Doğrusu bekledik ama düzeltme gelmedi... Biz en azından Başbakan danışmanlarından birinden “düzeltme” bekliyorduk.
Düzeltilecek olan neydi?
* * *
Başbakan “İçkiyi yasaklayacaklar!” diyenlere cevap vermişti:
“Çatlayıncaya kadar, tıksırıncaya kadar içiyorlar, karışan oldu mu?”
Peki, yanlış neredeydi?
“Tıksırıncaya kadar içiyorlar” denmesindeydi.
* * *
Tevfik Fikret, “Han-ı Yağma” şiirinde “Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin” diyordu.
Yani bu şiir içki içenleri değil, milleti, devleti soyanları hedef alıyordu.
İktidara gelen İttihat Terakki Partisi’nin karıştığı yolsuzluklar üzerine Tevfik Fikret bu şiiri yazmıştı.
Yoksa tıksırıncaya kadar içenler için değil!
Zaten öyle olsaydı, “yiyin” demez “için!” derdi.
* * *
Neyse, fırsat bu fırsat, Tevfik Fikret’in bu şiirde kimler için neler söylediğini bilmek istemez misiniz?
Kim bilir, nasıl yiyorlarmış ki Tevfik Fikret “Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!” demiş...
Dinleyin, “Yağma Sofrası”nı:
“Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bütün bu nazlı beylerin, ne varsa ortalıkta say:
Haseb, neseb, şeref, şataf, oyun, düğün, konak, saray
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay
Yiyin efendiler, yiyin; bu han-ı iştiha sizin;
Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak:
Yarın bakarsınız söner, bugün çıtırdayan ocak;
Bugünkü mideler kavi bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
Yiyin efendiler, yiyin; bu han-ı pür-neva sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!..”
* * *
Tevfik Fikret, bu şiiri 1900’lü yılların başında yazmış...
Demek o tarihlerde, bu topraklarda böyle şeyler oluyormuş.
Şimdi mi?
Tövbe!
Öyle bir devirmiş ki:
Tevfik Fikret’in “Bir devr-i şe’amet, yine çiğnendi yeminler
Çiğnendi yazık milletin ümmid-i bülendi” dediği devir.
Artık o devir geride kaldı...

Yerkesik'te yeni açılan sitelerin ulaşım sorunu üzerine.