Teselli ikramiyesi!

Milletvekili olmak yetmez milletvekilli olana. Hele de iktidar partisinden seçilip, o koltuğa oturana.
Hesapta, hedefte, hayalde bir koltuk daha vardır mutlaka.
Hesabın büyüğü “bakanlık” için yapılır.
Hedefte “kırmızı plaka” vardır.
Hayallerde kulağa “Sayın Bakanım” hitabı fısıldanır.
Ve liste açıklanır...
Eyvah.
İşte o zaman her kafaya bir dünya yıkılır!
Olsun.
Yine de bir umut vardır.
Umudun adı da:
Komisyon başkanlıklarıdır.
* * *
Madem “pantolon” olmadı.
“Gömlekle” idare edecektir bazıları.
Makamsa makam.
Koltuksa koltuk.
Unvansa unvan.
Daha ne ister insan?
Ayrıca...
Komisyonu başkanı olmak, işini bilen için bakanlıktan bile forsludur icabında.
Misal...
Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu.
Sorarım:
Hangi bakan onun kadar TV ekranlarına çıktı?
Hangi bakanın üzerine onun kadar çok yumurta yağdı?
Sonuçta...
Anayasa Komisyonu gibi her birinde bir Ak Parti milletvekilinin başkan olduğu 17 “ihtisas komisyonu” var Meclis çatısı altında.
* * *
Dahası da var:
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi, NATO Parlamenter Asamblesi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu, İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği, Asya Parlamentoları Asamblesi, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi, Parlamentolar arası Birlik Grubu, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi, Akdeniz Parlamenter Asamblesi...
İşte bu “uluslararası komisyonlar” arasından birine üye, hele başkan oldun mu; yaşadın!
Dünyada gezmedik, dolaşmadık yer bırakmazsın.
* * *
Ve sırada “Parlamentolar arası dostluk grupları” var şimdi.
Az değil.
Nereden baksan 50-60 “koltuk” söz konusu.
Onların başkanları henüz seçilmedi.
Kalbi kırık Ak Partili vekiller, haklı olarak bir “teselli ikramiyesi” beklemekteler.
Artık ABD mi olur, Angola mı olur...
Kime niyet, kime kısmet!




Bir çift don!


Antika objelerin değerini bilirim, koleksiyon yapmanın önemini anlarım. Ama her şeyin bir sınırı ve anlamı olmalı sonuçta.
Kabul.
Gazoz kapağı biriktirebilir insan.
Eski lambaların kırık parçalarını bile toplayabilir.
Hatta kendine göre önemli olanları para vererek de alabilir.
Kabul.
Bir tabloya, bir masaya, bir kaleme, bir elbiseye icabında milyon dolarlar ödenmesi normaldir.
Misal.
Beatles’a can feda, John Lennon başımın tacı.
Param olsa Beatles’tan kalan bir hatırayı gözüm kapalı alırım.
Fakat bir diş, bildiğiniz “diş” John Lennon’un ağzından çıkmış dahi olsa alınır mı hiç? Üstüne de 31 bin 200 dolar verilir mi hiç?
Ya bir çift dona 10 bin sterlin öder mi aklı başında olan?
Neymiş...
Donlar, İngiltere tarihinin en uzun süre tahtta kalan hükümdarı Kraliçe Viktorya’ya aitmiş!



Tek karelik tedbir!

Teselli ikramiyesi