200 Alman gelin bize yeter sanmıştık

Bir zamanlar bizler “200 Alman gelin bize yeter. Berlin’deki Alman gelinlerimizin sayısı 200’ü bulduğunda, iş tamamdır. Alman politikacılar Türkiye’nin her sorununda bizim yanımızda olur. Bizi destekler” hayaliyle yaşamıştık.

(Bu anlatımda “Bizler” diye söz edilenler, Devlet Planlama Teşkilatı’nın ilk uzmanlarıdır.)

DPT kurulmuş, 15 yıllık planla sanayileşmenin hedefi belirlenmiş. Kalkınma planları hazırlanıyor. Yıllık programlarla kamu ve özel sektörün yapacağı sanayi yatırımları belirleniyor.

Gelin görün ki hazırlanan projeleri gerçekleştirmek için döviz yok.

O yıllarda OECD‘nin patronluğunda “Türkiye’ye Yardım Konsorsiyumu” kuruldu. “OECD’nin zengin üyeleri her yıl Türkiye için ortaya konulan bir çanağa para atıyor. Biriken paranın hangi projelerde kullanılacağına karar veriyorlar. İlgili yatırımın ithalat harcamalarının çanağa para atan ülkelerden yapılması şartıyla bize döviz kullandırıyorlar. Biz de o dövizlerle yatırımları gerçekleştiriyoruz.”

Almanlarla başımız dertte

Konsorsiyumun patronluğunu Almanlar yapıyorlar. Almanlar “zalim mi zalim.” Çanağa para atmıyor, atılan paraları serbest bırakmamak için her şeyi yapıyorlar.

Biz “Plancılar”, ellerimizde sanayi projeleri, “Konsorsiyum” toplantılarında derdimizi anlatmak için parçalanıyoruz. Derdimiz daha fazla döviz desteği sağlamak. Bizim yatırım tercihlerimiz başka, onların politikası başka. Konsorsiyum üyeleri onların bize sattığı malları üretecek sanayi tesislerine döviz vermek istemiyor. Bizim “belalımız” ise, Alman hükümetinin temsilcileri.

Aynı yıllarda Türkiye’den Almanya’ya ‘misafir işçi’ sevkiyatı başladı. İşçi politikaları da DPT’de oluşturuluyor. İşçiler kalıcı olarak gitmiyor. Aileleri Türkiye’de kalıyor. Ailelerine nasıl para gönderecekler? Döndüklerinde ne yapacaklar? Bu iş de DPT’de.

Bir yandan konsorsiyumun patronu Alman temsilcilerini sanayileşmemize daha fazla destek vermeleri için ikna etmeye çabalıyoruz, öte yandan onların sanayi üretimini artırmaya destek vermek için misafir işçi gönderiyoruz.

İşte o günlerde, mesai sonunda DPT’deki odaların birinde toplanmışız. Çay içerek, dertleniyoruz. “Almanların Konsorsiyum’daki engellemeleri nasıl yumuşatılır?” derken, Doğan Kayran arkadaşımız “Hiç meraklanmayın... Göreceksiniz, Almanlar bizim en büyük destekçimiz olacak” dedi ve anlattı:

“Bizim işçiler Almanya’ya gidiyorlar ya... Bekâr olanlar Alman kızlarıyla evlenecek. Alman gelinlerden çocukları olacak...”

Ümidimiz Alman gelinler idi

“Berlin’de 200 Alman gelinimizin olması kaderimizi değiştirecek. Alman hükümetinde, Alman parlamentosunda Türkiye’yi ilgilendiren bir konu mu var... Bizim 200 Alman gelinimiz, çocuklarının ellerinden tutarak, Alman ve Türk bayraklarını sallayarak parlamentonun, başbakanlığın, bakanlıkların önünde yürüyüşe geçtiğinde, bakın, görün Almanlar bizi nasıl daha iyi anlamaya başlayacak...”

Bunlar elli yıl önce olan bitenler. Bunlar elli yıl öncenin beklentileri ve hayalleri.

Şimdilerde Almanya’da 3 milyon Türk var. Alman gelinlerin sayısı en az 50 bin, belki de 100 bin oldu. Ama netice “Hatice”(!)...

Gelin sayımız arttı da... Acaba bizim gelinler çocuklarını ellerinden tutup Alman ve Türk bayraklarıyla parlamento önünde yürümediklerinden mi, Doğan Kayran kardeşimin beklentileri gerçekleşemedi?

(Bilgi için: Berlin’de 350 bin Türk yaşıyor. Almanya’da yaşayan Ermeni sayısı 42 bin. Berlin’de 2 bin Ermeni var.)