CHP, tavır alamadı

CHP, tavır alamadı


İnşaat yüksek mühendisi Haluk Özdalga, sosyal demokrasi konusundaki incelemeleriyle de tanınan bir aydın. DSP'nin kuruluşundan itibaren Bülent Ecevit'in çok yanında yer alan Özdalga, 1992'de genel başkan yardımcısı olduğu bir sırada partiden istifa etti. Yeniden açılan CHP'de Parti Meclisi'ne seçildi. 1994'te PM'den istifa ettikten sonra, CHP'nin son kurultayında yeniden PM'ne ve MYK'na seçildi. Özdalga ile yakından tanıdığı DSP ve CHP'yi konuştuk.


       * DSP'den istifa gerekçeleriniz bugün de geçerli mi?
       Sağlıksız yapılanması ve iç işleyişi nedeniyle, uzun yıllar emek verdiğim DSP'den ayrıldım. O gerekçeler bugün de, hatta daha kuvvetli biçimde geçerli. Ancak, karşı çıktığım yalnız lider sultası ve parti içi demokrasi olmayışı değil. Temel sorun şu: Rejimin işleyebilmesi ve ülkenin iyi yönetilebilmesi için güçlü, sağlam yapılara sahip partilere şiddetle ihtiyacımız var.
       DSP'nin kurum olarak işleme yeteneği sıfır, içi kof... O nedenle ülkeye verebileceği pek az şey var. Ayrıca, olumsuz bir örnek olarak, diğer partilerde benzer eğilimleri güçlendiren bir etki yaratıyor.
       * DSP şimdi Türkiye'nin birinci partisi ve iktidarda. Bu, doğru yolda olduğunu göstermez mi?
       Sayın Bülent Ecevit'i ve bütün DSP'li arkadaşlarımı 18 Nisan başarılarından dolayı kutlarım. Ama 18 Nisan, DSP'nin doğru yolda olduğunu göstermez. Öyle olsaydı, 1995 seçimleri sonrasında en doğru hareket eden partinin RP olduğunu kabul etmemiz gerekirdi. Sağlıksız bir parti iktidara gelince sağlıklı olmaz. DSP gibi bir partinin başarısı, ancak saman alevi gibi olabilir.
       Nitekim DSP iktidarında ekonominin nasıl yaz boz tahtasına döndüğünü gördük. Dün büyük vergi reformu dedikleri şeylerin, bugün tam tersini söylüyor ve yapıyorlar. Çünkü hiç bir hazırlıkları yok. Bu yanlışların ağır bedelini hepimiz ödüyoruz.
       Marmara deprem felaketinde hükümetin aczini büyük acı duyarak izledim. Bütün bunlar, iktidarın büyük partisinin sağlıksız yapısıyla yakından ilişkili. Ülkenin bir diğer önemli konusu Kürt sorunu. DSP o soruna uzak, adeta yabancı gibi görünüyor. Nasıl doğru yolda olabilir ki?
       * Ama Ecevit zaman zaman Güneydoğu sorunuyla ilgili görüşler ve politikalar açıklıyor...
       Sayın Ecevit'e göre Güneydoğu sorununun başlıca nedeni, bölgedeki "feodal yapı". Kullanılan kelimeler bile, konuya ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Birinci olarak o bölgede feodalite yok, aşiret düzeni var. Bunlar farklı şeyler. İkincisi, karşılaştığımız sorunların nedeni aşiret düzeni değil. Tam tersine, aşiret düzeninin modernleşmeyle beraber yok olmaya başlaması.
       Başka her türlü kimliği örten, bastıran aşiret bağları çözülüyor ve yerine etnik temelde gelişen bir Kürt milliyetçiliği çıkıyor. 18 Nisan seçimleri, etnik temelli Kürt milliyetçiliğinin endişe verici boyutlara ulaştığını gösterdi. Ülkenin en önemli sorununa yanlış teşhis koyarsanız, nasıl çözüm bulacaksınız?
       Ecevit seçimlerden kısa süre önce Güneydoğu için gösterişli törenlerle bir ekonomik paket açtı. İçinden çıka çıka 20 trilyon çıktı. Yalnızca orta boy bir proje parası! Güneydoğu'da iktisadi seferberlik başlatmak, her şeyden önce bir insanlık görevi. Anlamlı bir seferberlik yılda en az 4 - 5 milyar dolar yatırım öngörmeli. Ama bunlar yetmez, bir de demokrasi ve insan hakları paketi açılmalı...
