Nerede o günler?

‘Yaşadıklarımın üstünden o kadar zaman geçti ki, yazdıklarımın ne kadar gerçek ne kadar düşsel bilemez oldum. Gerçeklerden düşler yaptım; Düşlerimi gerçek sanmaya başladım” bir alıntı. Rüya gibi bir yıldı. Şölen gibi. Coşkulu, sevinçli başladı ve bitti. Sabah Gazetesi’nin Ege eki, ‘Egeli Sabah’ ismiyle 1999 yılında yayın yaşamına girdi ve aynı yılın sonunda kapatıldı. Ne oldu da öyle aceleyle yangından mal kaçırır gibi bitirildi. Kötü, başarısız bir ek miydi? Hayır. Bence bugüne kadar günümüzde dahil çıkarılan eklerin en iyisiydi. Sayfalarıyla, haberleriyle, yorumları ve satışıyla Yayın Yönetmeni Hamdi Türkmen’di. Birileri patron Dinç Bilgin’i doldurdu o da kapattı. Sayfadaki fotoğraf Egeli Sabah Spor Servisi’nin bir bölümü. Geçtiğimiz cumartesi İzmir Spor Yazarları Derneği’nin geleneksel Çeşme balosunda bir araya geldi orada çekildi. Günümüzde artık böylesine güçlü bir birliktelik artık hayal. Ege Spor Medyası’nın hiçbir döneminde bu sayıda bu değerde birlik oluşmadı, oluşturulamadı. Önümüzdeki koltuklarda Türk sporunu Ege’nin iki usta emektar gazetecisi solda Avni Erboy, yanında Tayyar Özdemir. Ayaktakiler sol başta Hasan Ercazip, 20’li yaşlarında ilk gazeteciliğe adımını attığı yerdir Egeli Sabah. Yanında Suavi Yardımoğlu. Egeli Sabah’ın Spor Müdür Yardımcısı. O dönemde varolan televizyonların en istikrarlı tanıdık yüzü. Metin Gökalp ve ben ekibin iki futbolcusu eskisi, yorumcusu. (Metin Gökalp, gazetecilik mezunudur. Iskalamayalım.) İkimizin arasında Gökhan Özyurtlu. onunda ilk durağı 20’li yaşlarında Egeli Sabah. Sol omuz başımda Çağatay Çağlar. Onun için neler demeliyim, bulamadım. Sağ yanımda Nuri İmre Spor Müdürümüz. Günümüzde Hürriyet Spor Müdürü. Nuri’nin yanındaki Mustafa Çabuk, Egeli Sabah’ın kurucularından. Ve de nihayet Barış Yengiloğlu. Bu ekibin hala en yakışıklısı benim diyecek kadar alçak gönüllü! Her defasında anımsatıyorum, ben gazeteci değilim, futbol yorumcusuyum. Yorumculuğa da başlamamı olası kılan Tayyar Özdemir’dir. Yaklaşık 16 yıl oynadığım futbolu yazıya dökmeyi, Cumhuriyet Gazetesi’nde öğrendim. Yorumculuğum, oyunculuğumu ikiye katladı. İyi ki de öyle oldu. Hayatın içinde kalma olanağını buldum. Çoğaldım, yaşam sevincim büyüdü.

