Ölüm kültürü!

Terör ve şiddet üreten bu coğrafyada uzlaşma, işbirliği ve tolerans ruhunun oluşumu...Nasıl?Bu açıdan eğitimin rolü.Dünya Ekonomik Forumu çerçevesindeki 100'ler Meclisi'nin Ölü Deniz toplantısında temel konu bu.Kültürler arasında, özellikle İslamla Batı arasında köprüler oluşturmak için eğitim nasıl bir rol oynayabilir?Tartışılıyor.Her kafadan bir ses...Okuma yazma bilmeyen milyonlarca çocuğun yaşadığı Arap dünyasında eğitim açısından nereye kadar, ne yapılabilir? Okuma yazma öğretmekle iş bitmiyor. Eğitimin içeriği, dini ve laik boyutları... Elit eğitimi... İslamcıların eğitim anlayışı...Anlaşmak kolay değil.Hatta bazı açılardan olanaksız. Ama yine de konuşmak, tartışmak şart. Evet, siyah beyaz yanları olan bir konu. Tartışmak bazen havanda su dövmek gibi geliyor insana.Ama eğer ölüm kültürü tarihin çöp tenekesine atılacaksa, yerine demokrasi kültürü sahne alacaksa, eğitimin vazgeçilmez rolü ortaya çıkıyor. Demokrasi kültürünü düşünüyorum.Bu açıdan eleştirel düşünceyi ön plana çıkaran, klişeyi, ezberi reddeden ve sorgulayabilen bağımsız kafa yapısını temel alan eğitimin önemi bir kez daha kendini belli ediyor.Kısacası:Yalnız eğitim demekle iş bitmiyor. Tıpkı demokrasi demekle bitmediği gibi. Sihirli değnek değil ikisi de. Koşulları var, süreci var, osu var busu var.Kim söylemişti, anımsamıyorum şimdi: "Demokrasi hazır kahve (instant coffee) değil ki... Bir fincan sıcak suya bir kaşık atıp karıştırmakla olmuyor demokrasi." Evet öyle.Demokrasi, siyasal reform ve değişim zaman alıyor. Sabır ve sebat şart. Toplumun eğitim ve gelir düzeyinin yükselmesini, sivil toplumun gelişip güçlenmesini gerektiriyor. Ayrıca mücadelesiz de olmuyor. Ancak bunlarla ete kemiğe bürünüyor demokrasi...Yalnız seçim yapmakla da iş bitmiyor. İş sadece seçime kalır da, ya Saddam'lar, Humeyni'ler, Taliban'lar sandıktan çıkarsa?..Ölü Deniz toplantısının konularından biri, Arap âleminde reform ve demokrasi. Ama kuliste yukarıki sorunun yanıtları da tartışılıyor. Ya seçim sandığı istikrarsızlık getirirse?..Kaosa yol açarsa?..Genellikle kabul gören bir nokta var: Amerika 11 Eylül sonrası Afganistan'da Taliban'ı, Irak'ta Saddam'ı devirmeseydi, Arap dünyasında siyasal reform ve demokrasi dalgası kabaramazdı. Bölgenin İslamcı ve laik despotları hayatlarında ilk kez seçimden, reformdan, demokrasiden bu kadar söz etmezlerdi.Bu bir gerçek.Ne Afganistan, ne de Irak seçim görürdü. Ne Suudi Arabistan'da yerel yönetimler kısmen de olsa seçimle işbaşı yaparlardı. Ne Kuveyt'te kadınlar oy hakkına sahip olurlardı. Ne Suriye Lübnan'dan çekilirdi. Ne de Mısır'da Mübarek birden çok adaylı başkanlık seçimine giderdi.Kimine göre Arap baharı bu.Abartmak yersiz.Fakat Arap dünyasında reform ve değişim dalgasının kabarmaya başladığı, geri dönüşün artık güç olduğu anlaşılıyor.Bununla birlikte seçim sandığı rahatsızlık da yaratıyor. Demin belirttiğim gibi ya Humeyni'ler, Saddam'lar, Taliban'lar bu kez sandıktan çıkarlarsa, İslamcı ve laik diktalar bu defa seçim yoluyla iktidara gelirlerse?..Bu ihtimal yoktur denemiyor.Arap âleminde bugüne kadar Amerika da, Avrupa da laik ve İslamcı despotları, radikal İslam tehdidine karşı desteklediler. Bunda ucuz petrol ve İsrail'in güvenliği ağır bastı. Demokrasiye, siyasal reforma boş verdiler. Böylece yer altındaki radikal İslam, rejimlerin tek alternatifi haline geldi.Mısır'da, Suriye'de Müslüman Kardeşler... Cezayir'de radikal İslam... Filistin'de Hamas... Irak'ta Tahran'a yakın İslamcı Şiiler... Suudi Arabistan dahil Körfez ülkelerinde Şii ve Sünni radikalizmi...Meydanlara seçim sandıkları konursa, İslamcı radikalizm başını kaldırmaz mı?.. Evet, 11 Eylül sonrası siyasal değişim ve demokrasi, bir yerde Amerikan sopası ile Arap dünyasının gündemine oturmuş durumda.Maalesef gerçek böyle.Ama bundan sonrası yine böyle, yani Amerikan zoruyla gidemez. Hatta ters teper. Örneğin daha şimdiden Ortadoğu'nun birçok ülkesinde demokrasi savunuculuğu Amerikancılık ile damgalanabiliyor. Kısacası, demokrasi hazır kahve ya da Nescafe değil, sıcak suya bir kaşık atıp karıştırmakla olmuyor.Ancak bu topraklarda ölüm kültürü tarihe karışacaksa, o zaman demokrasi kültürü için inatla çalışmaktan başka çare de yok. h.cemal@milliyet.com.tr Ölüm kültürü... Ya da demokrasi kültürü... Sözcükleri not ediyorum. Ortadoğu'da ölüm kültürü, intihar komandoları, bomba arabaları...