       * 1992'de yeniden açıldığında CHP'ye geçtiniz ve Parti Meclisi'ne girdiniz. Sonra, çeşitli eleştirilerde bulunarak PM'den istifa ettiniz. Uzunca bir aradan sonra Merkez Yönetim Kurulu'na seçildiniz. Şimdiki CHP, farklı bir CHP mi?
       CHP'de o zaman iş başında bulunan yönetim ve siyaset anlayışıyla görüş ayrılığım vardı. O nedenle PM'den istifa ettim. 1995 ve 1999 seçim sonuçları endişelerimin yersiz olmadığını gösterdi. O yönetim ayrıldığı için, CHP'de bir yönetim değişikliği gerektiği için tekrar parti yönetimine aday oldum.
       * Siyasette fikirlere önem veren bir aydınsınız. CHP fikirleri yüzünden mi TBMM dışına düştü, yoksa Deniz Baykal'ın dediği gibi "düşüşün sebebi konjonktür" mü?
       Sayın Baykal gerçekten öyle mi, yoksa "siyasetçiler yanlışlarını görseler bile bunu itiraf etmemeli" diye düşünüyor, bilmiyorum. 18 Nisan seçimlerinde CHP'nin baraj sorunu olduğu görünüyordu. Sayın Baykal'ın CHP niçin son dönemde hep oy kaybetti sorusuna cevap araması iyi olurdu. Aslında bunun, 1995 seçimlerinden sonra, partinin oyları yüzde 20,8'den 10,7'ye düştüğünde yapılması gerekiyordu. Yapılmadı.
       Şimdi biz yeni yönetim olarak bu sorunun cevaplarını araştırıyoruz. Bir iki ay içinde neticeleri açıklayacağız. Hiç kuşkusuz toplumsal, siyasal olaylar tek nedene bağlanamaz. Ancak, başarısızlığın en önemli nedenlerinden biri, ülke gündemindeki hayati konular hakkında dahi, partinin seçmene açık ve net mesajlar verememesi, tavır alamaması diye düşünüyorum. Komisyon kurup rapor yazdırmakla siyaset adamlarının tavır alması birbirinden farklı şeyler. Siyaset tavır almaktır. CHP bunu iyi yapamadı.
       * CHP'nin toparlanıp ülke siyasetinde rol alması için ne yapması lazım?
       CHP'nin iyi bir örgütü var. Şimdi bunu, en iyi parti örgütü haline getirmemiz lazım. Buna çalışıyoruz. Bugün bütün ülkeyi kucaklayan bir parti yok. Birinci parti DSP, 30 ilde yok. İkinci parti MHP, Güneydoğu'da yok. Üçüncü parti FP, Batı'da pek çok yerde yok. Güneydoğu'daki birinci parti, mecliste yok. Bu sağlıklı bir durum değil. CHP'yi bütün Türkiye'nin partisi yapmamız lazım.
       Ve Türkiye'yi değiştirmek için halktan yetki istemeliyiz. Ağır iç sorunlarla boğuşan, fakat olağanüstü imkanlara sahip bir ülkede, sınırların yeniden çizildiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Irak'ın, Yugoslavya'nın, Rusya'nın düştüğü gayya kuyusuna düşmememiz gerekiyor.
       Askerlerin doğrudan veya dolaylı müdahalesine yol vermeyen bir demokrasiye, insan haklarına dayalı bir açık topluma sahip olmamız gerekiyor. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde hem isyan duyguları uyandıran haksızlıkları ve adaletsizlikleri artık gidermemiz, hızlı bir büyümeyle yılda 1 trilyon dolarlık bir iktisadi hasılaya ulaşmamız gerekiyor. Türkiye'yi bu doğrultularda değiştirmeliyiz.
       * Parti içindeki derin sayılabilecek görüş ayrılıkları ile toparlanma mümkün olabilir mi?
       Evet, CHP içinde farklı görüşler var ve muhtemelen hep olacak. Çünkü CHP konuşan ve düşünen insanların yer aldığı, onların kollektif gücünden yararlanmayı isteyen sosyal demokrat bir parti. Hep öyle kalmalı. Zaten, sosyal demokrasi ile bağdaşmaz görüşlerin CHP içinde yaygın olduğu da söylenemez. Biz zor yolu seçtik. Hem parti disiplinini, hem parti içi demokrasiyi, hem de iş yapabilme yeteneğini bir arada başarmak kolay değil. Ama başarınca, kestirme ve kolay yolları seçenlerin hayal edemeyeceği sonuçlara ulaşabiliriz.

