Amerikan halkı tarih yazdı, sıra Obama’da!

Bu köşede dünkü yazımı, “Amerika’da değişim ve ‘devrim’ heyecanı kapıyı çalmış durumda; Barack Obama’yla Amerika ve dünya için daha iyi bir gelecek umudu doğuyor’ diye noktalamıştım.
Bıraktığım yerden devam ediyorum.
Amerikan seçmeni 4 Kasım 2008 salı günü gerçekten tarih yazdı, ilk siyah Başkanı’nı seçerek.
Şimdi sıra Başkan Obama’da!
Tarih yazma sırası, Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk siyah Başkanı’nda...
Köleliği, ırkçılığı, ırk ayrımcılığını iliklerine kadar yaşamış bir ülkede, bir siyahı ilk kez Başkan seçerek Amerikan toplumunun değişime ne kadar açık olduğunu da gösterdi Amerikan halkı...
Obama’nın deyişiyle:
“Amerika’nın hâlâ her şeyin mümkün olduğu bir ülke olduğundan ve kurucularımızın rüyasının bugün de canlı olduğundan hâlâ kuşku duyanlar varsa ya da bu ülkede demokrasinin gücünü hâlâ sorgulayan birileri yaşıyorsa, bu gece onlara en iyi yanıttır.”
Ve belki de Amerika böylesine değişime açık bir ülke olduğu için de Barack Obama’nın değişim sloganını kucakladı ve onu Beyaz Saray’a taşıdı.
Şimdi sıra Başkan Obama’da!
Amerikan halkına verdiği sözü tutup ‘değişimi gerçekleştirmek’ durumunda olan, seçim sonrasındaki tarihi Chigaco konuşmasında altını çizdiği demokrasi, özgürlük, eşitlik, umut ideallerini hayata geçirecek olan da Başkan Obama artık...
New York Times dün “Irkçı engel çöktü; Amerikan seçmeni değişim çağrısına sahip çıktı” diye manşet atarken, başyazısını “Bu bir başlangıç” diye noktalıyordu.
Evet öyle, bir başlangıç.
Bu başlangıcı Amerikan halkı yaptı.
Şimdi sıra Başkan Obama’da!
Bunun arkasını getirecek olan o...
Tarihi 4 Kasım seçimleriyle birlikte yalnız Amerika’da değil, neredeyse bütün dünyada daha iyi bir gelecek umudu doğdu.
Beklentiler olağanüstü yükseldi.
Dikkat etmek lazım.
Siyasette büyük beklentilerin olduğu yerde, çok büyük hayal kırıklıkları da kapının arkasında bekler. En ufak bir başarısızlıkta, bugün nasıl ki beklentiler tavan yaptıysa, o gün de hayal kırıklıkları tavan yapar.
Obama elbette bunun farkında.
Tarihi Chigaco konuşmasında değişimi başaracaklarını, ülkeyi yenileyeceklerini ama bunun kolay olmayacağını, zaman alabileceğini şu sözlerle belirtti:
“İki tane savaş var, Irak’la Afganistan’da. Gezegenimiz tehlikede ve büyük finansal bir krizin içindeyiz. Önümüzdeki yol uzun ve zorlu olacak. Belki dört yılda da istediğimiz yere gelemeyeceğiz. Ama size söz veriyorum, bir gün hedeflerimize ulaşacağız. Evet yapabiliriz!”
Bir nokta çok açık.
Obama bir enkaz devralıyor.
Başkan Bush’un enkazı bu.
Afganistan ve Irak’taki savaşlarla korkunç ekonomik krizden oluşan bir enkaz... Amerika’nın dünyadaki saygınlığının yerlerde süründüğü, maddi ve manevi gücünden çok şeyler kaybederek liderliğinin fena halde sorgulanır hale geldiği bir enkaz bu...
Amerikan halkı, Obama’yı seçip değişim kapısını açarak bir devri kapatmak isterken, üç konuda elindeki kırmızı kartı salladı:
(1) Bush’un ‘piyasa köktenciliği’ diye de nitelenen ekonomi modelini reddetti.
(2) Bush’un Irak Savaşı’nı reddetti.
(3) Bush’un terörle mücadele yöntemlerini reddetti.
Amerikan seçmeni bu kırmızı kartları öylesine bir kararlılıkla gösterdi ki, McCain-Palin ikilisinin yerinde herhangi bir başka Cumhuriyetçi ikili de olsa Barack Obama karşısında yenilgiye mahkumdu.
Uzun lafın kısası:
Amerikan halkı tarih yazdı.
Obama da yazabilecek mi?
İlk siyah Başkan oldu Obama.
İlk ‘büyük’ siyah Başkan da olabilecek mi?..
New York Times’daki köşe yazısını dün şöyle noktalamıştı Thomas E. Friedman:
“İç Savaş sona erdi. Şimdi her şeyi yeniden inşa etme zamanı...“
Bizim eski deyişle:
Ayinesi iştir lafa bakılmaz!
Başkan Obama, dileriz, ülkesinde ve dünyada kendisine bağlanan umutları boşa çıkarmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR