlar mı olur? Hiç sanmam. Bu uğurda sağlığından olanlar var. Endişe verici.” İnsanların en çok kendilerinde olan özellikleri övdüğü, göz boyamak için taklalar attığı bir dünyada, güzel bir kadının, güzellikle mutluluk arasında kurulan ilişkiye itiraz etmesi çok hoşuma gitti doğrusu.

Butik televizyonculuk dönemi

Geçtiğimiz hafta Tivibu platformunda yeni bir kanal yayına başladı, adı Bizimev TV. Dekorasyondan inşaata, perdeden, mutfak dolabına ve aydınlatmaya kadar yüzde 100 yerli bir içerikle yayın yapıyorlar. Sahlep ve tarçınla harika bir tanıtım yapmışlar, öyle dikkatimi çekmişti, baktım inşaat sektörüne dair de programlar var. İnsanların evlerine gösterdikleri özen ya da ihtiyaçları olmasa, Türkiye’nin her tarafında yapı marketler açılmazdı. Ekonomik bir karşılık, televizyon kanalı haline de geldi işte.

Aman çocuğunuzu uzak tutun...

Tablet bilgisayarların çocuklara verdiği fiziki zararı gösteren yeni bir araştırma ortaya çıktı. İngiltere’de yapılan çalışma, erken yaşta tablet bilgisayarlarla çok fazla zaman geçiren çocukların, okula başladıklarında kalem tutmakta zorlandıkları ve bu yüzden yazmayı da geç öğrendiklerini ortaya çıkardı. Şaşırtıcı değil bu sonuç, zira tablet ekranları çocuğun motor gelişimlerine yeterli katkıyı sunmuyor. Siz siz olun, tablet bilgisayarlara dadılık yaptırmayın.

Al sana dört asırlık selfie

Selfie çılgınlığı, sanat dünyasında otoportre çalışmaları bir kez daha gündeme getirdi. Gördüğünüz eser, 1659 yılında Hollandalı ressam Rembrandt tarafından yapılmış. Rembrandt, en fazla otoportreye imza atan ressamlardan biri. Kendini bazen Hz. İsa’nın havarisi olarak resmetmiş, bazen de yaşlanmanın bedeni üzerindeki etkilerine çalışmış. Hepsi sipariş üzerine yapılmış eserler bunlar, fotoğrafın olmadığı bir dönemden kalma. İnsanların kendi çektikleri fotoğrafları bile beğenmediği bir dünyada, yaklaşık dört asır önce yapılan bir otoportrenin kıymeti elbette daha iyi anlaşılır.

Whatsapp’a sansür mü geliyor?

RTÜK Başkanvekili Esat Çıplak, ağzından çıkanı kulağı duyan, ne söylediğinin farkında olan isimlerden biridir. Geçtiğimiz hafta bir süre görüşme imkanım oldu, hemen bir gazetede yer alan röportajındaki sözlerini ve başlığa taşıdığım soruyu sordum.

Önce güldü hatta biraz acı acı güldü sonra da tüm açıklığıyla anlattı düşüncesini. Öncelikle şunu söylemem lazım ki, internet yayınlarına düzenleme konusunun herkes tarafından tartışılmasını istiyor Esat Bey. Dünyadaki örnekler, neyin yayın olup olmadığına dair tartışmalar, konunun hem insan hakları ve demokrasi boyutu hem de ulusal güvenlik ve mevzuat boşluklarından sağlanılan fayda, vergi gibi ekonomik ayaklarının da düşünülmesini istiyor.

Düzenlemeye dair durduğu noktaya gelince, uzun vadede internetin karasal yayınların yerini alabileceği ve düzenlemenin de şimdiki zaman için değil, uzun vadeye göre yapılmasını istiyor. Sonuç mu, kimse WhatsApp’a denetim ya da sansür gelsin falan demiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler
Bilgi YarışmasıVezirparmağı ne çeşididir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.