Yeni yılla birlikte 35 yıl. Egeli Sabah, 1999 sadece 1 yıl. Neden bu denli önemli? Hamdi Türkmen, çalışma arkadaşlarının özgürlük alanını açan, genişleten, gelişmeleri önemseyen bir yöneticiydi. Kalabalık, coşkulu, rekabetçi, gürültücü bir spor servisinin genç Nuri İmre ile yol arkadaşı Suavi Yardımoğlu harika bir ustalıkla yönettiler. Spor sayfalarını nefis fotoğraflar, yansız içerikli yorumlar ile spor haberleri tüm Ege kulüplerini önemseyen bir tavır vardı. Kıskançlıkda vardı. Birimiz ötekinin köşesini okuyarak onu öykünerek daha iyi yazma isteğini yakaladı. Hasan Ercazip, Gökhan Özyurtlu, Oğuz Yörük, Barış Yengiloğlu gibi okullu gençler o yüksek temponun itici gücüyle çok yıllık deneyim kazandılar. Hepimiz hareket halindeydik. İzmir takımlarının deplasman maçlarına katıldık. İstanbul’da-Bursa’da-Adana’da, Aydın, Nazilli, Denizli’de maçlarını izledik. Maç yazıları, yorumlar, fotoğraflar gönderdik. Kulüp başkanlarıyla, teknik adamlarla, sporcularla söyleşi yaptık. Dolu dolu, rengarenk, içerik yüklü spor sayfaları üretti Nuri İmre ile arkadaşları. Bir gecede bitirdiler bu güzelliği.

Kaldığın yerden devam etmek diye birşey yoktur. Ya bıraktığın orada değildir, yada bıraktığın gibi değildir. İzmir’de futbol çöktü diye yakınıyoruz yıllardır. Peki çöken salt futbol muydu? İzmir’de televizyon yok sevgili arkadaşlar. Ve de kimseden de tık yok! Ölü toprağı dökülmüş gibi üstümüze. Neyse yılın bu son günlerinde fazla uzatmayalım, canınızı da sıkmayalım. Bir dörtlükle bitirelim yazıyı.
‘Bir bıçak saplı durur gögsümde,
Hangi su tasına uzansan boş;
Hangi pencereye koşarsan koş
Aynı siyah güneş gökyüzünde
(A. Muhip Granas)

Sınırların olumsuz gücü

Üçüncü hikaye
Bir deniz akvaryumunda vahşi bir ‘Baracuda’ balığı birden Uskumrulara saldırmaya çalışır ama aradaki bölme buna engel olur. Burnunu defalarca çarptıktan sonra denemekten vazgeçer. Sonra, aradaki bölme kaldırılır ama ‘Baracuda’ yanlızca bölmenin önceden durduğu yere kadar yüzer ve durur. Bölmenin hala orada olduğunu düşünür. Birçok insanda böyledir. Hayali bir engele ulaşana kadar ilerler. Ama sonra kendi dayattıkları sınırlayıcı bir tutum yüzünden dururlar. Korku, kimi zaman topuklarımıza kanat takar, kimi zaman da ayaklarımızı yere çiviler.

Ders çıkarılacak sözler

- Kulüpler, rakipleri olmadan bir şey yapamayacaklarını bilirler. Yani bir çok iş alanının aksine bir rakibin yok olması futbolda kutlama sebebi değildir.
(Spor yazarı-Simon Kuper)
- İnsan neden, güç ve mevki sahibi olduğunda erdemlerini unutur. (Yazar Zeynep Oral)
- Her ne zaman özgürlük ve adalet arasında bir ayrım yapılsa her ikisinin de güvende olmadığını düşünürüm. (Edmund Burke-İrlandalı devlet adamı filozof)
- Ben her pazar kiliseye giderim ama laboratuvarda üzerime beyaz önlüğü giydiğimde tanrı dahil kimseyi tanımam. (Cloude Bernard-Bilim İnsanı)
- Bir insanı tanımak istiyorsanız onu büyük bir mevkiye getirin.
(Jean de La Bruyere)
- Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip oluncaya kadar zengin değilsin. (Anonim)

Ömer Hayyam Bir Rubayi

Ey kara cübbeli! Senin gündüzün gece
taş atma dünyayı bilmek isteyenlere
Onlar yaradanın sanatı peşindeler.
Senin aklın, fikrin abdest bozan şeylerde.

- Uyan! Uyumak için önümüzde
sonsuzIuk var.
- Yarım somunun var mı? Bir ufak da evin? KimseIerin kuIu köIesi değiI misin? Kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya?
Keyfine bak: en hoş dünyası oIan sensin..