Çıkan kısmın özeti...

Ankara’da olup bitenlerin ayrıntısını bilmiyoruz. En iyisi, tarihe bakıp gidişatın yönünü kestirmeye çalışmak...
Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim:
“Askeri tesise girersin, giremezsin” tartışmasının gerisinde, 90 yıllık bir iktidar savaşı var.
* * *
Cuma günü Genelkurmay Başkanlığı’nda İsmet İnönü için bir anma toplantısı vardı.
Konuklara bir kitapçık dağıtıldı.
Kitapçıkta İnönü’yü tanıtan satırlar şöyle başlıyordu:
“TBMM ordularının ilk Genelkurmay Başkanı...”
İfade hemen hassas gözlerin dikkatini çekti:
“Meclis’in orduları...”
Öyleydi gerçekten de...
Meclis, düzenli ordudan önce kurulmuştu.
Kurulan ordu, savaşı yöneten Meclis’in ordusuydu.
Başkumandanı da Meclis Başkanı’ydı.
* * *
Dahası var:
Toplantının sonunda bir konuşma yapan Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, İsmet Paşa’nın ölümünden 2 ay önce yaptığı son konuşmadan bazı satırlar okudu. İnönü’nün kendi hayatından satırbaşları verdiği konuşmanın ilginç bölümü şuydu:
“Meclis toplandıktan sonra beni Genelkurmay Başkanı seçtiler. Genelkurmay Başkanı olarak hükümete girdim.”
İşte unutulan bir gerçek daha...
Genelkurmay Başkanı ya da o zamanki tabirle “Erkânı Harbiye-i Umumiye Vekili” 1920’den, 1934’e kadar, yani kurtuluş ve kuruluş dönemlerinde Hükümet’in bir bakanı gibi Bakanlar Kurulu toplantılarına katılırdı.
* * *
Geldik bir başka ilginç fasıla:
Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra (1924’te) Mustafa Kemal Paşa, iki kurumu “müstakil” (bağımsız) hale getirmeye karar verdi.
Aynı yasayla bağımsızlık kazanan bu iki kurum, Genelkurmay Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı idi.
Genelkurmay böylece Meclis ve Hükümet denetimi dışına alındı.
Sonraki Türkiye tarihi, ordunun kime bağlı olacağına dair bir bilek güreşinin tarihidir.
* * *
Genelkurmay, savaş koşullarında (1944’te) Başbakan’a bağlandı.
Çok partili demokrasiyle birlikte (1949’dan itibaren) mevzi kaybetti. Örnek alınan demokratik rejimlerde olduğu gibi Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı bir kuruma dönüştürüldü.
Ancak ne Meclis eski Meclis’ti, ne Hükümet eski hükümet...
Askerlerin, “kendi dertlerinden anlamayan bakan”a ve “Bakan önünde düğme ilikleyen Genelkurmay Başkanı”na tepkisi, 1961 Anayasası’na yansıdı.
Genelkurmay, bakanlarüstü bir anayasal pozisyon kazandı ve bu pozisyon, bugüne dek değişmeden kaldı.
* * *
Son gelişmeler birçok başka hesaplaşmanın yanı sıra 90 yıllık bu bilek güreşinde yeni bir aşamayı da haber veriyor.
Org. Başbuğ, İsmet Paşa’nın “Genelkurmay Başkanı olduktan sonra Hükümet’e girdim” sözlerini aktardıktan bir gün sonra Başbakan’ın davetiyle Genelkurmay Başkanı sıfatıyla MGK üyesi bakanlarla Hükümet toplantısına giriyor.
İlk kez “kozmik gizliliğe sahip” bir askeri tesis, yargı mensuplarınca basılıp incelemeye alınıyor.
“Askerin rejim içindeki yeri” konusunda yıllar yılı süren tartışma, “fiili durum”la yeni bir boyut kazanıyor.
Kirazlıdere’de yaşananların bir anlamı da budur.