Rodrigo jeans annelerin etekliklerine karşı!

Rodrigo jeans annelerin etekliklerine karşı!


ART NİYET / AYŞEGÜL SÖNMEZ


       Şimdi ben Güneydoğu Anadolu’da koca bir haftasonu geçirdim. Orada zehirlendim. Güzelim Nemrut Dağı’nın bir kısım taşına kustum. Güneydoğu Anadolu’da bir an Gaziantep’teydim. Bir an ise Besni’de Öğretmenevinde. Öğretmenevinde su yok, kola var, Pepsi. Bir de bira, Efes Pilsen. Su ama yok. Su musluktan içiliyor. Bir de öğretmenevi garsonları sizi şöyle azarlıyor:
       “Burası İstanbul mu su olsun. Biz musluktan su içeriz."
       Yani doğa olayı. Ne dedik? İşte bir Besni’deydim ki burası Adıyaman’ın bir ilçesi, bir efendim Kahta. Bir an Gaziantep’te olur gibi oldum. Ama maalesef tam olamadım. Çünkü sürekli minibüslerle oradan oraya sürükleniyordum. Geziydi bunun adı. Gezmekti de, ben, midem bulanır, karnım ağrır ve yüzümü bir siyah poşet içinde terörist gibi saklarken bunun adı gezmek falan değil; işkencenin ta kendisiydi. Gaziantep’te de bir Beğendik hipermarketler zinciridir gidiyordu. Zaten ben size bir şey söyleyim mi? İstanbul’da zaten kalmadı da... Oralarda da bakkal kalmamış. Bu böyle biline. Yani benim ananemin Şaban Bakkalı tarih olmuş. Birinci İnönü gibi bir şey. Bakkal out market in. İstanbul’da böyle, Güneydoğu’nun çoğu yerinde bu böyle.
       Beğendik marketlerini, Real’ler takip ediyor. Nerede hipermarket orada insan topluluğu. Nerede insan topluluğu orada hipermarket. Zaten benim bir arkadaşım sosyolog. Şu konuyu araştırıyor, hipermarketler ve varoşlar ilişkisini. Gerçekten aradaki korelasyon ciddi bir gerçeğin altını çiziyor.
       Haşmet Babaoğlu ki... Altını çize çize bir hal oluyor kendisi. Futbol yorumları yaparken sürekli bu fiili kullanıyor. Daima hakemin tavrının, futbolcunun çabasının “altını çiziyor". Haşmet Babaoğlu, bu futbol yorumcularının en yüksek dile hakim olanı ya. En entelektüeli. Adam yalnız sosyolog. Tabii ki yüksek dile hakim olacak.
       Nerede kaldık?
       Antep’teki Beğendik hipermarketlerde. Yani bakkal olayı olmaması beni bir üzüyor ki... En nostaljik yazarım ya ben. Neyse küreselleşme işte böyle bir şey. Boşuna karşıtı yok yani. Tarımın göbeğinde hayvancılığın doruğunda bir yerde ürettiğini küçük küçük satabilirsin yok. Ürettiğini senden en ucuza nasıl alırız ve tek bir yerde satarız var. Hipermarketlerde yok yok. Üretenle tüketenin bu yüzden hiç alakası yok.
       Neyse...
       Sonra düğüne gittim ben Sofrazlar köyünün düğününe. Şimdi sürekli oynuyoruz, Hep beraber. Halay gibi bir şey yaptığımız. O kadar bilemem. Çok da zevkli. Herkes harika. Şunu gözlüyorum. Levis henüz girmemiş pazara ama... Bu köyde Rodrigo jeans annelerin etekliklerine karşı. Annelerin renkli eteklikleriyle, kızlarının Rodrigo jeanleri savaşıyor. Ciddi bir savaş ortamı.
       Fatma Teyze, Fatmagül’ün annesi. Fatmagül, çekmiş Rodrigo jeanini altına, oynuyoruz hep beraber. Annesi kızıyor. “Eskiden ayıptı pantolon kızlar giymezdi. Bak nasıl giyiyor. Bundan alıcam diye de tutturdu. Babası kızıyor ama hiç takmıyor bizimkisi... İlle de kotmuş bu neymiş ondan istiyor". Fatmagül, kot herşeye bayılıyor. Bota mota, topukluya, parıltıya payete de... Her şeye. Adıyaman’da Roman mağazası ürünleri satan bir yer var. Orada teyzesi oturuyor. Ondan istiyor bazen “buluz muluz". Düğün için yoksa, güzel şeyleri hep saklıyor. Düğün yoksa o kadar dikkat etmiyor.
       Bu düğün en eğlencelisi gezinin zaten. Grup Hazal orkestrası, gelin damata mutluluk diliyor. Bu da orkestranın baterisinin davulunda, kırmızı bir yazıyla yazıyor. Baterist zaten solo atmaya bayılıyor. Fotoğraf çektirmeye de. Ben çektikçe o güm güm vuruyor. İşi halaya tempo vermek.
       Devamı var bu gezinin de. Yer yok. Devamı yarın olsun. Belki de gerçekten olur. Hayatta her an her şey olur. Besni Eğitim Vakfı’na buradan selam eder. Belediyesi’nin Başkanı’nın eşi sevgili Fatma Hanım Teyzeme çay için bir başka sefere, kesin söz vermeyi bir borç bilirim.

     Yazara e-mail


6 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber