Hem Doğu’da hem Batı’da barış için...

BARIŞ VE GÜVENLİK YEREL DEĞİL ‘KÜRESEL’DİR BU ÇAĞDA!

Evet, El Kaide misilleme yapabilir, “Ölmedim ayaktayım!” diye vurabilir.
Uyanık olmak lazım.
Terörle haklı mücadele sürecek.
Ama bu yetmez.
Terörle mücadele nedir, nasıl bir zihniyetin ürünü olmalıdır ki, gerçekten barış ve güvenliğin kapısı açılsın...
Dünkü yazımda belirttiğim gibi, İslam coğrafyası ya da Arap âleminde El Kaide’yi, Bin Ladinizm’i besleyen kaynakların kurutulması ve temel sorunların çözüm rayına oturtulması şart.
Filistin sorununu çözmeden, özgürlük diye dört aydır meydanlarda kan ve gözyaşı akıtan Arapların özlemlerini hissetmeden, anlamadan, sadece Bin Ladin’in yok edilmesiyle daha güzel, daha güvenli, daha barış içinde bir dünya hayali kurulamaz.
Bir zihniyet değişimi gerekiyor!
Bunun için mesela Amerika’nın, bir İngiliz meslektaşımın deyişiyle,(+) ‘11 Eylül kafası’ndan kurtulması lazım.
Yine bunun için Avrupa’nın İslam’ı düşman gören ve Müslümanları dışlayan Sarkozy gibi kafalardan kurtulması lazım.
Bu pencerelerden bakarsak, Başkan Obama’nın bugün için çektiği çizginin sorumlu ve gayet ağırbaşlı olduğu dikkati çekiyor.
“Adalet yerini buldu” demekle yetindi.
Daha önemlisi:
“İslam’la savaşta değiliz ve savaşmayacağız” diye ekledi.
Bu önemli bir nokta.
Başkan Bush’un 11 Eylül sonrasına damgasını vurmuş olan Haçlı seferi üslubundan ve “Ya bizden ya düşmandan yanasın!” tavrından uzak, çok daha dengeli bir yerde duruyor Başkan Obama...
‘11 Eylül kafası’ndan farklı bu.
Müslümanlara da iyi bir mesaj!
İslam’ı kötülüklerin anası gibi gören, Arapları adam yerine koymayan, İslam’la demokrasinin olamayacağına inanan Neo Con’cu anlayış, Başkan Bush döneminde Amerika’yla dünyanın başına iki büyük bela sardı:
Irak ve Afganistan savaşları...
Başkan Obama şimdi maddi ve manevi bakımdan insanlığa çok pahalıya patlayan bu savaşlardan kurtulmaya çalışıyor.
Barış içinde, güvenli ve güzel yaşamak için bu savaşlardan kurtulmak doğru bir tercih.
Ama bunun devamını getirmek lazım. Bu açıdan dünkü yazımda belirttiğim gibi ‘Arap baharı’ büyük bir fırsat.
Amerika, Avrupa’yı da yanına alarak, bir yandan Filistin sorununun çözümü için İsrail’e bastırırken, aynı zamanda Arap âlemindeki özgürlük ve demokrasi değişimini desteklemelidir.
Çünkü, bugüne kadar yaşattığı dikta ve otoriter rejimlerdir, Ortadoğu’da Bin Ladin’leri tarih sahnesine çıkaran...
Araplar da demokrasiyi yapar.
İslam da demokrasiyle bağdaşır.
Bu iki konuda, Batı dünyasında yer etmiş ırkçı ve İslam düşmanı görüşler etkisiz kılındıkça, örneğin bir Müslüman Kardeşler de, örneğin bir Hamas da ‘demokrasi oyunu’nda kabul gördükçe ve Amerika 11 Eylül kafasından sıyrıldıkça, hem Doğu’da hem Batı’da şiddet değil barış kazanacaktır.
Böylece daha güzel, daha güvenli bir dünyada yaşamanın yolu açılacaktır.
Unutmayın:
Barış ve güvenlik artık yerel değil ancak küresel olabilir bu çağda...
_______________________
+ Rubert Cornwell, The Independent, 3 Mayıs 2011.