Başkan Obama güzel konuştu, hem nalına hem mıhına konuştu!

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama dün TBMM’de güzel konuştu, hem nalına hem mıhına konuştu. Mesajları eski deyişle muğlak ya da üstü örtülü değil, açıktı.
Topa da yanlış vurmadı.
Örneğin soykırım demedi.
Bu sözcüğü bugün için ağzına almadı, ama Ermeni soykırımı konusunda kendi görüşünün değişmediğini de belli etti.
Aynı zamanda her ulusun tarihinde trajik olayların bulunduğundan söz etti. Amerika’nın geçmişindeki köleliği, ayrımcılığı anımsattı.
Ve geçmişle başa çıkmanın kolay olmadığını belirtirken, geçmişle barışmanın taşıdığı önemin altını da haklı olarak çizdi. “Geçmişle yüzleşme iyi bir geleceğe kapı açar” dedi.
Beklenen mesajı da verdi:
Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi... Sınır kapısının açılması...
Başkan Obama, Ermeni meselesi gibi, Türkiye’nin ‘Kürt sorunu’na da  değindi. Bu konuda demokrasinin gereklerine çok özetle ama herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde işaret etti.
TBMM’deki konuşmasında en büyük alkışı PKK ile El Kaide’yi ortak düşman olarak nitelediğinde ve PKK’ya karşı mücadelede Amerika’nın desteğini vurguladığında aldı.
Ermeni meselesi ile Kürt sorununun yanı sıra, Başkan Barack Obama, çözülmesi hayırlı olacak sorunlar arasında Kıbrıs’ı da saydı.
Bu da sürpriz olmadı.
Türkiye’de azınlıkların sorunları konusunu kısaca gündeme getirdi. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasının doğru olacağını da belli etti. Bu çerçevede Başkan Obama, din ve ifade özgürlüklerine de vurgu yaptı.
Bütün bu mesajlar önemli.
Çünkü Ermeni meselesi, Kürt sorunu, Kıbrıs, azınlıkların haklı dertleri, Ruhban Okulu, bu sorunlar diken gibi.
Bir yandan Türkiye’nin iç istikrarını, iç barışını olumsuz etkiliyor; öte yandan, Amerika’sıyla, Avrupa’sıyla ilişkilerinin arzu edildiği gibi ilerlemesini köstekliyor bütün bu sorunlar.
Türkiye siyaseti bu dikenleri çıkarabilse, bu kamburlardan kurtulacak siyasal iradeyi gösterebilse, Türkiye hiç kuşkusuz ileriye doğru çok daha büyük sıçramalar yapabilecek.
Obama’nın konuşmasının başında Atatürk vurgusu da vardı. Atatürk’ün Türkiye’ye en büyük mirası olarak ‘laik demokrasi‘yi gösterdi ve alkış aldı.
Türkiye’nin büyüklüğünün Doğu ile Batı’nın, uygarlıkların buluştuğu yerden kaynaklandığını belirtirken, bu bakımdan ‘demokrasinin gücü’nü vurgulamayı da unutmadı.
Demokrasiden geri dönüş olamayacağını, Türkiye’nin demokratikleşme yolundaki adımlarına devam etmesinin önemine de değindi.
Ve AB mesajını verdi:
“Türkiye’nin AB üyeliğini şiddetle destekliyoruz.”
Başkan Obama’nın bu mesajlarının Türkiye açısından ortak noktası nedir diye sorulduğunda yanıt şudur:
Türkiye’nin istikrar yolu!
Bir başka deyişle:
Demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü yolunda ilerleyen, AB’nin gerektirdiği reformculuğa hız veren, geçmişiyle barışabilen, Ermenistan’la normalleşebilen, Kürt sorununu çözüm yoluna oturtabilen, Kıbrıs düğümünü çözebilen bir Türkiye’nin önü çok daha fazla açılır.
ABD ve AB ile ilişkilerindeki birtakım dikenlerden kurtulan bir Türkiye, rejim sorunlarıyla da, aş ve iş sorunlarıyla da daha kolay baş eder.
ABD Başkanı Obama, ‘İslam dünyası’na dönük mesajlarını da TBMM kürsüsünden verdi.
Bu da çok önemli.
Böylece Türkiye’nin hem İslam âlemi açısından önemini, hem de laik demokrasisiyle İslam âlemine örnek oluşturabileceğini de anlatmış oldu.
Bu arada İslam’a olan saygısından söz etti. Amerika’nın İslam’la savaşta olmadığını, hiçbir zaman da olmayacağını belirtti.
Amerika’nın dostluk elini herkese uzattığını söylerken, Irak’tan İran’a, Filistin’den İsrail’e, Afganistan’a kadar uzanan ‘sorunlar coğrafyası’nda Türkiye’nin oynadığı, oynayabileceği rolün de altını çizmeye unutmadı.
Başkan Obama, ülkesiyle Türkiye arasında ‘model ortaklık’tan söz ederken de, Türkiye’yi kendinden önceki Amerikan yönetimlerine göre çok daha ciddiye almak istediğini ve bu sorunlu coğrafyada gerçek bir ortak olarak görmek istediğini herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirtti.
Kısacası:
Başkan Obama güzel konuştu, hem nalına hem mıhına konuştu TBMM’de.
Tayyip Erdoğan da memnun kalmış olmalı ki, ayağa kalktı, Barack Obama’ya sarıldı ve iki yanağından Türk usulü öperek kutladı kendisini.
Bundan iyisi can sağlığı...