Yazarlar
01.09.2014 - 02:30

Yarı başkanlık sistemi

Sitene Ekle
asli.aydintasbas@milliyet.com.tr  |  Aslı Aydıntaşbaş asli.aydintasbas@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Geçen haftadan bu yana memlekette büyük bir yenilik yok. Evet, yeni bir başbakanımız var; yeni bir cumhurbaş-kanımız var; Cuma itibariyle yeni bir kabine dahi var.
Ancak, Türkiye’nin yönetim şekli, geçen hafta ve geçen ay ve geçen yıl da olduğu gibi, büyük ölçüde Erdoğan-odaklı olacak. Kuşkusuz Ahmet Davutoğlu bir ”emanetçi” değil; üslup ve dinamizm açısından kabineye kendi tarz getireceğine, kırılıp dökülen ilişkileri bir ölçüde restore edeceğine kuşkum yok.
Ancak sistemin başı, yine Tayyip Erdoğan. Seçim öncesinde her röportajda cumhurbaşkanının ”icraatın başı” olduğunu söyleyen Erdoğan, yeni kabinenin açıklandığı gün de 3 kilit bakanı Çankaya’da kabul etti. Zaten kabinede eski özel kalemi, eski danışmanları, eski yol arkadaşları var. Erdoğan boşluk bırakan, yetki paylaşmayı seven bir lider değil. Belli ki ekonomi, çözüm süreci, savunma, yatırımlar gibi konularda dünkü ağırlığı neyse yarın da öyle olacak.
Buraya kadar kimsenin bilmediği bir şey söylemedim.
Şu da net: Ağustos 2014 itibariyle Türkiye’de sadece devlet başkanı değil sistem de değişti. Anayasa değişmemiş olsa da, artık klasik anlamda parlamenter sistemle yönetilmiyoruz.
Peki, neyle yönetiliyoruz? İlle de bir tanım getirmek gerekirse, 2014 yılı Eylül ayı itibariyle Fransa benzeri ”yarı-başkanlık” sistemine geçtik. An itibariyle yarı-başkanlık sistemiyle yönetiliyoruz.

Kadınsız kabine
Ankara’da 4 yıl gazetecilik yaptım, zamanımın çoğu sadece erkeklerin, hatta sadece bıyıklı orta yaş erkeklerin olduğu ortamlarda geçti.
Ve de genelde çay içerek.
Ankara zaten erkek egemen bir kentti; gittikçe daha da öyle oldu. Devlet dediğimiz organizasyon, sabah-öğle-akşam bıkıp usanmadan törenlerde, açılışlarda, hipodromlarda, MGK’larda bir araya gelen erkeklerden oluşuyor. Genelde orta yaşlı, ekseriya bıyıklı ve her daim takım elbiseli.
Bu durumun ne kadar tuhaf olduğunu, Ankara’dan İstanbul’a taşındığımda fark ettim. Toplantılarda, sokakta, lokantalarda, iş yerlerinde ne kadar çok kadın vardı!
Bu hafta kabine kurulduğunda, gözlerim, kadından sorumlu bakan dışında ikinci bir kadın bakan aradı. Tabii ki hayal kırıklığına uğradım. 26 kişi arasında tek bir kadın var. Kabinede Doğu-Batı, yaşlı-genç, ”dengeler” gözetilmiş, ancak kimse cinsiyet dengesini kale almamış!
Allah aşkına gümrük bakanı, spor bakanı, AB Bakanı, kültür bakanı olmak için, çok özel, testosteron fışkıran bir beyin yapısı mı gerektiriyor da kadınlar hiç düşünülmüyor? Ak Parti grubunda bu muhteşem 25 erkeğin bir bölümünün işini üstlenebilecek 5-10 kadın yok mu? İspanya, Fransa gibi ülkelerde kabinenin yarısı, hadi bilemedin üçte biri kadın. Beyaz Saray’da ABD başkanının en kıdemli danışmanları kadın. Türk kadınlarının neyi eksik?
Neyse bunların hesabını, ben değil Ak Partili kadınların soruması lazım. Umarım sorarlar. Çünkü bilesiniz ki bu arkaik tablo, tek başına Türkiye’nin demokrasi ligindeki yerini anlatmaya yetiyor da artıyor bile...


Yazarlarda Ara
Bul
Osmanlı Devleti'nin kuruluş tarihi hangisidir?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.