Cumartesi

01.10.2016 - 02:30

Tim Burton kendini tekrarlıyor

Bir süredir kariyeri yokuş aşağı giden Tim Burton’ın yeni filmi “Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları” da beklenen istisna olmaktan uzak

Sitene Ekle

Bir süredir kendi stilinin karikatürü filmlere imza atan ve en sadık hayran kitlesini bile zorlayan Tim Burton, yeni filmi “Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları / Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children”da Ransom Riggs’in aynı adlı fantastik romanını uyarlıyor. Bu romanda kendi ilgilendiği temalara cuk oturan bir temel bulan Burton, içinde olduğu ve kendi kendisini tekrarladığı kısır döngünden bu sefer de çıkamıyor.

Sadece dedesi Abraham’la yakın bir ilişkisi olan Jake, onu kaybedince Galler’de dedesinin büyüdüğü yetimhaneye gider. Dedesi bu yetimhanenin müdiresi Peregrine ve baktığı tuhaf çocuklar hakkında birçok hikaye paylaşmış, ancak bu hikayelere ailede Jake dışında kimse inanmamıştır. Jake, Galler’e gittiğinde hem bu hikayelerin doğru olduğunu hem de bu yeni ve gizemli dünyayı keşfedecektir. Dedesinin bahsettiği kişilerle tanışma fırsatı da yakalayacaktır.

Başı ümit vaat ediyor

Tim Burton gerçek dünya ve anlatılan kurgu arasında gidip gelen ilk bölümde bir kez daha rasyonellik ve hayal gücü arasındaki ikilemi kuruyor. Bu ilk bölüm, “Büyük Balık” ve “Makas Eller” gibi başarılı filmlerinin atmosferini hatırlatıyor ve ümit vaat ediyor. Ama hikaye tuhaf çocukların dünyasına girdikçe Burton, bir kez daha bu dünyanın görselliği içinde kontrolü kaybediyor ve son filmlerinde hatırladığımız kendi kendisinin karikatürü olma durumu beliriyor.

Tuhaf çocuklar dünyasının kendi içinde kurduğu mantığı da açıklamakla çok zaman kaybeden filmde, Burton filmlerinden tanıdık, yabancılaştırıcı ve duygusal bir bağ kurulamayan bölümler birbiri ardına sıralanıyor.

“Bayan PeregrIne’in Tuhaf Çocukları / Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children”

Yön.: Tim Burton Oyn.: Eva Green (Alma LeFay Perigrine), Asa Butterfield (Jake), Samuel L. Jackson (Barron), Judi Dench (Avocet), Ella Purnell (Emma Bloom), Terence Stamp (Abraham Portman) Sen.: Jane Goldman Gör.: Bruno Delbonnel Müz.: Michael Higham, Matthew Margeson

Akın’dan dinamik büyüme öyküsü



“ELVEDA Berlin / Tschick”, Fatih Akın’ın kariyerinde ilk kez senaryosuna, yapımcılığına ve sanatsal kararlarına müdahale etmediği, sadece yönetmen olarak dahil olduğu bir proje. Wolfgang Herrndorf’ın aynı adlı, çok sevilen ve edebi olarak da değerli bulunan romanının uyarlaması, bir büyüme öyküsünü yol filmi kalıplarıyla anlatıyor. Okula uyum sağlayamamış Maik (Tristan Göbel), Rus göçmeni yeni öğrenci Tschick’le (Anand Batbileg) yaz tatilinde çalıntı bir arabayla bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk ikisinin de büyüme sancılarına iyi gelecektir. Akın elindeki sağlam malzemeyi, oyunu kurallarına göre oynayan iki çocuk oyuncunun sempatik performanslarından beslenen bir filme dönüştürüyor. Film dinamik, eğlenceli ve izleyici dostu bir büyüme öyküsü sunuyor. 

Haftanın diğerleri

- Gösterime giren iki yerli filmden biri Sermiyan Midyat’ın yönetip başrolünde yer aldığı komedi “Bir Baba Hindu”. Diğer rollerde Nicole Faria, Şafak Sezer ve Burak Satıbol’un bulunduğu film, âşık olduğu Hint bir kadının peşinden Mumbai’ye giden bir adam hakkında. Diğer yerli film Kemal Özdemir’in yönettiği korku türündeki “Lanet: Uyanış”. Oyuncu kadrosunda İnanç Akbulut ve  Tuğba Dikmen’in olduğu film, bir grup üniversite öğrencisinin kendilerini bir kabusun içinde bulmasını konu alıyor.

- Televizyon ağırlıklı bir kariyere sahip Britanyalı yönetmen Colm McCarthy, M.R. Carey’nin aynı adlı romanından uyarladığı “Tüm Sırların Sahibi Kız / The Girl with All the Gifts”de kıyamet sonrasında geçen bir distopya tasvir ediyor. Film çoğunluğun zombilere dönüştüğü bir dünyada, bir öğretmen, Melanie adlı özel bir öğrenci ve bir askerin hayatta kalma macerasına odaklanıyor. Başrollerinde Gemma Arterton, Paddy Considine ve Sennia Nanua var.

- “Krallık”ın (2007) aralarında olduğu büyük bütçeli filmlerle tanınan Peter Berg’in yönettiği felaket filmi “Deepwater Horizon: Büyük Felaket”, gerçek bir olaya odaklanıyor. Mark Wahlberg’in başrolünde olduğu film, 2010’da Meksika’da bir petrol platformunun patlamasından yola çıkıyor.

- Ünlü Brezilyalı futbolcu Pele’nin biyografisi “Pele: Bir Efsanenin Doğuşu / Pele: Birth of a Legend”, Jeff Zimbalist ve Michael Zimbalist’in imzasını taşıyor. Filmde Pele’yi Kevin de Paula canlandırıyor. 

Kaplanoğlu'nun Yusuf üçlemesinin üçüncü ve son filmi hangisidir?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.