Çok önemli bir Türk iktisatçısı hayatını kaybetti

Bir garip ölmüş diyeler / Üç günden sonra duyalar...“ demiş Yunus Emre. Günümüzde “ilim, bilim adamları“ da garip kişiler oldu. Onların ölümü (maalesef) duyulmuyor. Üç gün sonra da olsa duyulmuyor. Çünkü bizde ilim, bilim önemli değil. İlim, bilim adamı önemli değil.
Prof. Dr. Oktay Yenal (1931, Kars), geçen hafta Büyükada’da öldü. Önemli bir bilim adamı idi. Sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da çalışmaları ve yayınlarıyla tanınan, bilinen, alkışlanan bir Türk iktisatçısı, iyi bir hoca idi.
İstanbul’da Amerikan Koleji’nden, daha sonra London School of Economics’den mezun oldu. İ.Ü. İktisat Fakültesi’nde ders verirken ABD’ye gitti.
Chicago Üniversitesi’nde hem okudu, hem ders verdi.

Uygar ve mutlu ülke olmak
İstanbul, Atatürk, Princeton, Boğaziçi, Sussex ve Koç üniversitelerinde öğretim üyeliği yaptı. Siyaset, iktisat, gelişim ekonomisi, para, banka konularında yayımlanmış birçok kitabı ve makalesi var.
Milton Friedman’ın “Akıntı ile giden balık, ölü balıktır” düsturunun her daim takipçisi bir liberal, DPT’nin kuruluşundaki çekirdek kadroda yer almasına karşın planlamaya inanmayan bir plancı idi.
Dünya Bankası’nda geçen 25 yıl boyunca Üçüncü Dünya’nın fakir ülkelerinin kalkınma çabalarına katkıda bulundu. Dünya Bankası Hindistan Temsilcisi, Doğu Afrika Bölgesi Özel Çalışmalar Grubu Başkanı, Asya Bölümü Baş İktisatçısı oldu... 5 Nisan Kararları diye bilinen önlemler paketinin ana hatlarını çizen iktisatçı idi. Devletçi, karma ekonomici, merkantilist tutumlara karşı hep pozitif iktisat ile serbest ticaret, kambiyo ve kredi piyasalarını savundu.

Sosyal amaçlar unutulmamalı
Emeklilik döneminde Büyükada’daki evinde resimle ve şiirle uğraştı. İşsizlik, gelir dağılımı ve vergi adaletine kafa yormaya devam etti:
“Deprem ya da savaş gibi çok büyük bir felaket olmazsa, tüm artı ve eksilerine rağmen Türkiye, zengin bir ülke olacak, buna hiç şüphe yok. Hangi hükümet gelirse gelsin, Türkiye zenginleşecek. Ama acaba daha uygar ve mutlu bir ülke olacak mı? Asıl mesele bu!” diyordu.
Oktay Yenal derdi ki, ” Bugünkü dünyada her sistemin derece derece kapitalist olması şart. Fakat son yıllarda olduğu gibi vahşi kapitalizmin hüküm sürmesi, yani vahşi kapitalizmin yaygınlaşması, gelir farklarının büyümesi, açlığın ve işsizliğin artması arzu edilen bir düzen değil. Bunun için demokrasinin iyi işlemesi ve demokrasilerin sosyal amaçlara yönelmesi gerek.”
Daha sonra da sosyal demokraside devletin görevlerini sıralardı: “Açlığı azaltmak, kronik işsizliği kaldırmak, vatandaşa asgari eğitim ve sağlık hizmetleri sağlamak ve bu yollarla ve de vergi önlemleriyle gelir dağılımını düzetmek.”