DSP'de acıklı sahneler yaşanabilir

     Rahşan Hanım vermiş gibi görünen demeçleri Sayın Ecevit yazar. MHP ile koalisyon, af, deprem gibi konulardaki son açıklamaların da böyle olduğundan emin olabilirsiniz.
       * "Ecevit değişti, eskiden solcuydu şimdi sağcı oldu" diye eleştiriler var. Gerçekten değişti mi?
       O tür eleştirilere katılmıyorum. İktisadi işletmelerin sahibi devlet olsun demekle sosyal demokrat olunmaz. Mal ve hizmet üreten şirketler devletin olsun, bankalar devletin olsun demek sosyal demokrasi değildir. Ecevit'e belki en çok puan kazandıran şey, ülke ve dünya gerçeklerinden kopuk, küçük ama ses çıkaran bir kesimden gelen o tür eleştirileri kös dinlemiş olması.
       Ecevit'in sorunu "sağa kayması" değil. 15 - 16 yıl uğraştıktan sonra arkasında hiç bir ciddi kurumsal güç bulunmaması, destek alabileceği hiç bir kurumsal yapıya sahip olmaması. Tek başına olması...
       * Ecevit 1980 öncesinde CHP içindeki hiziplerden sürekli şikayet etti. O yüzden böyle bir yol izlediği söyleniyor...
       1970'lerde yaşadıkları nedeniyle Ecevit'in CHP'ye yönelttiği eleştirilerde haklılık payı vardı. Ama bu eleştirilerin gereğini yerine getiren bir siyasi hareket, bir parti oluşturamadı. Mümkündü. Yapamadı. Teşkilatlanmayı ve kurumsal bir yapı oluşturmayı reddetti. Kolay yolu seçti. Büyük, tarihi bir fırsatı kaçırdı. Çünkü öyle bir siyasi parti, köklü dönüşümler sağlayabilir, ülkenin önünü açabilirdi. Geniş bir coğrafyada etkileri duyulacak kalıcı ve derin başarılara öncülük edebilirdi.
       Ecevit şimdi iktidara geldi, Başbakan oldu. Daha ne olsun ki, diyenler de bulunabilir. Tabii onlar da haklı... Ancak, Genel Başkan'ın karısının Genel Başkan Yardımcısı olduğu; örgütlenmeyi yalnızca parti içi iktidarı kimseye kaptırmamanın bir aracı gören; parti yöneticilerinin ve milletvekillerinin parti merkezine giremediği bir yapıyı ben, kimse kusura bakmasın, bir sosyal demokrat parti olarak ciddiye alamıyorum.
       * CHP ile DSP'nin bir gün birleşme ihtimali yok mu? İkisi tamamen farklı partiler mi?
       DSP, Ecevit ailesinin özel mülkü. Mesela Rahşan Hanım isterse partinin kapısını kilitleyip ahantarını cebine koyar, gider. Kimse gık diyemez. CHP ise bir kurum. Sahibi bütün CHP'liler. Aradaki en önemli fark bu. CHP ile DSP bir gün birleşir mi? Bilmek zor. Ama şu kesin: CHP ülkenin tek sosyal demokrat partisi ve öyle kalacak.
       * Peki Bülent Ecevit, herhangi bir nedenle genel başkanlıktan ayrılırsa, Rahşan Hanım tekrar genel başkanlığı üstelenir mi?
       Ne olacağı belli değil. Ama sağlıksız yapısı nedeniyle DSP, eninde sonunda acıklı gelişmelere sahne olabilir. Sayın Rahşan Ecevit nasıl genel başkanlık yapacak. Kendisinin de bunu isteyeceğini sanmam. Yıllardır televizyonlarda Türkiye'nin herhangi bir konusu hakkında tek bir canlı yayında konuştuğunu gördünüz mü? Rahşan Hanım vermiş gibi görünen demeçleri Sayın Ecevit yazar. MHP ile koalisyon, af, deprem gibi konulardaki son açıklamaların da böyle olduğundan emin olabilirsiniz.


Cem Yılmaz’dan 'Karakomik Filmler' eleştirilerine yanıtKomedyen Cem Yılmaz, 'Karakomik Filmler' serisinin ilk filmleri '2 Arad' ve 'Kaçamak'ın Eskişehir’deki gösteriminde sevenleriyle bir araya gelirken, sosyal medyadan yapılan eleştirilere yanıt verdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber