Serpil Çevikcan

Serpil Çevikcan

scevikcan@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

15 Temmuz darbe girişimi, sadece hükümeti düşürmek, parlamentoyu kapatmak gibi klasik darbelerin taşıdığı amaçların ötesinde de hedefleri içinde barındırıyordu.

Ordunun önemli bir kısmının katılmadığı, siyasetçilerin sonuna kadar karşı çıktığı, medyasından sivil toplum örgütüne kadar bütün toplum kesimlerinin ilk dakikadan tavrını koyduğu girişimin başarıya ulaşması, ülkenin her yanına yayılabilecek kanlı ve çatışmalı bir sürecin başlaması anlamına da gelecekti.

Yönetilemez hale sokulmak istenen Türkiye, bırakın Suriye’de adım atmayı, Suriye haline dönecek ve müdahaleye açık bir ülke konumuna düşecekti.

Haberin Devamı

Tersi oldu.

Darbeciler kaybetti, darbe gecesinden güçlenmiş ve kenetlenmiş bir toplum çıktı.

Terör örgütleri ise 15 Temmuz’da en büyük yarayı alan güvenlik güçlerinin sarsıldığını düşünerek kanlı eylemler dönemini başlattı.

Görülmemiş sıklıkta terör eylemleri, hemen her gün yeni bir acıyla uyanmamıza ya da uyumamıza yol açıyor.

IŞİD eyleminden hemen sonra PKK harekete geçiyor, FETÖ unsurları her an harekete geçmeye hazır bekliyor.

15 Temmuz sonrasında yaşananlara baktığımızda bu tablo daha da somutlaşıyor.

PKK’nın darbe girişiminden sonra gerçekleştirdiği bazı büyük saldırılar şöyle sıralanıyor:

- 25 Temmuz’da Mardin Derik’te bombalı saldırıda 3 polis şehit oldu.

- 27 Temmuz’da Siirt’te zırhlı aracın geçişi sırasında bomba patlatıldı, 3 asker şehit düştü.

- 10 Ağustos’ta Diyarbakır Sur’da polis servis aracı geçerken bomba patlatıldı, aynı aileden 5 kişi yaşamını yitirdi, 5’i polis 12 kişi yaralandı.

- 15 Ağustos’ta, Diyarbakır-Batman karayolunda Bölge Denetleme İstasyonu’na yönelik bombalı araçla saldırı düzenlendi. 5’i polis, 1’i çocuk 7 kişi şehit oldu.

- 17 Ağustos’ta, Van’da Polisevi ve Polis Merkezi’nin bulunduğu binaya patlayıcı yüklü araçla saldırı düzenlendi. 2’si polis 5 kişi şehit oldu.

- 18 Ağustos’ta, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğüne bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda 3 polis şehit düştü, aralarında sivillerin de bulunduğu 217 kişi yaralandı.

- Aynı gün Bitlis’in Hizan ilçesi kırsalında düzenlenen saldırıda 3’ü asker, 1’i köy korucusu 4 güvenlik görevlisi şehit düştü.

Haberin Devamı

- 21 Ağustos’ta Şanlıurfa Viranşehir’de polis aracına bombalı saldırıda 1 polis şehit oldu.

- 23 Ağustos’ta Bingöl’de 2 korucu, bir asker şehit düştü.

- 24 Ağustos’ta, Diyarbakır Lice’de düzenlenen silahlı saldırıda 5 asker şehit oldu.

Şiddeti yükseltme amacı

Bu listeye eklenebilecek daha küçük çaplı onlarca olay var.

Ve listeye son iki günde eklenen iki büyük saldırı.

Birincisi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik Artvin programı sırasında suikast girişiminde bulunulması.

Gelen bilgiler gösteriyor ki 1 askerin şehit düştüğü saldırıda güvenlik güçlerinin özeni olmasa, Kılıçdaroğlu’na yönelik roketli bir saldırı gerçekleştirilecekti.

Ve dün Cizre’de patlayıcı yüklü kamyonla gerçekleştirilen, Cizre emniyetini harabeye çeviren, 11 polisin şehit düştüğü saldırı.

15 Temmuz’dan sonra yaşananlar PKK’nın kanlı eylemleriyle sınırlı değil.

IŞİD’in Gaziantep’te kına gecesinde canlı bombayla gerçekleştirdiği saldırıda çoğu çocuk ve kadın 55 kişi yaşamını yitirdi.

Haberin Devamı

Türkiye, ayağa kalkıp, diplomatik ve askeri hamlelerde bulundukça şiddetin dozajı artıyor.

Darbeyle örselenen ancak beklenenin aksine 16 Temmuz’a 14 Temmuz’dan daha güçlü uyanan Ankara’yı kaosa sokma saldırıları bunlar.

Neredeyse tüm partilerin altını çizdiği gibi, tek bir partinin, tek bir kişinin üstesinden tek başına gelemeyeceği kadar organize ve büyük bir saldırısı söz konusu.

Ancak Yenikapı’daki birlik ve beraberlik görüntüsü ile aşılabilecek, sindirilebilecek bir terör sarmalı.

Hedef Suriyeleştirmek

Neredeyse tüm güvenlik uzmanlarının bu saldırılarla ilgili görüşleri birleşiyor.

Farklı örgütlerden gelen saldırıların hedefi Türkiye’yi Suriye’ye çevirmek.

Yönetilemez, içindeki farklılıkların birbirine düştüğü bir ülke görüntüsü oluşturmak.

Cerablus hamlesi, örgütlerde bu hedefleri konusunda önemli bir hayal kırıklığı yaratmış gibi gözüküyor.

Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlama amacı taşıyan ama uzun vadede masada da elini önemli bir biçimde güçlendiren Fırat Kalkanı operasyonundan hemen sonra kaos yaratma amaçlı yeni ve büyük saldırılar gerçekleştirilmesinin başka bir izahı yok.

Terör örgütlerinin bu saldırıları sürdürmeye çalışacağı ortada.

Ankara’da da yükseltilmek istenen terör dalgalarına nasıl set çekilebileceğine yönelik beyin fırtınası yapılıyor, kritik kararlar alınıyor.

Bu tablonun en önemli boyutlarından birini ise toplumun moralini yüksek tutmak oluşturmalı.

Darbe, kanlı saldırılar, suikast girişimleri derken hemen her sabaha yeni bir travmatik olayla uyanan bir toplum var.

Direncinin güçlü olduğunu gösteren, yılmayan, en tehlikeli anda demokrasiyi korumak için sokağa çıkabilen bir toplum.

Bu toplum, Yenikapı ruhunun yükseltilmesini, görüş ayrılıkları olsa da bütün Türkiye’yi ilgilendiren olaylarda birlik ve beraberlikle sorunların çözülmesini sonuna kadar hak ediyor.

Sadece siyasetçilere değil, 15 Temmuz öncesinin kutuplaşmanın taraflarına da terör örgütlerinin bu saldırı dalgalarına karşı uzlaşma ruhunu daha da yükseltmek düşüyor.