08.10.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 08.10.2017-2:30 A-A+

TÜM VÜCUDU TUTAN ROMATİZMA



Ankilozan spondilit, omurgada hareket kısıtlılığına yol açan iltihaplı bir romatizma rahatsızlığıdır. Yaklaşık her 100 kişiden birinde görülür. Hastalığa bağlı olarak omurgaya esneklik sağlayan bağların ardışık kemikleşmesiyle, omurga alçıya alınmış gibi sabitlenir. Bu da kişide bel ve boyun hareketlerinde kısıtlanmaya, öne doğru kamburluğa neden olur. Daha ileri evrelerde, boyun hareketlerindeki ciddi kısıtlanmayla, baş hareket edemez, görüş alanı daralır ve kişi ancak tüm vücudunu çevirerek başına yön verebilir. Gerektiği gibi tedavi edilmezse, ileri dönemlerde omurga deformiteleri ve kamburluk ortaya çıkar.

Belirti ve bulgular, 20’li yaşlarda başlar. Kadınlarda bazen 30’lara kadar gecikebilir. Çocukluk çağında da ortaya çıkabilir. Omurga dışında hastalığa bağlı, göz ve bağırsaklar gibi vücudun diğer bölümlerinde de iltihap gelişebilir.

Belirtiler kötüleşiyor

İlk işaretler; özellikle Sabahları yataktan kalktıktan sonra veya uzun süreli hareketsizlik sonrasında belin aşağısında ve kalçada gelişen Ağrı ve tutukluk hissidir. Bunlar o kadar yavaş ve sinsi gelişir ki, başlangıçta pek fark edilmez veya önemsenmez. Hastalık bazen alevli bazen de sakin seyreder. Zamanla belirtiler kötüleşebilir, artabilir veya düzensiz aralıklarla seyredebilir. Hastada ayrıca bazen sağ bazen de sol kalçada gelişen kalça ve topuk ağrısı, derin nefes aldığında göğüs kafesinde ağrı ve kaburga üzerinde hassasiyet, gözde ağrı ve kızarıklık, uzun süreli karın ağrısı, kronik ishal, kilo kaybı gibi yakınmalar olabilir.

Üç aydan uzun süren, istirahatteyken gelişen bel ve kalça ağrınız/tutukluğunuz varsa,

Hareketle ağrılarınız azalıyor veya geçiyorsa,

40 yaşından gençseniz,

İlaç aldığınızda ağrı azalıyor veya kayboluyorsa,

Boyun-bel hareketlerinde ve her nefes alıp verdiğinizde göğüs kafesinizde ağrı ve tutukluk varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurun.

Ankilozan spondilite neyin sebep olduğu bilinmiyor ancak HLA-B27 genini taşıyanların, hastalığa yakalanma riski daha fazla.  Türkiye’deki ankilozan spondilitli hastaların yüzde 80’i bu geni taşırken, Orta-Kuzey Avrupa’dakilerin yüzde 95-99’unda aynı gen var. Bu nedenle aile öyküsü çok önemli.

Eğer birinci derece akrabanızda ankilozan spondilit varsa, bu hastalığın sizde görülme oranı, yüzde 20’dir. Hatta ikinci derece akrabanızda bulunması bile, risk faktörü oluşturur. Ankilozan spondilit, erkekleri kadınlardan iki kat daha fazla etkiler. Kadınlarda hastalık yavaş seyreder. Çoğunlukla romatoloji uzmanına gitmeyen bu hastalar; bel fıtığı veya  fibromiyalji gibi yanlış tanı alırlar.

Tanısı nasıl konuyor?

Bel-boyun ağrısı ve diğer yakınmalarınız, aile öykünüz sorgulanır. Sistemik muayeneye (sadece eklemleriniz değil tüm organ ve sistemlerin değerlendirildiği ayrıntılı muayene) ek olarak boyun ve bel hareket açıklığınız, derin nefes alıp verdiğinizde göğüs çapınızdaki değişim ölçülür. Kalçanızda veya vücudunuzda belli noktalara basarak, bacağınızı hareket ettirerek ağrı olup olmadığı sorulur.

Filmlerle ankilozan spondilitin etkilediği eklem ve kemiklerin görüntüleri alınabilir. Ancak rken dönemde hastalığa özgü görüntüler olmaz.

MRI, görüntülemede tomografiden daha hassas olduğu için tercih edilir. Üç aydan uzun süreli bel ağrısı olan bir hastaya erken tanı koymaya yardımcı olur. Ankilozan spondiliti gösterecek özel bir laboratuvar testi yok. Bazı kan testleri, vücutta iltihabı ortaya çıkarabilir. HLA-B27 genine bakılabilir.

Tedavinin amacı, ağrı ve tutukluğu gidermek, omurgadaki sakatlık ve komplikasyonları önlemek veya geciktirmektir. Kalıcı hasar gelişmeden, erken dönemde verilen tedavi, çok başarılıdır.

Egzersiz bu hastaların olmazsa olmazıdır. Eklem hareket açıklığı ve germe egzersizleri, hastanın duruşla esnekliğinin korunması için önemlidir. Bunlar boyun, sırt ve bel için germe; göğüs kafesinin esnekliğini korumak için solunum egzersizleridir. Bir fizyoterapist eşliğinde öğreneceğiniz bu teknikler, hayatınızın bir parçası olup, her sabah ve gün içinde tekrarlanmalıdır.  

Kötü sonuçları olabilir 

Ankilozan spondilit her hastada aynı seyretmez. Belirtilerin şiddeti ve hasar/sakatlık gelişimi de kişiden kişiye değişir.

Omurganın esnekliğini kaybetmesiyle başa ve vücuda yön vermede zorluk, boyunda ve belde düzleşme, sırtta kamburluk ortaya çıkar.

Çökme kırıkları: Omurgalarda hem iltihabın hem de hareketlerin kısıtlanmasıyla; kemik erimesine bağlı olarak omurgada çökme kırığı meydana gelir. Kamburluk gelişebilir, şiddetli ağrı ve fonksiyon kaybı olabilir.

Akciğer tutulumu: Kaburgaların göğüs kafesine önde ve arkada tutunmalarını sağlayan bağların iltihabına bağlı olarak göğüs kafesi yeterince solunumla esneyemez. Akciğerlere her nefes almada yeterince havanın girmesi ve çıkması zorlaşır. Nadiren akciğerin her iki üst lobunu tutan iltihap gelişebilir.

Böbrek tutulumu: Nadir olmakla birlikte, protein atılımının arttığı   amiloidoz denen bir hastalığa veyetmezliğe yol açabilir.

Cilt: Sedef benzeri deri döküntüleri görülebilir.

Bağırsaklar: Zamanla iltihaplı bağırsak hastalığı gelişebilir.

Kalp problemleri: Nadir gelişmekle birlikte, kalpten çıkış noktasında aortta genişlemeyle, aort kapağında yetmezlik ve buna bağlı kalp yetmezliği ortaya çıkabilir.

 

Bilgi Yarışması"Bir elinde cımbız, bir elinde ayna/ Umurunda mı dünya" diyen şairimiz kimdir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.