Umutsuz yaşamak zor!

Sırayla konuşuyorlar.Devamlı laf öğütülüyor.Güzel sözler!Hiçbiri kulağa yabancı değil. Özünde barış, demokrasi, kültürler arası anlayış, çeşitlilik savunuluyor.Bu arada tabii uygarlıklar arası buluşma ve diyalog konusunda Türkiye'nin sembol ülke olarak önemine, bu açıdan İstanbul'un özel yerine işaret ediliyor.Başbakan Erdoğan konuşmasına daha çok Türkiye ve Avrupa Birliği çerçevesine oturtmuş. Türkiye için AB'nin stratejik bir hedef olduğunu belirtiyor.Türkiye'nin AB üyeliğiyle uygarlıklar çatışması tezinin ne kadar yapay ve sanal, ne kadar yanlış olduğunun ele güne gösterileceğini anlatırken şöyle diyor:"Hangi kutsal değerlerin arkasına saklanırsa saklansın, aşırılığın, radikalizmin, fanatizmin her türlüsüne karşı ortak bir duruş geliştirmek zorundayız."Irak'ta, Lübnan'da, Filistin ve İsrail'de yaşananların nasıl karşılıklı olarak nefret ve önyargıları beslediğini de sözlerine ekliyor Erdoğan...İspanya Başbakanı Zapatero, konuşmasını daha çok barış üzerine oturtmuş, barışın hiç yok edilemeyecek ortak bir değer olduğunu belirtiyor. "Hepimizin ortak düşmanı şiddettir, baskıdır, açlık ve kötülüktür" diyor.BM Genel Sekreteri Annan, din ve ortak değerler üzerinde duruyor:"Sorun ne Kuran'dır, ne Tevrat, ne de İncil. Sorun, inanç değildir. Sorun, inananlar ve inananların birbirlerine nasıl davrandıklarıdır. Tüm dinlerin ortak olan değerlerini, şefkati, dayanışma ve insana saygıyı ön plana çıkarmalıyız."Bir nokta dikkati çekiyor.Bütün konuşmalarda, güncel bir sorun olarak Filistin-İsrail'in altı kalın biçimde çiziliyor. Bu yaranın kanamaya devam etmesinin barışı, istikrarı zehirlerken, aşırılığı ve radikalizmi nasıl beslediği anlatılıyor.Annan şöyle diyor:"Arap-İsrail çatışması çok güçlü, sembolik ve duygusal bir yüke sahiptir. Bu yük, çatışmanın çok uzağındaki kişileri de etkiliyor. Filistinliler işgal altında yaşamaya devam ettikleri sürece, her gün bu işgalin altında ezilip aşağılandıkça ve İsrailliler otobüslerinde, eğelence yerlerinde havaya uçuruldukça, bu duyguların alevi devam edecektir."Çok haklı bir tespit.Filistin-İsrail sorunu çözümsüz kaldığı sürece, Ortadoğu'da, Arap aleminde barış ve istikrar özlem olarak lafta kalmaya devam edecek.Medeniyetler İttifakı girişiminin son raporunda belirtilği gibi, İslam dünyasıyla Batı arasında büyüyen çelişkilerin temelinde din değil, siyaset yatıyor.Filistin'e barış ve adalet gelirse... Irak, savaş belasından, mezhep kavgasından sıyrılıp istikrar yolunu oturursa... Afganistan insanca bir düzene kavuşabilirse... İslam alemi işşizlik, açlık ve cehaletle mücadelede mesafe alıp baskıcı rejimlerden de kurtulmaya başlarsa...İşte ancak böyle bir süreçte, Bin Ladinizm'in, Talibanizm'in, radikal İslam'ın değirmenine giden sular kaynağında kesilir.Benim önceliğime gelince, Filistin-İsrail sorununa çözüm bulmaktır; Filistinlileri devlete kavuşturmaktır.Evet, söylendiği gibi kolay değil bütün bunlar. Ama tarih baba da sayfalarında yazıyor, uygarlığın büyük tekerleğinin nasıl, hangi acı ve kepazeliklerle döndüğünü...Elbette kolay olmuyor insanlığın önünü açmak. Ama sürekli pedal çevirmekten de başka çare yok. Medeniyetler İttifakı girişimi de böyle bir çabanın ürünü...Umutsuz yaşanmıyor! h.cemal@milliyet.com.tr Çırağan Sarayı'nda Medeniyetler İttifakı toplantısı. Yüksekçe bir platformda BM Genel Sekreteri Annan, İspanya ve Türkiye Başbakanları Zapatero'yla Erdoğan, Devlet Bakanı Aydın'la Prof. Dr. Mayor yan yana.